Block title
Block content

ÂLEM-İ MİSAL

 
Âlem-i misâl, “ruhlar âlemi ile cismanî âlem arasındaki geçit âlemi” diye tarif edilir. Yani, her ikisine de birer yönüyle benzer. Nasıl toprak sudan daha katı, taştan daha latif ise, âlem-i misâl de şu görünen âlemden daha latif, ama ruhlar âleminden daha kesiftir. Bu mahiyetiyle, iki âlem arasında bir berzah gibidir. Yine, hem ruhlar âlemiyle hem de şu görünen âlemle ilgisi bakımından âlem-i misal, bir köprü âlemdir.

Ruhlar âleminden gelen feyizler bu cisim âlemine alem-i misal vasıtasıyla ulaşır.

Öte yandan, âlem-i misal kâinatta cereyan eden her olayın, her sevap ve günahın şekil giydiği bir âlemdir. Bir sahabenin, rüyasında süt görmesini Allah Resulünün (asm) ilim olarak tabir etmiş olması bu konuda bize ışık tutar.

Diğer âlemlerin olduğu gibi bu âlemin de küçük bir misali insanda mevcuttur. Küçük bir âlem olan insandaki hayal kuvveti, büyük âlemdeki âlem-i misalden haber verir.

Daha önce gittiğimiz bir beldeyi düşündüğümüzde, hayal âlemimizde o şehrin bir misali teşekkül eder. İşte bu şehrin aslı, âlem-i şehadetten, hayaldeki şekli ise âlem-i misâldendir. Bir aynanın karşısında durduğumuzda iki şahıs karşı karşıya gelir. Bunlardan birisi hakiki, ikincisi ise misalîdir.

Sadık rüya, evliyaullahın keşfiyatı, şeffaf şeylerdeki görüntüler misâl âlemine açılan üç penceredir.

Âlem-i misâl, binler dünya kadar büyük ve geniş uhrevi bir sinema gibidir.

Cennet ehli, şu fani âlemden alınan fotoğrafları büyük bir zevk ve hayranlıkla seyredeceklerdir. Herkes kendi hayat filmini orada görecek, hayatının unutulmaz tablolarını başkalarına da gösterecektir.
Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2956 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...