"Alem-i misal" veya alem-i gayb mahluk mudur, kıyamet hangi alemde kopacaktır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Mahluk, kelime olarak yaratılmış, yoktan var edilmiş şeylere verilen genel ve geniş bir kavramdır. Bu noktadan bakacak olursak, Allah'ın Zatı ve isimlerinden başka her şey mahluk ve yaratılmışlar sınıfındandır. Alem-i gayb ve alem-i misal de aynı şekilde mahluk ve yaratılmışlar sınıfına giriyor.

Kıyamet, sadece maddi alem olan şu kainatta kopacaktır. Kıyamet, cennet ve cehennemin de içinde bulunduğu gaybi ve manevi alemlerde kopmayacaktır. Kıyamet, şu maddi alemin bitişine ve gaybi alemin başlangıcına bir alamet, bir semboldür. Bu sebeple kıyametin gaybi alemlere bir zararı ya da bir riski dokunmaz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

feza88
Sayın Editör: Kıyamet sadece maddi aleme kopacaksa başta İsrafil ve Cebrail a.s olmak üzere melekler vb.leri kıyametle birlikte niye vefat ediyorlar.Bu konunun çok iyi araştırılarak tarafınızdan belgeli ve tatmin edici bir cevap bekliyorum.Bu güne kadar tefsirlerdeki bilgilerle sizin bu cevabınız hakkında çelişki var.Cevabınızı bekliyoruz.Sayğılarımla..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (m.ali)

Sûra üflenir; Allah’ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde kim varsa çarpılıp cansız yere düşer. Sonra ona bir daha üflenir: Bir de bakarsın bütün insanlar, kabirlerinden ayağa kalkmış, etrafa bakınıp duruyorlar! (Zümer, 39/68)
Kıyameti tasvir edip anlatmak için de buyuruluyor ki "sûra üfürülmüştür." "Sûr"un mânâsı Neml Sûresi 87. âyetin tefsirinde geçmişti. Görülüyor ki burada iki üfürüş açıklanıyor. Birincisi, yıkan "nefh-ı saik"tir ki bu, birinci veya orta üfürüştür. İkincisi, kaldıran "nefh-ı kıyam"dır ki, bu da ikinci veya üçüncü üfürüştür. Ve kıyamet kelimesi, bu ikincideki kıyam (kalkış) mânâsından olmakla beraber, birinciyi de başlangıcı olmak üzere kapsamaktadır. Onun için kıyametin kopması en büyük yıkımı ifade eder. Buna saat, vâkıa, hâkka da denir.
"Kıyamet gününde biriktirilen malların üzerleri cehenmem ateşinde kızdırılacak ve onlarla sahiplerinin alınları, yanları ve sırtları dağlanacak, kendilerine: "İşte kendiniz için biriktirdiğiniz budur." (Tevbe, 9/35) hükmünün açıklanması olur ki, bu da ikinci sûr üflemesinden sonra olur. Nakkaş, Zeccac, Münzir b. Said gibi bir hayli tefsir bilginininde her iki rivayeti toplamak suretiyle "eskal" (ağırlıklar), hem ölüleri, hem hazineleri, ikisini de içerdiğini söylemişlerdir. Görünen de bu olmalıdır. İbnü Abbas'tan da iki rivayet olduğu söylenmiştir. İkisinde de bunu, zikrolunduğu üzere ikisini sûr üflemeye, yahut her iki sûr üfleme müddetini bir vakit itibar ederek ikisine de yoranlar olmuşsa da ikinci sûr üflemeye "o gün insanlar, bölük bölük çıkacaklardır" âyetiyle beyan olunacağına göre, bu çıkarmayı, ilk sûra üfleme hali olarak anlamak 'nın da tekrar edilmemiş olması itibarıyla daha açıktır. Yıkım nefha (üfleme)sı olan ilk üflemede ölülerin çıkarılması ise canlı olarak değil, ölü olarak fırlatılıp fırlatılıp atılmaları demek olur ki o vakit "O gün yer ve dağlar sarsılır ve dağlar dağılan kum yığınları olur." (Müzzemmil, 73/14) olduğu gündür. "Yer ve dağlar yerlerinden kaldırılıp bir çarpışla birbirine çarpıldığı zaman." (Hâkka, 69/14) olduğu ve "Yer şiddetle sarsıldığı, dağlar etrafa serpildikçe serpildiği, dağılan tozduman haline geldiği zaman." (Vakıa, 56/4-6) olmak üzere bulunduğu zamandır. "O gün o sarsıntı sarsar." (Naziat, 79/6) olmaktadır. Henüz "Ardından başka bir sarsıntı gelir." (Naziat, 79/7) olmamış, "Onlara tek bir haykırma yeter, hepsi hemen uyanırlar." (Naziat, 79/13-14) kumandası daha verilmemiştir. Bu bir temsil ile, henüz bir volkanın patladığı, bir harbin silahlarını ortaya atmaya başladığı mobilizasyon esnasındaki ıstıraplar gibi başlangıç kabilinden olarak "Yer uzatılıp dümdüz yapıldığı içinde olanları dışarı atıp tamamen boşaldığı." (İnşikak, 84/3-4) ölçüsüne boşalma zamanıdır ki, o harbin neticesine erip de silahlarını indireceği, "Ve kendisine yaraştığı üzere Rabb'ine kulak verip boyun eğdiği zaman." (İnşikak, 84/5 ) hükmünün ortaya çıkacağı asıl haklanma ve hesap devrini açacak olan ikinci sûr üfleme ondan sonra olacaktır. M.Hamdi Yazır
 Bu âyette sûra iki kere üfleneceği bildirilmiştir. Neml, 87. âyetinde bu ikisinden önce bir kere daha üfleneceğinden söz edilmiştir. Onun için Hz. Peygamber (a.s.) sûra üç üfleme bildirmiştir. 1. Nefhatü’l feza’ (dehşetli bir ses) 2. Nefhatu’s-sa’k (öldüren ses) 3. Nefhatu’l kıyame (diriliş üflemesi)
İstisna edilenler: En büyük dört melektir. Bazı müfessirler ayrıca, Hamele-i Arş, yahut rıdvan melekleri, huriler, Malik (cehennem sorumlusu) ve Zebanileri de sayarlar.
Yukarda vermiş olduğumuz tefsir ve meal örneklerinde de anlaşılacağı üzere sura üflemek manasından ahiret alemlerinin de kıyıma uğrayacağı manası çıkmıyor tam tersi sura üflemek tamamı ile canlıların ölüp dirilmesi ile alakalıdır. Hatta bazı Müfessirlere göre ayetin ifadesinden hareketle bazılarının bu umumi ölmekten istisna edileceğini söylüyor. “Sûra üflenir; Allah’ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde kim varsa çarpılıp cansız yere düşer. “ ayetin bu ibareleri mekan kıyımına değil mekan içinde yaşayan sakin kıyımına işaret ediyor. Sura üflemek hadiseleri kıyametin akabinde olan hadiselerdir.
Soruya dikkat ederseniz; melekler veya ruhani varlıklar ölecek mi diye bir şey sorulmuyor, soru tamamen mekanların harabiyeti ile alakalı bir sorudur. Nitekim kıyamet esnasında beka alemlerinin harap olacağına dair bir sarahat olmadığı gibi, tam aksine devamına dair karineler vardır. Mekan ayrı, mekan içinde yaşayan sakinlerin durumu ayrıdır.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...