"Arşı ferşe bağlayan Kelâmullah..." Arşı ferşe bağlamak ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Arş-ı Azam; bütün mahlukatı ve kevniyatı içine alan, muazzam bir sanat-ı Rabbani olduğu için, somutlaştırarak izah edilmesi mümkün değildir. Lakin bazı temsiller ile akla yaklaştırılabilir.

Arş, Allah’ın tedbir ve tasarrufunun azamet ve haşmetini ilan eden bir terimdir.

İnsan dünya, kainat ve arş düzleminde düşündüğü zaman, Allah’ın ne kadar azametli ve haşmetli olduğuna intikal eder.

Arş kavramı maddi ve manevi, şehadet ve gaybi bütün mahlukatı ve alemlerini içine alan ve kuşatan genel bir çerçevedir. Yani arş denildiği zaman kainat da içine girer, cennet cehennem de içine girer. Ama arş ve kürsi de kainat gibi mahlukturlar.

"Yedi göğün Kürsî'ye olan nispeti, ancak geniş düzlük bir arazide (bir çölde) bırakılmış bir halka gibidir. Arşın Kürsî'ye büyüklüğü / üstünlüğü ise bu geniş düzlük arazinin halkaya olan büyüklüğü, üstünlüğü gibidir."(1)

Üstad Hazretleri arş hakkında şunları söylüyor:

"Bu kaide, Arş ile kevn hakkında da tatbik edilir. Şöyle ki:

"Arş Zahir, Bâtın, Evvel, Âhir isimlerinin halita ve karışığıdır. Bu halitada dahil olan ism-i Zahir itibarıyla, Arş, mülk, kevn melekût olur. İsm-i Bâtın itibarıyla, Arş, melekût, kevn mülk olur. Demek, Arşa ism-i Zahir nazarıyla bakılırsa, kendisi zarf, kevn de mazruf olur. İsm-i Bâtın gözüyle bakılırsa, kendisi mazruf, kevn zarf olur. Ve keza, ism-i Evvel itibarıyla, وَكَانَ عَرْشُهُ عَلَى الْمَاۤءِ âyetinin işaret ettiği kevnin bidayetini içine alıyor. Ve ismi Âhir itibarıyla, سَقْفُ الْجَنَّةِ عَرْشُ الرَّحْمٰنِ hadîs-i şerifinin ima ettiği kevnin nihayetini içine alıyor. Demek, Arş öyle bir halitadır ki, şu dört isimden aldığı hisselerle kevn ve vücudun sağını solunu, üstünü ve altını ihata etmiş olur."(2)

Ferş: Kelime olarak yer yüzü ve küremiz demektir. Arşın ferşe bağlanması maddi ve hilkat açısından değil, manevi ve rütbe açısındandır. Yani yeryüzü manasında olan ferş, mahlukatın halifesi konumunda olan insanın meskeni ve beşiği olduğu için, bütün kevniyat ve arş yeryüzüne manen hizmetçi ve hadim oluyor.

Bütün felekleri ve arşları bir insan gibi hayal edecek olursak, ferş yani küremiz bu insanın kalbi ve ruhu hükmündedir. Nasıl insanın cesedi ruha bağlı yaşıyorsa, tabiri yerinde ise arş ve kürsi de ferşe yani küremize yani insana bağlanmış ve onunla berhayattır.

İsmi Kayyum bahsinde bu mana şöyle ifade edilmektedir:

"Kâinata tecellî eden kayyûmiyetin cilvesi, vâhidiyet ve celâl noktasında olduğu gibi, kâinatın merkezi ve medarı ve zîşuur meyvesi olan insanda dahi, kayyûmiyetin cilvesi, ehadiyet ve cemal noktasında tezahürü var. Yani, nasıl ki kâinat sırr-ı kayyûmiyetle kaimdir; öyle de, ism-i Kayyûmun mazhar-ı ekmeli olan insan ile, bir cihette kâinat kıyam bulur. Yani, kâinatın ekser hikmetleri, maslahatları, gayeleri insana baktığı için, güya insandaki cilve-i kayyûmiyet, kâinata bir direktir."(3)

Dipnotlar:

(1) bk. İbn Hibbân, Sahîh, thk. Şuayb Arnavut, Müessesetü’r-Risâle, Beyrut, 1993, I, 76, nr. 79; Taberî, Kurtubî, İbn Kesir, Ayete’l-Kürsî tefsiri; Beyhaki, Esma ve’s-Sıfat, h. no: 861, 862; Kenzu’l-Ummal, h. no: 44158.
(2) bk. Mesnevi-i Nuriye, Hubab.

(3) bk. Lem'alar, Otuzuncu Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...