Allah’ın kudretinin zati olması ve o kudretin tasarrufunda mertebeler bulunmamasını izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu konuda Risale-i Nur’dan iki kaide nakledelim:

“Bir şey zatî olsa, onun zıddı ona arız olamaz. Çünkü ictima-i zıddeyn olur. Bu ise muhaldir.” “Bir şeyde mertebelerin bulunması, o şeyin zıddının ona tedahülü iledir.”

İctima-i zıddeyn yani zıtların toplanması muhaldir. Artı üçle eksi üç toplandığında ortada hiçbir şey kalmaz, sıfır olur. Bunların birlikte bulunmaları muhaldir.

İnsan bir şeyi ya bilir veya bilmez, aynı şeyi bilmekle bilmemek de birlikte bulunmaz, “beraber cem olmazlar.” Yani, “Ben o şeyi hem biliyorum, hem bilmiyorum.” denilmez.

Aynı şekilde insan bir şeyi ya ister veya istemez, istemekle istememek de birlikte bulunmaz. Yani, “Ben bu şeyi hem istiyorum, hem istemiyorum.” denilmez.

Bizim sıfatlarımız ve mahlûkatın hâsiyetleri zâtî değillerdir; birer İlâhî ihsandırlar ve sonradan meydana gelmişlerdir. Bu sıfatlar zati olmadıkları için bunların zıtları onlara dâhil olabiliyor. Meselâ, hayatımız zatî olmadığı için ölüyoruz, sıhhatimiz zatî olmadığı için hastalanıyoruz, gençliğimiz zatî olmadığı için ihtiyarlıyoruz.

Eşyada da bunun bazı misalleri vardır. Ampulün ışığı zâtından olmadığı için sönebiliyor, ama güneşin ışığı, ona göre, bir derece zâtî olduğu, başka bir mahlûktan gelmediği için güneşte sönme olmuyor. Duvarımızın boyası ile altının rengi de buna misal olabilir, birincisi zamanla kaybolur, ikincisi ise devam eder, bâki kalır.

Bizim kudretimiz sonradan verildiği için sınırlıdır. Bu kudretin başı ve sonu vardır. Bir kiloyu kaldırdığımızda mevcut gücümüzden bir kiloluk kısım eksilmiş olur, yani o kudrete bir kiloluk acz girer. İki kiloyu kaldırdığımızda iki birim acz, otuz kiloyu kaldırdığımızda otuz birim acz girer. Bunlar insan kudretindeki mertebelerdir ve aczin girmesi nisbetinde meydana gelmişlerdir. Onun içindir ki, beş kiloyu kaldırmakla on kiloyu kaldırmak arasında bizim için bir mertebe farkı vardır; ikinciyi daha zor kaldırırız.

Zatî (zatıyla kaim olan) sıfatlar, ancak Allah’a mahsustur. Kudret sıfatı, Allah’ın zatî bir sıfatıdır; o hâlde zıddı olan âcizlik o kudrete arız olamaz.

Allah’ın zâtî ve sonsuz kudreti için bir ile bin, atomla güneş, çiçekle yıldız müsavidir. Hepsini aynı kolaylıkla yaratır. Bu ise o kudrette mertebelerin bulunmaması demektir. Bir şey O’na göre daha kolay, bir başka şey ise daha zor değildir. . O’nun kudretine nisbeten de az, çok, büyük, küçük, cüz’i, küllî birdir. İcatta ve tasarrufta, zerreler yıldızlara eşittir. Bir sineğe hayat vermek ile bütün ölüleri diriltmek aynıdır. Bir çiçeği yarattığı gibi, aynı kolaylıkla baharı yaratır, cenneti dahi aynı kolaylıkla icad eder. Mertebe olmaması kudretin küçük şeylere az, büyük şeylere fazla taalluk etmesinin söz konusu olmadığı demektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...