Üstadımızda, esmâ-i hüsnâdan hangileri daha çok tecelli etmiştir?
Değerli Kardeşimiz;
Hem Üstad Hazretlerinin ifadelerinden hem Risale-i Nurda görünen derin tefekkürden anlaşılan manaya göre Risale-i Nurda diğer isimlerle beraber galip olan isimler Hakim ve Rahim isimleridir. Risale-i Nurlarda bu manaya işaret eden bölümler şu şekildedir:
"Hem bu işaret-i Aleviyeye bu da ima eder ki, o kasidenin nısf-ı evvelinde yetmiş fıkrada on yedi defa Nur kelimesini (HAŞİYE) tekrar ediyor. Ve müteaddit defa Süryanice bedî mânâsında olan Celcelûtiye kelimesini öyle ehemmiyetle zikreder ki, kasidenin ismi Celcelûtiye olmuştur. Risale-i Nur, Esma-i Hüsna içinde ism-i Nur, ism-i Hakîm ve ism-i Bedi'in mazharıdır. Zahirinde, tarz-ı beyanında ism-i Bedi'in cilvesi görünüyor."(1)
"Üçüncü nokta: Resâili’n-Nur baştan başa ism-i Hakîm ve Rahîmin mazharı olduğundan, bu üç âyetin âhirleri ism-i Hakîm ile ve gelecek yirmi beşinci dahi Rahmân ve Rahîm ile bağlamaları münasebet-i mâneviyeyi cidden kuvvetlendiriyor."(2)
"Birbirine sarılı çok yapraklı bir gül goncası gibi, şu âlem binler perde perde içinde sarılı, birbiri altında saklı âlemleri bu âlem içinde gördüm. Herbir perde açıldıkça diğer bir âlemi görüyordum. O âlem ise, âyet-i Nur'un arkasındaki,(...) ["Yahut onların amelleri, derin bir denizin karanlıklarına benzer ki, o denizi üst üste dalgalar kaplamış, dalgaları da bulutlar örtmüştür. Karanlıklar birbiri üstüne öylesine bastırmıştır ki, elini uzatsa onu dahi göremez olur. İşte, Allah'ın nur vermediği kimsenin nurdan hiçbir nasibi yoktur."(Nur Sûresi, 24/40)] âyeti tasvir ettiği gibi, bir zulümat, bir vahşet, bir dehşet karanlığı içinde bana görünüyordu. Birden, bir ism-i İlâhînin cilvesi, bir nur-u azîm gibi görünüp ışıklandırıyordu. Hangi perde akla karşı açılmışsa, hayale karşı başka bir âlem (fakat gafletle, karanlıklı bir âlem) görünüyorken, güneş gibi bir ism-i İlâhî tecellî eder, baştan başa o âlemi tenvir eder ve hâkezâ... Bu seyr-i kalbî ve seyahat-i hayaliye çok devam etti."(3)
Bu ifadelerden de anlaşılacağı üzere, Risale-i Nur ve Üstad Hazretlerinin âleminde bütün isimler muvazene ve mizanlı bir şekilde tecelli etmiştir. Bir iki ismin galibiyetinden çok bütün isimler kendini tam manası ile Risale-i Nur'da göstermiştir. Ama zamanın ihtiyaç ve iktizasından dolayı Hakim ve Rahim isimleri daha ziyade parlamıştır. Zira bu asır fen ve felsefede ziyade terakki ettiği için, her şey fen ve felsefe ile tartılır ve ölçülür hale gelmiştir; bu yüzden Risale-i Nur da bu zamanın gereğine uygun olarak Hakim isminin tecellisi ile cevap vermiştir.
Rahîm: “Verdiği nimetleri iyi kullananlara daha büyük ve ebedî nimetler veren.” “Ahiret hayatında sadece mü’minlere ihsan ve ikram eden.”
Rahîm ismi, daha çok, ikinci yaratılışa bakar ve iradelerini hayra, doğruya, güzele yönlendiren bahtiyar kullar için, sonsuz lütuflar, nimetler, ikramlar verileceği müjdesini taşır.
Nur Külliyatında, şefkatin ‘Rahîm ismine îsal’ ettiği beyan edilerek şu noktaya önemle dikkat çekilir:
“Şefkat-i insaniye, merhamet-i Rabbaniyenin bir cilvesi olduğundan; elbette rahmetin derecesinden aşmamak ve Rahmeten-lil-âlemîn Zât’ın(a.s.m.) mertebe-i şefkatinden taşmamak gerektir.” (Kastamonu Lahikası)
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın, kâinatı ve içindeki eşyayı hizmetine vermekle merhametine mazhar kıldığı bir kulunu, küfür ve isyanı sebebiyle Cehennemine atmasına acımak ruh ve kalbin hastalığından ileri gelir. Zira sıhhatli bir kalb ve müstakim bir akıl çok iyi bilir ki:
“Allah’ın rahmetinden fazla rahmet edilmez. Allah’ın gadabından fazla gadab edilmez.” (Sözler)
Biz Cehennem azabına uğramayı hak etmiş insanlara yersiz şefkat göstereceğimize, onları bu noktaya gelmeden önce yakalamanın ve kendilerine yardımcı olmanın yollarını aramak durumundayız.
İnsan, fakirleri doyurmak ve güçsüzlere yardım etmekle Rahmân isminden; yanlış yolda gidenlere acıyıp şefkat etmek ve onları iman ve hidayet yoluna davet etmekle de Rahîm isminden feyiz alır.
Hakîm; “Her şeyi çok hikmetli, gerekeni en güzel ve en faydalı şekilde yapan.”
Dipnotlar:
(1) bk. Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Yirmi Sekizinci Lem'a.
(2) bk. Şualar, Birinci Şua.
(3) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Beşinci Risale.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü