Block title
Block content

"Adem alemlerine sukut etmek" ne demektir; zaten ilm-i ilahiye gitmiyor mu?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir elma çürüdüğü zaman maddi ve zahiri varlığını bırakır, yerine manevi ve ilmi bir varlığa intikal eder. Şimdi bu elma mutlak anlamda yok olmadı, sadece varlık boyutunu değiştirdi. Maddi varlığı cismiyet noktasından yokluğa düştü, ama manevi varlığı başka varlık süreçlerine geçti. Öyle ise elmaya mutlak manada yok oldu, denilemez. Yani Allah’ın da ulaşamayacağı bir hiçlikte ve yoklukta kayboldu, denilemez, zira böyle bir yokluk ve hiçlik mümkün değildir.

Mutlak yokluk ve hiçlik ebedi ve ezeli olarak olmamak, bulunmamak anlamındadır ki, böyle bir yokluk mümkün değildir. Zira ezeli ve ebedi Vacibü'l-Vücud olan Allah, mutlak yokluk kavramına müsaade etmez. Nasıl ışık ile karanlık aynı anda aynı mekanda bulunması imkansız bir şey ise, mutlak yokluk ile mutlak varlık da beraber bulunamazlar. Allah varsa, yokluk yoktur. Allah ezeli ve ebedi olarak var olduğuna göre, mutlak anlamda yokluk diye bir şey söz konusu olamaz.

Üstat bu meseleyi şu şekilde izah ediyor:

"Hem adem-i mutlak zaten yoktur. Çünkü bir ilm-i muhît var. Hem daire-i ilm-i İlâhînin harici yok ki, bir şey ona atılsın. Daire-i ilim içinde bulunan adem ise, adem-i haricîdir ve vücud-u ilmîye perde olmuş bir unvandır. Hattâ, bu mevcudat-ı ilmiyeye, bazı ehl-i tahkik 'a'yân-ı sâbite' tabir etmişler. Öyleyse, fenâya gitmek, muvakkaten haricî libasını çıkarıp, vücud-u mânevîye ve ilmîye girmektir. Yani, hâlik ve fâni olanlar, vücud-u haricîyi bırakıp, mahiyetleri bir vücud-u mânevî giyer, daire-i kudretten çıkıp daire-i ilme girer."(1)

Eşyanın adem alemlerine sukut etmesi, varlık boyutunu değiştirmesi anlamındadır. İstanbul’dan Ankara’ya gelen bir adam İstanbul’da yok (sukut etmiş) olmuş, Ankara’da var olmuş demektir. Aynı şekilde dünyadan göçen bir insan ya da canlı, varlığın dünya boyutundan kopup(sukut edip), varlığın ukba boyutuna intikal etmiştir. Bu ölen kişiye; nispi ve izafi anlamda yok oldu demekte bir sakınca yoktur. Lakin ebedi olarak yok oldu demek doğru değildir.

Buradaki izafi ve nispi yokluk, bir şeyin ayan-ı sabit noktasından, yani Allah’ın ezeli ilminde ilmi bir vücut şeklinde var olduğu halde, henüz harici bir varlık kazanamamış haline denir. Bu yokluk izafidir. Yani maddi ve kevni alemde olmayan bir şey, başka bir boyut ve başka bir varlık sahasında bulunabilir.

Mesela, Allah’ın ilminde, ilmi bir vücut ile bulunduğu halde, harici ve maddi alemde olmayan bir şeye mutlak yok denilemez.

(1) bk. Mektubat,  On Beşinci Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...