"Adalet müessesesi hiçbir cereyana kapılmaz, hiçbir tarafgirliğe kaymaz. Bu, din ve vicdan hürriyetinin bir ana umdesidir..." Her şeyden mi bağımsız, devamında neden komünistler istisna edilmiş?
Değerli Kardeşimiz;
“Hazret-i Ömer, hilâfeti zamanında, âdi bir Hıristiyan ile mahkemede birlikte muhâkeme olundular. Halbuki, o Hıristiyan İslâm hükûmetinin mukaddes rejimlerine, dinlerine, kanunlara muhâlif iken, mahkemede onun o hali nazara alınmaması açıkça gösterir ki; adâlet müessesesi hiçbir cereyâna kapılmaz, hiçbir tarafgirliğe kaymaz. Bu, din ve vicdan hürriyetinin bir ana umdesidir ki, komünist olmayan Şarkta, Garbda, bütün dünya adâlet müesseselerinde cârî ve hâkimdir.” (Tarihçe-i Hayat, Isparta Hayatı)
Müslüman ile gayrimüslim mahkemede ayrıma tutulup Müslümana kayırma yapılır ise, o zaman adalet yerini bulmaz. Oysa Kur’an tam adaleti emrediyor. Bu sebeple adalet hiçbir cereyanın etkisi altına girmez ve girmemelidir. Hazret-i Ömer, hilafeti zamanında, adi bir Hristiyan ile mahkemede birlikte muhakeme olunması da bunun bir delili niteliğindedir.
Adaletin tam ve gerçek olabilmesi, tarafsız ve bağımsız olmasına bağlıdır. Taraflı ve bağımlı bir adalet, adalet değildir. Komünistliğin hâkim olduğu rejimlerde adalet bağımlı ve taraflı olduğu için, asla gerçek adalet tecelli etmemiştir. Komünist rejimlerde dini ve inancı yüzünden katledilen milyonlarca insana adaletli davranmaları zaten mümkün değildir.
“Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun; bu, takvaya daha uygundur. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Maide, 5/8)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü