Üstad Hazretlerinin “Şerik” kelimesinden kastı nedir? Başka bir ilah mı, tabiat mı, madde veya kuvvet mi?
Değerli Kardeşimiz;
Üstad Hazretlerinin kastettiği şerik, her türlü ortaklık iddiasıdır. Yani Kur’an’ın ve Risale-i Nur’un hiçbir yerinde ne başka bir ilaha ne insana ne tabiata ne de herhangi bir sebebe zerre miktar hakiki tesir verilmez. Çünkü tesir, Allah’ın sonsuz kudretinin bir fiilidir; sebeplere ve tabiata verilemez.
İnsanlar, sebepler ve yaratılmış bütün mahluklar; yaratma ve tesir noktasında hiçbir kudret ve rububiyete sahip değildir. Zira Allah, kâinatta yaratılan bütün varlıkların ve meydana gelen bütün fiillerin dizginlerini elinde tutmaktadır. Sebepler tabiat, insanlar ve hatta melekler dahi yaratma noktasında eşittir; hiçbirinin hakiki icad ve tesir gücü yoktur.
Çünkü tabiat veya kanun dediğimiz şeyler, ilahi sanatın yalnızca birer ismi ve düzenidir. Hâlbuki kâinattaki bütün varlıklar birbirleriyle öyle derin bir irtibat içindedir ki, âdeta bir zerreye gerçek manada sahip olabilmek için bütün kâinata sahip olmak gerekir.
"Sivrisineğin gözünü halk eden, güneşi dahi o halk etmiştir." (Mektubat, Hakikat Çekirdekleri: 5.)
"Pirenin midesini tanzim eden, manzume-i şemsiyeyi de o tanzim etmiştir." (bk. age., ay., Hakikat Çekirdekleri: 6.)
"Esbaba tesir-i hakikî verilmemiş; vahdet ve celâl öyle ister. Lâkin, mülk cihetinde, esbab dest-i kudrete perde olmuştur; izzet ve azamet öyle ister; tâ nazar-ı zâhirde, dest-i kudret mülk cihetindeki umur-u hasise ile mübaşir görülmesin." (bk. age., ay., Hakikat Çekirdekleri: 8.)
"Arzı ve bütün nücum ve şümusu tesbih taneleri gibi kaldıracak ve çevirecek kuvvetli bir ele mâlik olmayan kimse, kâinatta dâvâ-yı halk ve iddiayı icad edemez. Zira her şey her şeyle bağlıdır." (bk. age., ay., Hakikat Çekirdekleri: 3.)
"İ’lem eyyühe’l-aziz! Tevhid ile bütün eşyayı Vâhid-i Ehade isnad etmediğin takdirde, âlemde bulunan bütün efradın mazhar oldukları tecelliyat-ı İlâhiye adedince ilâhları kabul etmek mecburiyetindesin. Evet, gözünü şemsten yumduğun ve timsalleriyle irtibatını kestiğin zaman, timsallerine mâkes olan şeylerin adedince hakikî şemslerin vücudunu kabul etmeye mecbur olursun." (Mesnevi-i Nuriye, Şulenin Zeyli)
Demek ki bir zerreyi hakiki manada yaratabilen ve idare edebilen zat, bütün kâinatın Rabbi olmak mecburiyetindedir. Kâinata hükmedemeyen bir güç ise, tek bir zerreye bile hakikî Rab olamaz.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü