Türkiye'de Risale-i Nur Hizmeti yapan vakıf veya dernek faaliyetleri yasal mıdır, vatandaş veya memurlar için yasak mı?

Soru Detayı

- Anayasal faaliyetlere aykırı mıdır ki insanlar derslere gelmekten, Nur külliyatını bazen elinde bile gözükmesinden kaygı ve korku duyuyorlar?
- Özellikle devlet memurları içinde de özellikle adli ve idari amir statüsünde olanların derin endişe ettiği anlaşılmaktadır. Bunun yasal zemini nedir, faaliyetlere katılmanın -işten çıkarılma- gibi kaygı duymalarına gerek var mıdır tavsiyeleriniz nedir bu işin aslı astarı nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Türkiye'de Risale-i Nur eserlerini okumak, bulundurmak veya bu eserler çerçevesinde sivil toplum kuruluşu (dernek / vakıf) çatısı altında ya da özel sohbet gruplarında yürütülen dini ve kültürel faaliyetlere katılmak hukuki açıdan tamamen serbesttir.

Ancak Türkiye'nin yakın geçmişte yaşadığı siyasi ve hukuki süreçler (Özellikle 15 Temmuz sonrası FETÖ gibi yapıların dini motifleri ve meşru kanalları istismar etmesi.) ve geçmiş dönemlerdeki bazı idari uygulamalar, toplumda ve özellikle devlet memurları ile adli / idari amirlerde psikolojik bir endişe ve ihtiyat duygusu oluşturmuştur.

Bu durumun hukuki zemini, uygulamadaki hassasiyetler ve kaygı duyulmalı mıdır sorusunun cevabı şu şekilde özetlenebilir:

1. Kanuni Zemin ve Anayasal Haklar

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde Risale-i Nur okunması ve bu alandaki sivil faaliyetler şu hukuki temeldedir:

İnanç ve İfade Hürriyeti (Anayasa m. 24 ve 26): Herkes vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. Kişilerin dini eserleri okuması, bu eserler üzerine fikir alışverişinde bulunması temel hak ve hürriyetler kapsamındadır.

Eserlerin Yasal Durumu: Risale-i Nur Külliyatı, Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerince ve Yargıtay kararlarıyla defalarca beraat etmiş, yasaklı yayın listesinde yer almayan, basımı, satışı ve okunması tamamen serbest olan eserlerdir. Nitekim Bakanlar Kurulu kararıyla Diyanet İşleri Başkanlığı eliyle de resmi basımları yapılmıştır.

Örgütlenme Hürriyeti (Anayasa m. 33 ve Dernekler Kanunu): İçişleri Bakanlığı'nın denetiminde resmi olarak kurulmuş vakıf ve derneklerin tüzüklerine uygun kültürel, sosyal ve dini faaliyetleri yasal haktır.

2. İnsanların ve Özellikle Devlet Memurlarının Korku ve Kaygısının Sebebi Nedir?

Vatandaşların ve özellikle amir konumundaki memurların taşıdığı kaygının temelde üç ana nedeni vardır:

1. İstismar ve Terör Örgütleri ile Karıştırılma Endişesi: FETÖ gibi yapıların geçmişte Risale-i Nur'u ve dini kavramları iç içe olmaları, devlet mekanizmasında ve adli mercilerde "tüm dini gruplara" karşı bir ihtiyat ve inceleme refleksi geliştirmiştir. İnsanlar, sırf bir sohbet ortamına girdiklerinde durumun yanlış anlaşılabileceğinden veya FETÖ tarzı yapılarla aynı kefeye konulabileceğinden çekinirler.

2. Disiplin Soruşturmaları ve "İltisak" Algısı: Kamu görevlileri için 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca tarafsızlık esastır. Memurlar, idari bir soruşturmada adlarının herhangi bir grup, oluşum veya yapı ile anılmasının kariyerlerine veya güvenlik soruşturmalarına olumsuz yansıyabileceği kaygısını taşırlar.

3. Tarihsel Durum: Cumhuriyet tarihinin farklı dönemlerinde (1960'lar, 1980'ler, 28 Şubat süreci) bu eserlerin veya grupların idari ve yargısal takibata uğramış olması toplumsal hafızada bir tedirginlik bırakmıştır.

3. Faaliyetlere Katılmak İşten Çıkarılma (İhraç) Sebebi midir?

Hayır. Sırf bir ders ortamında bulunmak, meşru bir dernek veya vakfın toplantısına katılmak ya da Risale-i Nur okumak tek başına bir suç, disiplin suçu veya işten çıkarılma (ihraç) sebebi değildir.

Suç veya disiplin cezası oluşturabilmesi için bir eylemin şu unsurları taşıması gerekir:

  • Suç işlemek amacıyla kurulmuş veya terör örgütü olarak tanımlanmış bir yapıya üyelik, irtibat veya iltisak.

  • Devletin anayasal düzenini bozmaya yönelik illegal faaliyetler.

  • Kamu görevinin tarafsızlığını bozacak şekilde bir yapı adına idari yetki kullanılması veya hiyerarşik bağımlılık gösterilmesi.

Yasal bir vakıf veya dernek çatısı altında, kanunlara uygun şekilde yürütülen sohbet ve kitap okuma faaliyetleri bir terör / suç kapsamına girmez.

4. Vatandaşlara ve Devlet Memurlarına Tavsiyeler

Sivil anayasal hakları kullanırken kaygı ve riski ortadan kaldırmak için dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:

Şeffaflık ve Meşruiyet: Katıldığımız faaliyetlerin resmi, tüzüğü açık, İçişleri Bakanlığı / Valilik denetiminde olan resmi dernek ve vakıflar bünyesinde yapılmasına özen gösterilmelidir. Gizli, kapalı, hiyerarşik ve şeffaf olmayan yapılardan uzak durulmalıdır.

Kamu Görevinin Tarafsızlığı: Özellikle adli ve idari amirler, kamu görevlerini yerine getirirken tam bir tarafsızlık içinde olmalı; mesai saatlerinde veya kurum içerisinde herhangi bir grubun veya eserin propagandasını yapmaktan kaçınmalıdır. Devlete olan sadakat ve liyakat ilkesi her zaman ön planda tutulmalıdır.

Kitabın Şahsi ve İnanç Boyutu: Risale-i Nur veya herhangi bir dini / tefekkürî eser okumak kişisel bir hak ve entelektüel / dini tercihtir. Kişisel kütüphanede bulundurmak veya okumak kanunen suç teşkil etmez.

Özetle; Risale-i Nur okumak, bulundurmak ve kanun çerçevesindeki meşru faaliyetlere katılmak anayasal haklar güvencesindedir ve yasaldır. İnsanların hissettiği korku hukuki bir yasaktan değil, geçmişte yaşanan istismarların getirdiği sosyal ve idari reflekslerden kaynaklanmaktadır. Devlete ve mevzuata bağlılık korunduğu, kanun dışı yapılara kapı aralanmadığı sürece bu tür kültürel ve dini okumalara katılmaktan dolayı kanuni bir mağduriyet yaşanması hukuken söz konusu değildir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 18
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...