Aczimizin ve fakrımızın sürekli farkında olmak ve günlük hayatımızda bu duyguyu canlı tutmak için ne yapmalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ene, farazî ve vehmî bir sahiplenme duygusudur. Yani hakikatte olmadığı halde, var gibi düşünülen bir sahiplenme, bir kabullenme duygusudur.

Meselâ, insanın evine "benim bahçem" demesi, vücut ve azalarına "benim vücudum ve benim azalarım" demesi buna misal olarak verilebilir. İşte buradaki "benim" ifadesi "ene"dir. Hâlbuki hakikat noktasından ne bahçe, ne vücut ve ne de âzalar insanın değildir; hepsinin gerçek sahibi Allah’tır. Allah insana bu sahiplenme duygusunu mutlak isim ve sıfatlarını kıyas yoluyla bilmesi için vermiştir. Yani insandaki cüz’î ilim, cüz’î kudret, cüz’î irade, cüz’î sahiplenme duygularının hepsi Allah’ın isim ve sıfatına açılan bir pencere gibidir.

Meselâ der; ben şu küçük hanemin idarecisiyim, Allah ise bütün kâinatın Rabbidir. Ben cüz’i kudretimle şu evi yaptım, Allah ise sonsuz kudreti ile kâinatı yapıp yarattı; ben cüz’î ilmim ile şu kadar şeyleri bilirim, Allah ise sonsuz ilmi ile her şeyi bilir.

Bu sahiplenme duygusu olmasaydı, insan bu kıyası yapmayacağı için Allah’ın o sonsuz sıfatlarını idrak edemeyecekti. Ene ve benlik hissi insana marifet kapılarını açan ve onu nihayetsiz makamlara çıkaran müsbet bir mukayese âletidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...