Block title
Block content

Üstadımızın; "Zulmetsiz daimi bir ziya bilinmez ve hissedilmez." ifadesini nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Daimi ve sınırları olmayan bir şeyi, sınırlı ve geçici olan akıl, kuşatarak idrak edemez. Ona bir hat, bir şekil vermek mümkün değildir. Zira sınırları olmayan bir şeye şekil ve suret vermek için, şekil ve suretin de sınırsız olması gerekir. Aynı bunun gibi, şekli ve sureti veren şeyin de sınırsız olması lazımdır ki, bu imkansız bir şeydir. Tıpkı yüz metrelik bir kumaş ile güneşe elbise dikmek gibi bir muhal olur.

"O zaman daimi ve mutlak olan bir şeyi anlamanın ve hissetmenin başka bir yolu, başka bir  metodu yok mudur?" diye akla bir soru geliyor. İşte bu yolu Allah insanın mahiyetine takmış olduğu ene dürbünü ile insanlığa sunuyor. Allah, ene denilen vehmi ve farazi olan hatta, zıtları koyarak mutlak ve daimi olan sıfatlarını anlamamıza bir imkan veriyor. "Karanlık olmadan daimi bir ışık anlaşılmaz." hükmü bu manaya işaret içindir.

Bu yüzden Allah, kainatta mutlak ve daimi isim ve sıfatlarının anlaşılması için onların karşısına vehmi ve farazi zıtları koymuştur ki, insan aklı bunları kıyaslayıp Allah’ın isim ve sıfatlarını anlamakta zorluk çekmesin.

Işığın kıymetini en güzel karanlık anlatır; karanlık olmasa ışık ve ışığın dereceleri bilinmez. Soğuk olmasa sıcağın kıymet ve dereceleri anlaşılmaz, acizlik olmasa sonsuz kudret bilinmez, cehil olmasa ilmin değeri açığa çıkmaz vesaire örnekler çoğaltılabilir.

Beyaz tebeşir en güzel şekilde, siyah tahtada görünür. Şayet tahta da beyaz olsa, yazıyı okumak imkansız olur. Bu yüzden her şeyde zıtlar mukayese edilir ki, mesele iyi anlaşılsın. İşte Allah’ın mutlak ve daimi olan isim ve sıfatları beyaz tebeşirin yazısı gibi insanın ene ve mahiyeti de siyah bir tahta gibidir. Böyle olunca, mana ve kıyas daha okunaklı ve anlaşılır hale geliyor.

İnsanın mahiyetine Allah’ın isim ve sıfatlarına ayna olması için vehmi ve farazi zıtlar konulmuştur. Vehmi ve farazi olmasının sebebi ise, Allah’ın hakiki zıddının olmamasıdır. Zira mutlak ve daimi bir şey zıddına meydan vermez, alan bırakmaz ki, zıddı olsun. Bu yüzden Allah insana kolaylık olsun diye, insanın mahiyetinde ve enesinde bir takım farazi ve vehmi zıtları yaratmış. Bazı insanların sapkınlığı bu noktayı anlamayıp, kendini gerçek bir zıt görmesinden ileri geliyor. Yani mahiyetine verilen vehmi ve farazi hatları temellük ile hakiki görüp, -haşa- Allah’ın zıttı ve rakibi olduğunu zannediyor. Işık böceğinin güneşe meydan okuması gibi komik bir duruma düşüyor. Ahmak Firavun ve Şeddad’ın hali buna birer örnektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...