"Eğer kâinattan risalet-i Muhammediyenin (a.s.m.) nuru çıksa, gitse, kâinat vefat edecek. Eğer Kur’ân gitse, kâinat divâne olacak ve küre-i arz kafasını, aklını kaybedecek..." cümleleri ne manaya geliyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu iki cümle önceki tariflerin bir neticesi gibidir ve kıyametin kâfirler üzerine kopacağı hakikatinin bir bakıma izahı ve ispatıdır.

Şöyle ki: İnsanlar vahy-i Kur’ân'ı ve onun tebliğ edicisi olan Allah Resulünü (asm.) dinlemedikleri takdirde, bu kâinat “hayatsız, şuursuz ve nursuz” meyveler vermiş olacak ve onlara hizmet etme durumunda kalacaktır. Bu kâinatın sahibi, bu hale müsaade etmeyecek ve kıyameti kopararak kâinatın hayatına son verecektir.

Nur, zulmetin her çeşidini yok eder. İnsanlar iman nuruyla küfürden, tevhid nuruyla şirkten, ibâdet nuruyla isyandan, ilim nuruyla cehaletten, edeb nuruyla ahlaksızlıktan kurtulurlar. Zâten kâinatın yaratılış gayesi de bu nurlardır. Bütün bu nurların kaynağı da nur-u Muhammedîdir ve âyet-i kerîmede haber verildiği gibi “Allah nurunu tamamlayacaktır.”

Beden ruhla kıyam bulduğu, devam ettiği gibi, bu âlemin ayakta durması, varlığını devam ettirmesi de hayata hizmeti içindir. Şu muhteşem kâinat milyarlarca sene sadece bitkilere hizmet etmiş, o günkü ağaçların, çiçeklerin yarı canlı dediğimiz noksan hayatları bile âlemin devamına sebep olabilmiştir. Daha sonra hayvanlar, en sonunda da insanlar yaratılmıştır.

İnsanın yaratılmasıyla yeryüzündeki hayat kemalini bulmuş; ahirete tarla olarak yaratılan dünya, insanların iman ve küfürleriyle, ibadet ve isyanlarıyla, adalet ve zulümleriyle ahiret âlemine sürekli olarak mahsul göndermiştir. İmtihan süresi dolan insanlar imate (ölümü verme) fiiliyle bu dünyadan berzah âlemine sevk edilmişler ve yerlerine yeni insanlar aynı salona alınmışlar, aynı imtihana tâbi tutulmuşlardır. Kâinat bu imtihan süresi tamamlanıncaya kadar “Kayyum” isminin tecellisiyle ayakta duracak, dünya cennet ve cehennem meyveleri vermeye devam edecektir.

Yeryüzünde hiçbir Müslüman kalmadığında yahut Müslümanlar tamamen mağlup düşüp dünyada küfür tam hâkim olduğunda “Cenâb-ı Hak müminlerin ruhlarını bir müddet önce kabzedecek ve kıyamet kâfirlerin başına kopacaktır.”

Kâinatın divane olması, “kâinatın meyvesi olan insanların divanece hareket ederek hak ve hakikat yolundan sapmaları” şeklinde anlaşılabileceği gibi, “küfrün kâinatı bir tahkir” olması noktasından kâinatın kendisinin de sanki “Ben Allah’ı inkâr ve O’na isyan eden bu adamlara mı hizmet edeceğim!..” diye hayrete düşmesi, ne yapacağını şaşırması” olarak da anlaşılabilir.

Bütün insanların, “Bir harf kâtipsiz olmaz, bir iğne ustasız olmaz” hakikatini idrak edemeyecek kadar akıllarını kaybetmeleri ve küfür yoluna girmeleri, “küre-i arzın kafasını ve aklını kaybetmesi” olarak ifade edilmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...