"Vefa" ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Vefa; din, akıl ve örf yönünden kötü görülmeyen hususlarda herkesin hakkını korumaya dikkat etmek.

Vefa; dostları ve iyilikleri unutmamak, kadir, kıymet bilmek, yapılan iyiliğe daha güzeliyle mukabelede bulunmaktır.

Vefa; sözünde durmak, yaptığı anlaşmaya sadık kalmak, özünde ve sözünde doğru olmak, sorumlulukları yerine getirmektir.

Üstad Bediüzzaman, talebelerine yazdığı mektuplarda “Aziz Sıddık Kardeşlerim” derken zaman zaman “vefakâr kardeşlerim” ibaresini de kullanır. Dolayısıyla vefakârlık nur talebelerinin mümeyyiz vasıflarındandır.Kur’an-ı Kerim Hz. İbrahim’i “vefa” hasletiyle yâd eder. (Necm Suresi, 37)

Bir köpek bile ekmeğini yediği eve vefa gösterir, bırakıp gitmez.

Vefa, bir Müslüman’da bulunması gereken en güzel vasıflardan biridir.

En büyük ve asıl vefa, Rabbimizin sayısız nimetlerine karşı iman ve ubudiyetle mukabelede bulunmaktır. En büyük nankörlük ve vefasızlık da bu kadar sayısız nimetlere karşı şükretmemek, ibadet vazifesini terk etmektir. İman edip kulluk vazifesini yerine getiren kişi, “Elest bezminde” verdiği ahde sadık kalmış demektir.

“O müminler, üzerlerindeki emanetleri gözetirler, verdikleri sözleri tamtamına tutarlar...” (Müminun Suresi, 23/8)

“Kim ahdi bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah'a verdiği ahde vefa gösterirse, Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.” (Fetih Suresi, 48/10)

Sonra bütün âlemlerin hürmetine yaratılan Resul-i Ekrem Efendimize (sav.) vefa göstermektir. Ona vefa göstermek ise, O’nun sünnetlerine tabi olmaktır.

Sonra sebeb-i vücudumuz olan ana- babamıza vefa göstermek, onlara hizmette kusur etmemek, rızalarını almaktır.

Sonra devletimize, vatanımıza, bayrağımıza, sancağımıza, bu aziz vatanı bize miras bırakan atalarımıza ve şehitlerimize vefa göstermek.

Sonra hocalarımıza, akrabalarımıza, komşularımıza ve dostlarımıza karşı vefa göstermek, onları arayıp sormaktır.

“Ahde aykırı davranmayı nifak alameti” olarak ifade buyuran Resul-i Ekrem Efendimiz (sav.) her güzel haslette olduğu gibi, vefada da emsalsizdi. Habib-i Edip Efendimiz (sav.) şöyle buyurur: “Eski dostluğu devam ettirmek, imandandır.”

“Kıyamet gününde her vefasız için bir sancak dikilecek; bu filanın vefasızlığıdır, denilecektir.”

Resul-i Ekrem Efendimiz (sav.) sahabelerine kucak açan Habeş kralı Necaşi’yi her zaman hayırla yâd etmiş, vefat ettiğini duyunca cenaze namazını gıyabi olarak kılmış, daha sonra Medine’ye gelen oğluna kendi eliyle hizmet etmiştir.

Kendisine bir hafta süt emziren dadısı Ümmü Eymen'i, kendisine bakan sütannesi Halime'yi, sütkardeşi Şeyma'yı, çocukluğunu yanında geçirdiği Ebû Talib'in hanımı Fatıma'yı hiç unutmamış, onlarla her zaman ilgilenmiş ve ikramda bulunmuştur.

Habib-i Edip Efendimiz (sav.), yanına gelen yaşlı bir kadına ikramda bulundu. Kadın gittikten sonra Hz. Aişe validemiz: “Ona niçin iltifat ettiğini” sordu. Allah Resulü (sav.) “Bu kadın Hatice’nin sağlığında bize gelir giderdi” dedi ve şöyle buyurdu: “Ey Aişe, ahde vefa imandandır.”

Vefalı insanlar ve ahiret kardeşi olanlar, hiçbir menfaat ve çıkar gözetmeden birbirini yalnız Allah için severler.

Vefalı insanlar, varlıkta, darlıkta, mutlu anlarda ve kederli zamanlarda birlikte olurlar.

Vefalı insanlar, halinle hemhal olur, derdinle dertlenir, sevincini paylaşır, çıkmaza düştüğünde, darda kaldığında seni o kör kuyudan çıkarır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
V
Okunma sayısı : 7.579
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...