"Asâ-yı Mûsâ âhirlerinde, bazı nüshalarında mübarekler pehlivanı büyük ruhlu Küçük Ali namında bir kardeşimizin sualine karşı verdiğim bir cevap var. Onu okuyunuz..." Bahsedilen kısım nerededir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Büyük ruhlu Küçük Ali Ağabeyimizin sorduğu sual ve cevabı ile ilgili Risale-i Nurların çok yerlerinde Üstadımız özetle cevap veriyor. Üniversite talebelerinin aynı mealde sordukları suale, Küçük Ali Ağabeyimizin sorusu ve ona verilen cevabı adres gösteriyor ve "onu okuyunuz" diyor. "Asay-ı Musa" denmesi ise, bu sualin ilk olarak orada yayınlanmasındandır.

"Yedi sene evvel İstanbul Üniversitesi'ndeki bazı Nur talebelerine yazılan mektubdan bir parçadır."

"Asâ-yı Musa âhirinde, mübarekler pehlivanı büyük ruhlu Küçük Ali namında bir kardeşimizin sualine karşı verdiğim bir cevap var. Onu okuyunuz ki, bazı muterizler Risale-i Nur'un kıymetini bir derece kırmak için ona demişler: 'Herkes Allah'ı bilir. Âdi bir adam, bir veli gibi Allah'a iman eder.' Böylece Nurların pek yüksek ve pek çok kıymetdar ve gayet lüzumlu tahşidatını ziyade göstermek istemişler."(1)

Abdulkadir Badıllı Ağabeyin kaleme aldığı Mufassal Tarihçe-i Hayat kitabının 2. Cildinde Büyük Ruhlu Küçük Ali Ağabeyin sualine verilen cevabı aynen alıyoruz:

“Saniyen: Mübarekler pehlivanı hem Abdurrahman hem Lütfü hem büyük Hafız Ali manalarını taşıyan büyük ruhlu Küçük Ali kardaşımız bir sual soruyor. Halbuki o sualin cevabı Risale-i Nur’da yüz yerde var."

"Risale-i Nur’un erkân-ı imaniye hakkında bu derece kesretli tahşidatı nedendir? 'Bir âmî mü’minin imanı büyük bir velinin imanı gibidir.' diye eski hocalar bize ders vermişler diyor?"

"Elcevab: Başta Matbu Ayet-el Kübra, hem Yirmi Sekizinci mektubun üçüncü meselesinin ikinci noktasıda, meratib-i imaniye bahislerinde.. Ve ahire yakın Müceddid-i Elf-i Sani İmam-i Rabbanî’nin beyanı ve hükmü ki: 'Bütün tarikatların müntehası ve en büyük maksadları, hakaik-i imaniyenin inkişafıdır.. Ve bir mesele-i imaniyenin kat’iyetle vuzûhu, binler kerametlerden ve keşfiyattan daha iyidir.' ve Ayet-el Kübra’nın en ahiri ve lahikadan alınan o mektubun parçası ve tamamının beyanatı cevab olduğu gibi; Meyve Risalesi’nin tekrarat-ı Kur’âniye hakkında Onuncu Mes’elesi, tevhid ve iman rükünleri hakkında tekrarat ve kesretli tahşidat-ı Kur’âniye’nin hikmeti, aynen tamamen onun hakikî tefsiri olan Risale-i Nur’da cereyan etmesi cevabtır."

"Hem iman-ı tahkikî ve taklidî ve icmalî ve tafsilî... Ve imanın bütün muhacamaata ve vesveselere ve şüphelere karşı dayanıp sarsılmamasını beyan eden Risale-i Nur parçalarının izahatı, büyük Ruhlu Küçük Ali’nin mektubuna öyle bir cevabtır ki, bize hiç bir ihtiyaç bırakmıyor."

"İkinci cihet: İman yalnız icmalî ve taklidî bir tasdikte münhasır değildir. Bir çekirdekten, ta büyük hurma ağacına kadar... Ve eldeki ayinede görünen misalî güneşten, ta deniz yüzündeki aksine, ta güneşe kadar mertebeleri ve inkişafatları olduğu gibi; imanın o derece kesretli hakikatları var ki; bin bir esma-i ilâhiye ve sair erkân-ı imaniyenin kâinat hakikatıyla alâkadar çok hakikatları var ki, bütün ilimlerin ve marifetlerin ve kemalât-ı insaniyenin en büyüğü imandır ve iman-ı tahkikiden gelen tafsilli ve burhanlı marifet-i kudsiyedir diye ehl-i tahkik ittifak etmişler."

"Evet, iman-ı taklidî çabuk şüphelere mağlub olur. Ondan çok kuvvetli ve çok geniş olan iman-ı tahkikî de pek çok meratib var. O mertebelerden ilmelyakin mertebesi, çok bürhanların kuvvetiyle binler şüphelere karşı dayanır. Halbuki taklidî iman ise, bir şüpheye karşı bazen mağlub olur."

"Hem iman-ı tahkikînin bir mertebesi de aynelyakin derecesidir ki, çok mertebeleri var. Belki esma-i ilahiyye adedince tezahür dereceleri var."

"Bütün kâinatı bir Kur’ân gibi okuyabilecek bir dereceye gelir... Ve bir mertebesi de hakkelyakindir ki, onun da çok mertebeleri var. Böyle imanlı zatlara şübehât orduları hücum da etse bir halt edemez."

"İlm-i kelâmın binler cild kitapları akla ve mantığa istinaden te’lif edip, yalnız o marifet-i imaniyenin bürhanlı ve aklî bir yolunu göstermişler... ve ehl-i hakikatın yüzer kitapları keşfe ve zevke istinaden o marifet-i imaniyeyi daha başka bir cihette izhar etmişler. Fakat Kur’ân’ın mu’cizekâr cadde-i kübrasının gösterdiği hakaik-i imaniye ve marifet-i kudsiye, o ulema ve evliyanın pek çok fevkinde bir kuvvet ve yüksekliktedir."

"İşte Risale-i Nur bu câmi’ ve küllî ve yüksek cadde-i saadeti ve mi’rac-ı marifeti tefsir edip, bin seneden beri Kur’ân aleyhine ve İslâmiyet ve insaniyyet zararına ve adem alemleri hesabına tahribatçı küllî cereyenlera karşı Kur’ân ve iman namına mukabele ediyor, müdafaa ediyor. Elbette hadsiz tahşidata ihtiyacı vardır ki; o hadsiz düşmanlara karşı dayanıp, ehl-i imanın imanının muhafazasına Kur’ân nuruyla vesile olsun."

Hadis-i şerifte vardır ki; “Bir adamın senin ile imana gelmesi, sana sahra dolusu kırmızı koyunlardan daha hayırlıdır.”
(...)
"Umum kardeşlerimize birer birer selâm ve dua ediyoruz. Kusura bakmayınız, acale yazıldı. Siz tashih ve ıslâh edebilirsiniz. Elbaki Hüvelbaki Kardaşınız, Said-i Nursi.”(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Emirdağ Lahikası-I, 151. Mektup.
(2) bk. Badıllı, Mufassal Tarihçe-i Hayat-II.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...