"Yürüyüşünü terk etti, başkasının da yürüyüşünü öğrenmedi." cümlesini geçtiği yer ile izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bütün kuvvetimle derim ki: Terakkimiz, ancak milliyetimiz olan İslâmiyetin terakkisiyle ve hakaik-i şeriatın tecellîsiyledir. Yoksa, 'Yürüyüşünü terk etti, başkasının da yürüyüşünü öğrenmedi.' diye olan darb-ı mesele mâsadak olacağız."

Bizler eğer inandığımız gibi yaşamazsak o zaman Allah muhafaza yaşadığımız gibi inanmaya başlarız. on dört asırdır İslamiyet'le bu millet mezc olmuş durumda. Yapmamız gereken, gerek din cihetinden gerekse iş ve ticaret cihetinden sebatımızı göstermek.

Bir çok büyükler nice sıkıntılara katlanarak ve dik duruşluluklarını da sergileyerek kendi çizgilerinden asla taviz vermeyerek, hem Cenab-ı Hakk'ın sevgili bir kulu olma şerefini elde etmişler, hem de insanlar mabeyninde arzu edilen takdir ve muhabbete layık görülmüşler. Bunlar belki de zamanında çok da eleştrilmişler. Ama doğru bildiklerinden de vazgeçmemişler. Demek ki bizler yapıcı eleştiri ve tenkidlere açık olmalıyız. Ama doğru olan şeylerden de taviz vermemeliyiz.

Örneğin, bir müzezzin efendi kendine has bir üslupla ezan okuyor olsun. Ama bu zat daha güzel ezan okuyanları dinleyince, onlar gibi okumaya içten bir yöneliklik hissetmeye başlamış... Eğer bu zat, kendi fıtri sesini muhafaza edip daha güzel okumaya azm ve gayret gösterirse, çoğunlukla bunda bir sıkıntı ve problem olmaz. Ancak kendi öz kimliğini, sesini bir tarafa bırakıp diğer seslere yönelince ve kendisini de tam manasıyla o ahenge kaptırmayınca, artık ne o eski fıtri sesine dönebilmekte, ne de daha hoş ve güzel telakki ettiği sesi öğrenebilmektedir. Ortada kalarak acube-i hilkat, yani yaradılış acubesi bir görüntü arz eder. İşte insanın yürüşünü terkedip başkasının da yürüyüşünü öğrenememesi bu tür acı sonuçlar doğurabilmektedir.

İşte bu misali bir mihenk, bir ölçü yapıp, gerek ev ve iş hayatımızda, gerekse de toplumsal hayatımızda, taklidçi bir zihniyetten kendimizi uzak tutmamız gerekmektedir. Ta ki sahili selamete, milletimize asli fıtratımızla gidebilelim.

Şunu unutmamak gerektir: Başkalarının geliştirmiş olduğu ve keşfettği şeyleri almalı, işimize sıfırdan başlamak şeklinde değil de, o geliştirilmiş olan şeyler üzerine binamızı kurarsak, maksadımıza daha kısa bir süre de ulaşmamız kolay olacaktır. Bu kaide ve kural, bir şahıs için böyle olduğu gibi, bir millet ve bir ümmet için de aynıdır.

"Evet, hem şan ve şeref-i millet-i İslâmiye, hem sevab-ı âhiret, hem cemiyet-i milliye, hem hamiyet-i İslâmiye, hem hubb-u vatan, hem hubb-u din ile mütehassis olmalıyız. Zira müsennâ daha muhkemdir." (1)

Bu veciz ifade, toplumun maddi ve manevi kalkınmasının ancak kendi öz değerlerine dayanarak gerçekleşebileceğini savunan güçlü bir fikir beyanıdır. Metnin ana hatlarını ve içerdiği temel mesajları şu şekilde özetleyebiliriz:

  • 1. Öz Değerlerle Kalkınma ve Terakki

Hakiki İlerleme: İlerlemenin ve medenileşmenin (terakki), milletin asli kimliği ve harcı olan İslâmiyet’in değerlerinin yaşanması ve adalet, ahlak, hukuk gibi şeriat hakikatlerinin tecelli etmesiyle mümkün olacağı vurgulanır.

Yozlaşma Uyarısı: "Yürüyüşünü terk etti, ama başkasının yürüyüşünü de öğrenemedi" kabilinden (kendi kültürünü unutup başkasını taklit etmeye çalışırken ikisini de başaramayan karga misali) bir kimlik kaybına ve taklitçilik tehlikesine dikkat çekilir.

  • 2. Bütüncül Bir Motivasyon: "Müsenna Daha Muhkemdir"

Metnin ikinci kısmında, bireyi ve toplumu harekete geçirecek dinamiklerin birleştirilmesi gerektiği ifade edilir:

Çift Taraflı Bağlılık: Şan ve şeref, ahiret sevabı, milli gayret (hamiyet-i millî), dini gayret (hamiyet-i İslâmî), vatan sevgisi ve din sevgisi bir bütün olarak hissedilmelidir.

Müsennâ daha muhkemdir: İki parçadan oluşan, çift olan şey daha sağlamdır. Maddi ve manevi değerleri, vatan ile din sevgisini bir arada taşıyan anlayışın çok daha güçlü ve yıkılmaz olacağı belirtilir.

Bu metin, kendi köklerinden kopmadan modern dünyada var olmanın ve hem dünya hem de ahiret dengesini gözeterek ilerlemenin önemini vurgulayan zamansız bir mesaj sunmaktadır.

(1) bk. Divan-ı Harbi Örfi, İki Mekteb-i Musibet Şehadetnamesi.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 5.528
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...