"Alem-i maddî ile âlem-i ruhanîyi birbirinden fark etmek lâzım gelir." cümlesini izah edebilir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Âlem-i maddî, şu içinde yaşadığımız dünya, sema, yıldızlar, galaksiler hâsılı tüm kâinat âlem-i maddî tabirinin içine giriyor.

Âlem-i ruhani ise maddî âlemin zıddı olan bütün gaybî ve uhrevî âlemleri içine alan geniş bir mefhumdur. Bunun içine kabir de girer, ruhların mücerred beklediği âlem-i ervah da girer, cennet ve cehennem de girer. Yani âlemleri maddî ve manevî olarak iki sınıfa ayırırsak âlem-i ruhanî, manevî âlemlerdir.

Âlem-i misal; maddî âlemle ruh âlemi arasında bir köprü âlemdir. Ruhlar âlemine göre daha kesif, madde âlemine göre ise daha latiftir. Bu âlem hem maddî âlemden hem de ruhlar âleminden vasıflar almıştır. Misal âlemi hayale yakın bir âlemdir.

İnsandaki hafıza levh-i mahfuzu temsil ettiği gibi, hayal de âlem-i misali temsil eder. Kalb ve ruhları iman ve ibadet terbiyesi ile nuraniyet kazanan evliya ve âlimler de o âlemleri ve sakinlerini görüp görüşüyorlar ve münasebet içindedirler. Bazen levh-i mahfuzun cilveleri bazen de kader mektuplarının nümuneleri ile karşılaşıyorlar. Hatta avam insanlar da rüya yolu ile o ruhanîler ve meleklerle bir cihetle münasebet kurmuş oluyorlar. Nasıl ki telefon vasıtasıyla dünyanın en ücra köşesindeki biri ile konuşmak mümkünse, aynı şekilde manevî telefonlarla manevî âlemlerin sakinleri ile konuşmak ve görüşmek pekâlâ mümkündür. Uyku halinde insanın maddî âlemle münasebeti kesildiği için, sair latife ve duygular gaybî âlemler ile irtibata geçip, oralarda geziniyor.

İşte rüyanın hakikati bundan ibarettir. Rüyada görülen bu cilveler ve nümuneler misal âleminin değişik şekil ve keyfiyetlerine bürünüyor. İşte bu yüzden görülen rüyalar tabir istiyor. Zira hakikat âleminden basit bir şey misal âleminde çok büyük ve müşevveş bir hal alabiliyor. Bu yüzden bu keşmekeşlik ve mübalağalı haller tabir ile hakikate tatbiki gerekiyor.

Ruh, misal âlemini hayal vasıtası ile gezip mütalaa ediyor. Uyku vasıtası ile maddî âleme kapanan pencereler manevî ve misalî âlemlere açılıyor. Ruh da bu açılan pencerelerden o âlemleri seyir ve mütalaa ediyor. Bu az çok her ruhta cereyan eden bir hal olduğu için, bütün ruhların müşterek bir vasfıdır, denilebilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...