Block title
Block content

Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin Üç Ayda Ezberlediği Doksan Kitap Hangileridir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

I. Sarf (3 Kitap)
Kelime türemeleri ve fiil çekimleri konularını işleyen temel Arapça gramer biliminin adıdır.

II. Nahiv (13 Kitap) 

Arapça dilbilgisinin ikinci kademesi olan cümle yapısı ve kuruluşu ile ilgili konuların anlatıldığı bir derstir.

III-V. Belağat (Meani, Beyan ve Bedi) (5 Kitap)

Bilim olarak düzgün ve yerinde konuşma sanatının kurallarını inceler. Kendi içinde Me̒ani, Beyan ve Bedi̒ olarak üçe ayrılır.

VI. Mantık (7 Kitap)

VII. Münazara (İlm-i Adabve’l-Münazara) (6 Kitap)

Münazara kelimesi Nazara kelimesinden türemiş olup delilleri ortaya koyarak düşünmeye ve gerçeği anlamaya sevk eden konuşma şeklinde tarif etmişlerdir.

VIII. Cedel İlmi (2 Kitap)

İlm-i Cedel, Latince Dialectica sözcüğünün karşılığıdır. Dialectica, terimi ise dia+legein yani dil ve nutuk, karşılıklı konuşma ve istidlal, yani delil getirerek karşıdakini susturma sanatı anlamına gelmektedir.

IX. Hikmet (Felsefe) (3 Kitap)

Felsefenin tarif ve mahiyeti, var olmaları bakımından varlıkların bilinmesidir.

X. İlm-i Vad (3 Kitap)
Lafızların ve kelimelerin nasıl ve ne hikmetle hangi manaya konduklarını yani lügat felsefesini araştıran bir ilim dalıdır.

XI. İlmü'l-Lüğah (2 Kitap)

Sözlük İlmi

XII. İlmü'l-Aruz = İlmü'l-Kafiye (3 Kitap)

Arap şiirindeki vezin ve kafiye ilmidir. Musiki ile de yakın alakası bulunmaktadır.

ULUM-I RİYAZİYE

Âlimlerin dikkatini kainat kitabını okumaya celbeden ilimlerdir.

XIII. Hendese (2 Kitap)

Geometri

XIV. İlm-i Hesab (2 Kitap)

Matematik

XV. İlm-i Hey’et (2 Kitap)

Astronomi

XVI. İlm-i Zic (İlm-i Mikat da denir) (1 Kitap)

Bu ilim, hey'et (astronomi) ilminin bir alt disiplinidir. Mevzuu; yıldızların hareketlerinin özellikle seyyarelerin ölçülerini, her birinin hareketlerini takvim ve tespit etmek, burçlara giriş ve çıkışları bilmeye çalışmaktır.Zic cetvel demektir.

XVII. Coğrafya (1 Kitap)

ULUM-I ALİYE = YÜKSEK İLİMLER = ŞERİ İLİMLER

Ulum-i Aliye bilgileri sekizdir. 1) Tefsir ilmi, 2) Usul-i Tefsir ilmi, 3) Kelam ilmi, 4) Usul-i hadis ilmi, 5) İlm-i hadis, 6) Usul-i fıkıh, 7) Fıkıh ilmi, 8) Tasavvuf ilmi.

XVIII. Tefsir ilmi (2 Kitap)

XIX. Usul-i Tefsir ilmi (1 Kitap)

Tefsir Metodoljisi Bilimi

XX. Kelam ilmi (7 Kitap)

XXI. Usul-i hadis ilmi (3 Kitap)

Hadi Metodolojisi Bilimi

XXII. Hadis ilmi (11 Kitap)

XXIII. Usul-i fıkıh (4 Kitap)

İslam Nazari Hukuku

XXIV. Fıkıh İlmi (6 Kitap)

İslam Hukuku

XXV. Tasavvuf İlmi (3 Kitap)

XXVI. Kıra’at ve Tecvid (2 Kitap)
Kur’an Okuma Metotları Bilimi

Toplam 90 (doksan) kitap.

