Adem-i mutlakın mahiyeti nasıl bir şey ki; cehennem azabı onun yanında hafif kalmaktadır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hakiki manada "mutlak yokluk" yoktur. Ancak münkir, kendi zihninde mutlak yokluğa inanıyor. Ölümün yokluk, ebedî bir ayrılık olduğuna inanmak, cehennem azabından daha elim manevi bir azaptır.

Fehme yakınlaştırmak için şu misaller verilebilir:

Bir hapishanede hayatını geçiren iki mahpus üzerinde bir araştırma yapılır. Bu iki mahpus, ne kadar ceza alacaklarını bekliyorlar. Bir süre sonra aldıkları cezaları kendilerine bildirilir. Birisi müebbed, diğeri ise idam cezasına çarptırılır. Ve yapılan müşahedelerde idam cezası alan kişinin, kısa sürede on sene kadar yaşlandığı tespit edilir.

"Mutlak yokluğa" inanmak demek, hem kendisinin ve hem de bütün sevdiklerinin ebediyen yok olmaları demektir. İşte böyle bir itikadla yaşamak, cehennemî bir halettir. Hatta cehennem azabından daha beterdir. Zira cehennemde varlık vardır. İdama mahkûm edilmiş bir insana, son anda idam edilmeyeceği, cezasının müebbet hapse çevrildiği, buna hem kendisi hem de yakınları çok sevinir.

"S. Pekâlâ, o ebedî ceza hikmete muvafıktır; kabul ettik. Amma merhamet ve şefkat-i İlâhiyeye ne diyorsun?"

"C. Azizim! O kâfir hakkında iki ihtimal var. O kâfir, ya ademe gidecektir veya daimî bir azab içinde mevcut kalacaktır. Vücudun -velev cehennemde olsun- ademden daha hayırlı olduğu vicdanî bir hükümdür. Zira adem, şerr-i mahz olduğu gibi, bütün musibet ve mâsiyetlerin de merciidir. Vücut ise, velev cehennem de olsa, hayr-ı mahzdır. Maahaza, kâfirin meskeni cehennemdir ve ebedî olarak orada kalacaktır."

"Fakat kâfir, kendi ameliyle bu duruma kesb-i istihkak etmişse de, amelinin cezasını çektikten sonra, ateşle bir nevi ülfet peyda eder ve evvelki şiddetlerden azade olur. O kâfirlerin dünyada yaptıkları a’mâl-i hayriyelerine mükâfaten, şu merhamet-i İlâhiyeye mazhar olduklarına dair işârât-ı hadîsiye vardır."

"Maahaza, cinayetin lekesini izale veya hacaletini tahfif, veyahut icrâ-yı adalete iştiyak için cezayı hüsn-ü rıza ile kabul etmek, ruhun fıtrî olan şe’nidir. Evet, dünyada, çok namus sahipleri, cinayetlerinin hicabından kurtulmak için, kendilerine cezanın tatbikini istemişlerdir ve isteyenler de vardır."(1)

Ölüm neden acıdır? Çünkü geçici de olsa bir yokluktur. Dünyadaki gurbet ve ayrılıklar da geçici bir yokluk oldukları için hüzün ve keder veriyor. Geçici bir yokluğun bu kadar acı ve keder vermesi, mutlak bir yokluğun ne kadar acı verebileceğini anlamak için bir ölçü olabilir.

1) bk. İşaratü’l-İ’caz, Bakara Suresi 7. Ayetin Tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 5.579
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

serdar61

Bana şöyle vesvese geliyor.Allah kendi kulunu yok etmeye gücü yeter mi diye.buna ne cevap verebiliriz?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Yok etmeyi kudret dairesinden ilim dairesine almak, harici vücuttan ilmi vücüda intikal etmek  şeklinde anlıyorsak elbette bu Allah için kolay ve basittir. Zaten bizi yoktan var eden Odur var ettiği gibi yokta eder. Ama yok etmeyi mutlak yokluk şeklinde anlıyorsak bu yanlış olur çünkü Allah'ın ezeli ilmi ve sıfatları varken mutlak yokluk diye bir şey söz konusu değildir. Allah ezeli bir şekilde varken mutlak yoklukta ezeli bir şekilde muhaldir. Mutlak yokluk olsa o zaman Allah'ın fani olması ve ölmesi mümkün olurdu bu ise imkansız bir şeydir. Yani mutlak yokluğun imkansız oluşu Allah'ın mutlak varlığından dolayıdır. Mutlak varlık mutlak yokluğa imkan ve alan bırakmıyor. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...