"Ve bu insan denilen sarayın cevherleri, bir kısmı âlem-i ervahtan, bir kısmı âlem-i misalden ve Levh-i Mahfuzdan ve diğer bir kısmı da hava âleminden, nur âleminden, anâsır âleminden geldiği gibi..." Bu pasajı devam ile birlikte açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Her bir insan İlahi birer saray suretinde yaratılmıştır. Bu sarayların yapılış maddeleri ise muhtelif alemlerden harika bir şekilde toplanmış ve getirilmiştir. Mesela insanın ruhu ruhlar aleminden, cesedindeki muhtelif elementler maddi alemin dört bir köşesinden harika bir şekilde toplanıp geliyor ve insan gibi harika bir saray ortaya çıkıyor.

Tabiat ve sebepler dedikleri kör, sağır ve cansız şeylerin bu harika insan sarayını icat edip, muhtelif yerlerden toplamaları ve getirmeleri imkansız derecesinde bir hurafedir. Bu insan sarayını, ancak her alemi kuşatan sonsuz bir ilim, irade ve kudret icat edip yaratabilir.

İnsan sarayının her an nefes almaya muhtaç bir şekilde olması, hava alemi ile olan irtibatını ve alışverişini kati olarak gösterir. Anasır ise insanın maddi bedenindeki elementlere işaret ediyor. Kainattaki elementlerin çoğu, belli miktarda insan bedeninde bulunmaktadır. Demir, altın, kalsiyum gibi anasırlar insan bedeninde belli ölçülerde bulunmaktadır.

Ayrıca bu insan sarayının duygu ve cihazları öyle bir dizayn edilmiş ki, bu maddi alemlere sığmıyor, ta ebedlere kadar uzanıyor. Mesela, insandaki aşkı beka ve her şeye muhtaç bir şekilde ihtiyaç içinde olması, insanı gayet kapsamlı ve donanımlı yapıyor ki, böyle bir sarayı inşa etmek için ezelden ebede ilim, irade ve kudret lazımdır ki, tabiat ve sebepler denilen kör, sağır ve cansız şeylerin bu sarayı inşa etmesi kabil değildir. İnsan sarayını inşa edecek ustanın hem ezel ve hem de ebede hakim olması gerekir ki, bu da ancak hakiki bir İlah olmakla olabilir.
* * *
İnsanın bedeninin ana unsurları tıpkı kâinatın ana unsurları gibi eski felsefeye göre hava, su, ateş ve topraktır veya günümüz bilimine göre karbon, azot, oksijen ve hidrojenden müteşekkildir.

“Hava alemi” eski felsefeye göre bakarsak zaten dört unsurdan biridir. Günümüz anlayışına göre ise hava tüm bu unsurları (karbon, karbondioksit olarak, azot, oksijen ve hidrojen nem olarak) ihtiva etmektedir. Fakat diğer unsurlar başka yerlerden temin edilebilse de oksijen havadan karşılanmak zorundadır.

“Nur alemi” ise eski felsefedeki ateş unsuruna tekabül etmektedir. Vücut ısımız da hayat ateşi sayılabilir. Yeni anlayışla bakarsak, bitkiler güneş ışığından sağladıkları enerji ile fotosentez yaparlar. Böylece kendi bünyelerini inşa ettikleri gibi insan ve hayvanların da hayatına lazım olan gıdayı temin ederler. Bir sonraki aşamada hayvanların da insanlara gıda olduğu düşünülürse, rızk denen hadisenin aslında temelde güneş ışığına (yani nur alemine) bağlı olduğu anlaşılır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...