İlave bilgi için tıklayınız: 

Bediüzzamanın İlmi Şahsiyeti ve İcazetnameleri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

sami

Bediüzzamanın Doksan Kitabı Ezberlemesi Ve O Dönemde Medreselerde Okutulan Kitaplar -1 Bediüzzamanın eşi benzeri görülmeyen ve hayatı boyunca en ciddi eğitimi, Hicri 1309 yılının kış aylarında gittiği Doğu Beyazıtta gerçekleşmiştir. Miladi olarak 1891 yılının son ayları ile 1892 yılının ilk aylarını kapsayan üç aylık bu dönemde hocası, Şeyh Muhammed Celalî Hazretleridir. Medreselerin eğitim metoduna göre on beş senede okutulan Molla Camiden sonraki tüm kitapları, o henüz on dört yaşında iken ders almış ve öğrenimini başarıyla tamamlamıştır. Bu gerçeği 1953 yılında yazdığı Nur Âleminin Bir Anahtarı isimli risalesinde şöyle ifade eder: Tırnak kadar kuvve-i hafızaya malik bir adamın kafasında doksan kitabın kelimatı yazılmış. Ve üç ayda, her günde üç saat meşgul olarak, hafızasının sahifesinin yalnız o kısmını ancak tamam edebilmiş Bediüzzaman Şualar adlı eserinde üç ayda ve bir kış içinde on beş senede medresece okunan yüz kitaptan ziyade okuduğundan da bahseder. (Şualar, 596) Bu ifadelerden anlaşılmaktadır ki, o dönemde medreselerde okutulan kitapların sayısı yüzün üzerindedir. Bediüzzaman ise bu yüzden fazla kitabı okuyarak öğrenmiş ve üç kış ayında her gün üç saat çalışarak doksan kitabı da hafızasına almıştır. 1895 yılında Bitlise sürgün gelen Bediüzzamanın bir hikmete binaen eski sünuhatı kaybolmaya başlamıştır. Bunun üzerine ezber çalışmalarına tekrar başlayan Bediüzzaman, Bitlis Valisi Ömer Paşanın kütüphanesinden en üst düzeyde yararlanmıştır. Kısa zamanda kırka yakın kitabı ezberlemiş ve her gün iki üç saat ezberindekileri tekrarlamıştır. 1897 yılında Van gelen Bediüzzaman burada, Doğunun en büyük kütüphanelerinden biri sayılabilecek Tahir Paşanın zengin içerikli kütüphanesinden de fazlasıyla faydalanmıştır. Tahir Paşa her akşam çeşitli ilim çevrelerinden kişileri konağına toplayan ve burada ilmi, içtimai konuların münazara edilmesi sağlayan aydın bir kişidir. Paşa’nın meclisinde tarih, coğrafya, matematik, kimya, biyoloji, felsefe gibi fenlerin konularına da girildiğinden Bediüzzaman bu fenlere ait bilgileri kendi başına çok kısa bir sürede öğrenmiştir ve münazaralarda fikirleriyle öne çıkmıştır. Vanda bulunduğu bu ilk yıllarda Bitliste ezberlediği kırk kitaba ek olarak elli kitabı daha ezberine almıştır. Fakat burada ezberine aldığı kitaplar yalnız dini kitaplar değildir, felsefi, tarihi, fenni ve edebi kitaplar da Bediüzzamanın ilgi alanına girmiştir. Bediüzzaman Tahir Paşa&nın konağında kendisine ayrılan bir odada düzenli olarak her gece yatmadan önce iki buçuk saat kadar bu ezberlerini tekrarlamıştır. Bediüzzaman daha on dört yaşındayken medresede öğretilen tüm kitapları üç ay gibi kısa bir sürede ezberine almış ve Bediüzzaman unvanını hak etmiş biridir. 1908 yılında İstanbula geldiğinde ve kaldığı odanın kapısının üstüne meşhur levhayı astığında ise henüz otuz yaşındadır. Aradan geçen on altı sene zarfında dini ve fenni birçok kitabı okumuş, bu kitapların özlerini kavramış ve referans olabilecekleri ise ezberlemiştir. Şekerci Hanında kendisine yöneltilen her soruya cevap verme olayı gerçekleşinceye kadar sayısız defa Bediüzzaman hararetli münazara ortamlarında kendisini mihenge vurmuş biridir. Bu ortamların bir kısmında dini sorulara, bir kısmında ise Tahir Paşanın konağındaki gece münazaralarında olduğu gibi- hem dini hem de fen bilimlerine dair sorulara alışılmışın dışında cevaplar veren eşsiz biridir, Bediüzzaman. Abdülkadir Badıllı o dönemde Erzurum