Adem-i mutlakın mahiyeti nasıl bir şey ki; cehennem azabı onun yanında hafif kalmaktadır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hakikî mânada "mutlak yokluk" yoktur. Ancak münkir, kendi zihninde mutlak yokluğa inanıyor. Ölümün yokluk, ebedî bir ayrılık olduğuna inanmak, cehennem azabından daha elim manevî bir azaptır.

Fehme yakınlaştırmak için şu misaller verilebilir. Bir hapishanede hayatını geçiren iki mahpus üzerinde bir araştırma yapılır. Bu iki mahpus, ne kadar ceza alacaklarını bekliyorlar. Bir süre sonra aldıkları cezaları kendilerine bildirilir. Birisi müebbed, diğeri ise elli senelik cezalara çarptırılır. Ve yapılan müşahedelerde müebbed hapis cezası alan kişinin, bir sene içerisinde, on sene kadar yaşlandığı tespit edilir.

"Mutlak yokluğa" inanmak demek, hem kendisinin ve hem de bütün sevdiklerinin ebediyen yok olmaları demektir. İşte böyle bir itikadla yaşamak, cehennemî bir halettir. Hatta cehennem azabından daha beterdir. Zira cehennemde varlık vardır. İdama mahkûm edilmiş bir insana, son anda idam edilmeyeceği, cezasının müebbet hapse çevrildiği, buna hem kendisi hem de yakınları çok sevinir.

“S - Pekâlâ, o ebedî ceza hikmete muvafıktır; kabul ettik. Amma merhamet ve şefkat-i İlâhiyeye ne diyorsun?

C - Azizim! O kâfir hakkında iki ihtimal var. O kâfir, ya ademe gidecektir veya daimî bir azab içinde mevcut kalacaktır. Vücudun -velev Cehennemde olsun - ademden daha hayırlı olduğu vicdanî bir hükümdür. Zira adem, şerr-i mahz olduğu gibi, bütün musibet ve mâsiyetlerin de merciidir. Vücut ise, velev Cehennem de olsa, hayr-ı mahzdır. Maahaza, kâfirin meskeni Cehennemdir ve ebedî olarak orada kalacaktır.

Fakat kâfir, kendi ameliyle bu duruma kesb-i istihkak etmişse de, amelinin cezasını çektikten sonra, ateşle bir nevi ülfet peyda eder ve evvelki şiddetlerden azade olur. O kâfirlerin dünyada yaptıkları a’mâl-i hayriyelerine mükâfaten, şu merhamet-i İlâhiyeye mazhar olduklarına dair işârât-ı hadîsiye vardır.

Maahaza, cinayetin lekesini izale veya hacaletini tahfif, veyahut icrâ-yı adalete iştiyak için cezayı hüsn-ü rıza ile kabul etmek, ruhun fıtrî olan şe’nidir. Evet, dünyada, çok namus sahipleri, cinayetlerinin hicabından kurtulmak için, kendilerine cezanın tatbikini istemişlerdir ve isteyenler de vardır.” (İşaratü’l-İ’caz)

Ölüm neden acıdır? Çünkü geçici de olsa bir yokluktur. Dünyadaki gurbet ve ayrılıklar da geçici bir yokluk oldukları için hüzün ve keder veriyor. Geçici bir yokluğun bu kadar acı ve keder vermesi, mutlak bir yokluğun ne kadar acı verebileceğini anlamak için bir ölçü olabilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...