"Hakaik-i imaniyeden bir tek meselenin inkişafı ve vuzuhu, benim indimde binler ezvak ve kerâmâta müreccahtır." Daha keşfedilmemiş hakikat var mıdır, yoksa Risale-i Nur hepsini keşfetmiş midir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İman hakikatleri iki şekilde değerlendirilir: Birisi; Kur’an ve sünnet ile sayısı ve sınırları belli olan imanî meselelerdir. İmanın altı şartı ile İslam’ın beş şartı gibi. İmanın ve İslam’ın şartlarında bir artma ya da eksilme söz konusu değildir. İmanın bu kısmı, her zaman, her yerde ve her toplumda aynıdır, asla, değişmezler. Bu rüknün keyfiyeti, yani kuvvet ve zaafı, her insana ve her döneme göre farklılık arz eder. Sahabelerin döneminde, imanın bu rüknü öyle bir seviyeye çıkmıştı ki, artık maddî sebep ve perdeler kalkmış gibi bir vaziyet almıştı. Bazı dönemlerde de bu rükün çok zaafa uğradığı için, adeta yok olmaya yüz tutmuş.

İman hakikatlerinin ikinci kısmı ise; iman hakikatlerinin keyfiyetine bakan delillerdir ki, bunda bir sınır ve had yoktur. İman her mü’minde mütemadiyen gelişir, kuvvetlenir veya zayıflar.

İmanın; hakka’l-yakîn, ayne’l-yakîn ve ilme’l-yakîn olmak üzere üç mertebesi vardır. Yakînin üç mertebesi de şüphesiz ve kâmil bir imanı ifade eder.

İlme’l-yakîn; bir şeyin varlığını kesin olarak ilmen bilmektir.

Ayne’l-yakîn; bir şeyin varlığını, gördüğümüz, bildiğimiz ve hissettiğimiz bir şeyin varlığı gibi kesin iman.

Hakka’l-yakîn ise bir şeyin varlığını, yaşadığımız bir hali bilmemiz derecesinde bilmektir.

“Evet, iman-ı taklidî, çabuk şüphelere mağlup olur. Ondan çok kuvvetli ve çok geniş olan iman-ı tahkikîde pek çok meratib var. O meratiblerden ilmelyakîn mertebesi, çok burhanlarının kuvvetleriyle binler şüphelere karşı dayanır. Hâlbuki taklidî iman bir şüpheye karşı bazen mağlup olur.

Hem iman-ı tahkikînin bir mertebesi de aynelyakîn derecesidir ki, pek çok mertebeleri var. Belki esma-i İlahiye adedince tezahür dereceleri var. Bütün kâinatı bir Kur'an gibi okuyabilecek derecesine gelir. Hem bir mertebesi de hakkalyakîndir. Onun da çok mertebeleri var. Böyle imanlı zâtlara şübehat orduları hücum da etse, bir halt edemez.” (Emirdağ Lahikası, 1. Cilt)

Mum bir ışık kaynağıdır ancak az bir rüzgâr ile sönebilir. El feneri de ışık saçar, o da pili bitince söner. Kullandığımız elektrik de bir ışıktır, sigortanın atmasıyla o da söner. İman güneş gibi olmalıdır ki, ne rüzgârla, ne de sigorta atmasıyla sönmesin.

Aynı şekilde mahiyet itibariyle bir damla da sudur, okyanus da. Peygamber Efendimizin (sav.) imanı bir okyanus ise, bir mürşidin imanı bir nehir, başka bir mü’minin ki de bir katre kadardır. İman ancak marifet, ibadet ve tefekkür ile ziyadeleşir, kuvvetlenir. İmanın zerreden güneşe kadar dereceleri vardır

"İman, yalnız icmalî ve taklidî bir tasdike münhasır değil, bir çekirdekten tâ bir büyük hurma ağacına kadar ve eldeki âyinede görülen misali güneşten tâ deniz yüzündeki aksine tâ güneşe kadar mertebeleri ve inkişafları olduğu gibi imanın o derece kesretli hakikatleri var ki, bin bir Esma-i İlahiyye ve sair erkân-ı imaniyenin kâinat hakikatleriyle alâkadar çok hakikatleri var ki, bütün ilimlerin ve marifetin ve kemalat-ı insaniyenin en büyüğü imandır ve iman-ı tahkikiden gelen tafsilli ve bürhanlı marifet-i kudsiyedir." (Sikke-i Tasdik-i Gaybi)

Asıl sualinize gelecek olursak, Risale-i Nurlar bu asrın en parlak ve en mükemmel iman tefsiri de olsa, bütün iman hakikatlerini keşfedip bitirmiş demek yanlış ve ifrat olur. Zira imana bakan delilleri, ayetin ifadesi ile okyanuslar mürekkep, ağaç ve bitkiler kalem olsa yine bitirip tüketemezler. Risale-i Nurlar bu sayısız delillerden sadece bir demettir. Peygamberler bile sürekli terakki ve inkişaf içinde olduklarına göre, bir veli zâtın bu inkişaf ve terakki kapısını kapaması düşünülemez.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

drerkan
Risale-i Nur keşfetmenin metodlarını öğretiyor inşallah.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
zeynepyavuz
Hakaik-i imaniyenin inkişafı nasıl olur örnek verir misiniz
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Bir dağın arkasında büyük bir ateşin yandığını birisinden duymuşsunuz sonra bu duyumla yetinmeyip dağı görecek bir mevkie gelerek ateşten çıkan dumana bakarak ateşin varlığından iyice emin oldunuz bununla da yetinmeyip dağın yüksek bir yerine çıkarak ateşin yandığını bizzat gözümüzle müşahede ettik ateşin varlığına olan inancımız daha da inkişaf etmiş oldu hatta bununla da yetinmeyip ateşin yanına vararak elimizi ateşin içine daldırdık ve ateş elimizi yaktı artık ateşin varlığı konusunda bilgilimiz ve inancımız en zirveye ulaşmış oldu.

Birisinden duymak ile ateşin içine elini sokarak ateşi hissederek kavramak arasındaki merhale ve aşamalar bir inkişaf oluyor.

Aynı şekilde imanın taklidi, ilmelyakin, aynelyakin, hakkalyakin gibi sayısız derece ve makamları bulunuyor. İnsanın bu derece ve aşamaları aşması ve ilerlemesi de imanın inkişaf etmesi anlamına geliyor.

Mesela ahiretin varlığına işaret eden delilleri kainat ve hadiseler üzerinde okuyarak aklı, kalbi, ruhu ve diğer latifeleri tatmin etmek ahirete iman esasında inkişaf etmek anlamına geliyor. Bu diğer imanın esasları içinde geçerlidir.

Risale-i Nurun imana dair her bir bahsi imanda bir inkişaftır. Mesela Haşir risalesini anlayarak ve hazmederek okuyan birisinin imanı taklitten tahkike çıkar tahkikle de kalmaz ilmelyakin, aynelyakin, hakkalyakin aşamalarını geçerek çok yüksek bir seviyeye ulaşabilir.

Özetle imanın inkişaf etmesi demek aklın, kalbin, ruh ve diğer latifelerin güçlü delil ve ispatlarla tam bir teslimiyet ve tatminiyet içine girmesi demektir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...