ve civarındaki medreselerde okutulan ders kitaplarından bazılarını tespit etmiştir. Badıllının tespitlerine göre o dönemde İslami bilimlere hazırlayıcı derslerden sarf alanında Emsile, Bina, İzzî, Sadedin Şerh-i İzzî ve Merah gibi kitaplar okutulmaktaydı. Nahiv derslerinde ise El Fevaidüd Diyaiyye, Haşiyetü Abdulhakim, Abdülgaffar alâ Fevaidüd Diyaiye, El Kafiye, Netaicül Efkâr Şerhül İzhar, İzhar, Zuruf, Terkib, Sadullah Sağir, Hedaiküd Dekaik, Avamil Şerhi, Şerhül Kutur, Şerhül Muğni, El Muğni ve Behcetül Mardiye vb. kitaplar öğretilmektedir. Muğnit Tüllab, Hallül Maakıd, Şerhül Kavaid, Şerhi Metnüş Şemsiye, Risaletl Vad, Kavl-i Ahmed ve Şerh-i İsaguci vb. kitaplar ise Mantık derslerinin en önemli eserleridir. Ayrıca, kelam derslerinde Şerhül Akaid, Şerhü Mevakıf ve Usulül Fıkıh derslerindeyse Cemül Cevami ile İbnül Hacer gibi eserler okutulmaktadır. (Mufassal T. H., 97-98) İslâm dünyasında yaygın olan ilimlerin sınıflandırma anlayışı vardır. Bu anlayışa göre, ilimler ulûm-u aliye (alet ilimler) ile ulûm-u âliye(yüksek bilimler) olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre sarf, nahiv, lügat, hesap, hendese, mantık, belagat, tarih, coğrafya, felsefe vb. ilimler birinci gruba; Kurân, hadis, kelam, fıkıh vb. diğer ilimler ise ikinci gruba girmektedir. Osmanlı medreselerinde okutulan dersler ve ders kitapları hakkında ise şunlar söylenebilir: Yirmilive daha yukarı medreselerde okuyabilmek için, öğrencinin, daha önceden temel gramer ve mantık derslerini almış olması gerekir. Bu derslerde; gramerin Sarfkısmında Emsile, Binâ, Maksud, İzzî ve Merah; Nahivkısmında Avamil, İzhâr ve Kâfiye; Mantık kısmında Şerh-i Şemsiyye, Şerh-i Tevâli, Şerh-i Metali, Şerh-i İsagoci ve Usul-ü Fıkıh kısmında da Telvih kitaplarını okuması gerekir. Ders kitabı olarak ilk başlarda bazı müderris ve âlimlerin orijinal kitapları okutulurken, daha sonra bu kitaplar üzerinde yapılan şerh, haşiye, ikat, ihtisar, telhis vb. şeklindeki çalışmalar okutulmaya başlanmıştır. Bu kavramlardan; · Şerh, bir eserin ana metnini esas alarak bunun üzerinde açıklama ve genişletmeler yapma; · Haşiye, bir eserin anlaşılamayan kavram ve konularını berraklaştırmak için kenarına veya altına açıklamalar ekleme; · İhtisar, bir kitaptaki bazı gereksiz ayrıntıların çıkartılarak sadeleştirilmesi (muhtasar); · Talikat, bir kitabın açıklanması gereken yerler için kenarına notlar koymak veya ayrı bir kitap yazmak; · Telhis oldukça geniş olarak hazırlanan eserleri halkın veya öğrencinin daha iyi anlaması için özetlemek demekti. Bu çalışmalar kitap sayfaları üzerinde yapılabildiği gibi ayrı eserler halinde de hazırlanabiliyordu. Elbette aşağıda sayılacak olan dersler ve ders kitapları her medresede okunmadığı gibi, bazı medreselerde burada sayılmayan ders konuları ve kitapları da okutulmuş olabilir. Fakat sayılan kitaplar medreselerdeki programın ana hattını oluşturmaktadırlar. Bu kitaplar medreselerde belli bir sıra dâhilinde tek tek okutulmuyordu. Ama önce sarf, yeterli bilgiye sahip olunca nahiv, daha sonraları mantık ve burada yeterli eğitim alanlar da akaid konularına geçerdi. Bütün bu hazırlayıcı derslerin üstünde ise tefsir, hadis, kelam ve diğer yüksek İslâmi bilim konuları işlenirdi.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Vbdestabe
biz sadece sar ve nahiv ilmini 5 senede bitiriyoruz. maşallah üstadımız tüm ilimleri 3 ayda bitirmiş allah bizlerede nasip etsin
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
drerkan
Sami kardeş Allah razı olsun.çok güzel açıklamışsın konuyu.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...