"Arzı şems ile ferşi arş ile kuvvetli bağlayan Kur'an" Arzı şems ile bağlayan o çekim kuvveti gerçekten de Kur'an mı oluyor, yoksa burada bir mecazî mana mı var?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Allahu a'lem, o tulûun sebeb-i zâhirîsi: Küre-i arz kafasının aklı hükmünde olan Kur'ân onun başından çıkmasıyla zemin divâne olup, izn-i İlâhî ile başını başka seyyareye çarpmasıyla hareketinden geri dönüp, garptan şarka olan seyahatini irade-i Rabbânî ile şarktan garba tebdil etmekle güneş garptan tulûa başlar."

"Evet, arzı şems ile ferşi Arş ile kuvvetli bağlayan hablullahi'l-metîn olan Kur'ân'ın kuvve-i câzibesi kopsa, küre-i arzın ipi çözülür, başıboş, serseri olup aksiyle ve intizamsız hareketinden güneş garptan çıkar."(1)

Buradaki rabıta ve bağ mecazî manada kullanılmıştır. Kur’an şu şehadet âleminin nuru ve ruhu hükmündedir. Ruh bedenden çıktığı zaman beden nasıl dağılıyorsa, aynı şekilde Kur’an nuru ve ruhu olan İslam insanlığın kalb ve kafasından çıkarsa, kâinat gayesiz ve manasız kalacağı için kıyametin kopması kaçınılmaz hale gelir. Yani iman ve ibadet dolaylı olarak varlığın ayakta kalmasına ve devam etmesine vesiledir. Bu manevî bağve cazibe bittiği zaman, maddî cazibenin bir manası kalmaz ve kıyametin kopmasına sebep olur. Demek ki,kâinatı ayakta tutan ve devamını temin eden sebep, iman ve ibadettir. Yoksa Kur’an’ın maddî bir güç olup gezegenler arasında bir rabıta olması kast edilmiyor.

"Eğer kâinattan risalet-i Muhammediyenin (a.s.m.) nuru çıksa, gitse, kâinat vefat edecek. Eğer Kur’ân gitse, kâinat divâne olacak ve küre-i arz kafasını, aklını kaybedecek..."

İnsanlar Kur’ân'ı ve onun tebliğ edicisi olan Allah Resulünü (asm.) dinlemedikleri yani sünnetlerine uymadıkları takdirde, bu kâinat “hayatsız, şuursuz ve nursuz” meyveler vermiş olacak ve onlara hizmet etme durumunda kalacaktır. Bu kâinatın sahibi, bu hale müsaade etmeyecek ve kıyameti kopararak kâinatın hayatına son verecektir.

Nur, zulmetin her çeşidini yok eder. İnsanlar iman nuruyla küfürden, tevhid nuruyla şirkten, ibâdet nuruyla isyandan, ilim nuruyla cehaletten, edeb nuruyla ahlaksızlıktan kurtulurlar. Zâten kâinatın yaratılış gayesi de bu nurlardır. Bütün bu nurların menbaı da nur-u Muhammedîdir.

Beden ruhla kıyam bulduğu, devam ettiği gibi, bu âlemin ayakta durması, varlığını devam ettirmesi de hayata hizmeti içindir. Şu muhteşem kâinat milyarlarca sene sadece bitkilere hizmet etmiş, o günkü ağaçların, çiçeklerin yarı canlı dediğimiz noksan hayatları bile âlemin devamına sebep olabilmiştir. Daha sonra hayvanlar, en sonunda da insanlar yaratılmıştır.

İnsanın yaratılmasıyla yeryüzündeki hayat kemalini bulmuş; ahirete tarla olarak yaratılan dünya, insanların iman ve küfürleriyle, ibadet ve isyanlarıyla, adalet ve zulümleriyle ahiret âlemine devamlı olarak mahsul göndermiştir. İmtihan müddeti dolan insanlar imate (ölümü verme) fiiliyle bu dünyadan berzah âlemine sevk edilmişler ve yerlerine yeni insanlar aynı salona alınmışlar, aynı imtihana tâbi tutulmuşlardır. Kâinat bu imtihan müddeti tamamlanıncaya kadar “Kayyum” isminin tecellisiyle ayakta duracak, dünya cennet ve cehennem meyveleri vermeye devam edecektir.

Yeryüzünde hiçbir Müslüman kalmadığında yahut Müslümanlar tamamen mağlup düşüp dünyada küfür tam hâkim olduğunda “Cenâb-ı Hak mü’minlerin ruhlarını bir müddet önce kabzedecek ve kıyamet kâfirlerin başına kopacaktır.”

Kâinatın divane olması, “kâinatın meyvesi olan insanların divanece hareket ederek hak ve hakikat yolundan sapmaları” şeklinde anlaşılabileceği gibi, “küfrün kâinatı bir tahkir” olması noktasından kâinatın kendisinin de sanki “Ben Allah’ı inkâr ve O’na isyan eden bu adamlara mı hizmet edeceğim!..” diye hayrete düşmesi, ne yapacağını şaşırması” olarak da anlaşılabilir.

Bütün insanların, “Bir harf kâtipsiz olmaz, bir iğne ustasız olmaz” hakikatini idrak edemeyecek kadar akıllarını kaybetmeleri ve küfür yoluna girmeleri, “küre-i arzın kafasını ve aklını kaybetmesi” olarak ifade edilmiştir.

(1) bk. Şualar, Beşinci Şua, İkinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

mstf.ylcnky28
abi, fakat üstad Kur'an ın dünyanın aklı hükmünde olduğundan bahsediyor.dünyanın ruhunun ise nuru Muhammedi olduğunu beyan ediyor
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Nur-u Muhammedi ile Kur'an siyam ikizleri gibidir biri birisiz olmaz.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
isahalim
Yukarıdaki metnin devamındaki cümlede "Hem müsademe(çarpışma) neticesinde emr-i İlâhî ile kıyamet kopar diye bir te'vili vardır. " diyor Hz. Üstad. Fakat öncesinde müsademe neticesinde hareketinin yönünün tamamen değişip, artık batıdan doğuya döneceğini söylüyordu. Fakat paylaştığım cümlede ise çarpışmanın, KIYAMETİN KOPMASINA sebebiyet vermesinden söz ediyor ki ikisi BAŞBAŞKA ŞEYLER. Bu bana çelişkili gelen meselede bir şeyi yanlış anlıyorum muhtemelen, düzeltir misiniz?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Birinci çarpma yön değiştirir ikincisi yok edebilir bunların hepsi mümkün ve muhtemel manalar.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...