İnsanın nihayetsiz aciz, fakir, muhtaç yaratılmasının hikmetleri nelerdir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu sorunun en kapsamlı ve en ihatalı cevabını Üstad Hazretleri şöyle izah ediyor:

"BİRİNCİ NOKTA: İnsan, üç cihetle esmâ-i İlâhiyeye bir aynadır."

"Birinci vecih: Gecede zulümat nasıl nuru gösterir. Öyle de, insan, zaaf ve acziyle, fakr ve hâcâtıyla, naks ve kusuruyla bir Kadîr-i Zülcelâlin kudretini, kuvvetini, gınâsını, rahmetini bildiriyor, ve hâkezâ, pek çok evsâf-ı İlâhiyeye bu suretle aynadarlık ediyor. Hattâ hadsiz aczinde ve nihayetsiz zaafında, hadsiz a'dâsına karşı bir nokta-i istinad aramakla, vicdanı daima Vâcibü'l-Vücuda bakar. Hem nihayetsiz fakrında, nihayetsiz hâcâtı içinde, nihayetsiz maksatlara karşı bir nokta-i istimdad aramaya mecbur olduğundan, vicdan daima o noktadan bir Ganiyy-i Rahîmin dergâhına dayanır. Dua ile el açar. Demek her vicdanda şu nokta-i istinad ve nokta-i istimdad cihetinde iki küçük pencere, Kadîr-i Rahîmin bârgâh-ı rahmetine açılır, her vakit onunla bakabilir."(1)

Fakirlik: İnsanın zerreden güneşe kadar nihayetsiz ihtiyaçlara müptela ve kainatta her şeye muhtaç olması demektir. Yani insan fıtrat olarak kainatta her şeye muhtaç olarak yaratılmıştır. İnsan hayatının devamı bütün kainat çarklarının işlemesine bakar; böyle olunca insan kainattaki her şeye muhtaç olarak yaratılmış olduğu sabit olur.

İşte insan bu sonsuz ihtiyacından dolayı fakirdir. Allah, bu fakirlik durumunu insana her ihtiyacında, ihtiyacı olmayan Allah’ı bulması için vermiştir. Yani nereye bakarsa, hangi şeye ihtiyaç duyarsa, orada fakirlik penceresi ile fakir olmayan Allah’ı bulabilir.

İşte insan fakirlik penceresinden Allah’ı görüp bulamaz ise, fakirlik insanın başına tam bir bela ve acı kaynağı olur. İnsan her ihtiyacı için sebeplere dilencilik eder ve onların merhametsiz yüzünde azap bulur. "Acaba güneş bugün doğacak mı?" dese yeridir, zira tesadüf ve sebeplere tapan birisi için durum böyledir.

Acizlik ise: Kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak kadar zayıf ve iktidardan yoksun anlamında kullanılmıştır. Yani ihtiyaçları hem kainatı kuşatmış, hem de ebede uzanmış olmasına rağmen, bunlardan en basitini dahi tedarik edemeyecek kadar acizdir insan. Burada daha çok insanın iktidarsızlığına vurgu vardır. Bu acizlik penceresi de, aciz olmayan Allah’a açılıyor. İnsan acizlik damarı ile aciz olmayan Allah’ı idrak ediyor.

İşte bu acizlik ve fakirlik damarı, insan fıtratını ve mahiyetini kulluk yönünde işleten ve sevk eden önemli iki kaynaktır. Bu kaynak güzelce işletilip istihdam edilir ise, insan kamil bir kul, ahsen-i takvim bir halef-i zemin olur.

(1) bk. Sözler, Otuz Üçüncü Söz, Otuz Birinci Pencere.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...