"İki yüz sene sonra evlenmemek" manasında bir hadis var mı? Ashab-ı Suffa Evlenmiş midir? Vakıf Şeklinde Hizmet Var mıdır?

"İki yüz sene sonra evlenmemek" manasında bir hadis var mı? Ashab-ı Suffa Evlenmiş midir? Vakıf Şeklinde Hizmet Var mıdır?
Soru Detayı

- Hizmette kalmak isteyenlere bu tavsiyede bulunmak doğru mu?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Evlenmek; insanlık için fıtri ve umumi bir yoldur, bunun aksini savunup, insanları bekâr kalmaya davet etmek; hem fıtrata hem de İslam’a zıddır. Onun için bu hususta asıl ve doğru olan ve herkesin gidebileceği yol, evlenmek ve aile kurmaktır. Ama bu umumi kaide, bazı hususi durumlarda ve bazı hususi şahıslarda geçerli olmayabilir. İşte evlenmeye teşvik eden hadisler umumi durum için, evlenmemeyi teşvik eden hadisler ise hususi şahıslar ve durumlar içindir.

Mesela bu hadis, hususi bir şekilde, evlenmeyip, iman hizmetinde bulunmaya teşvik ve işaret eder:

"Deylemî’den (R.A.) mervi bir hadis şöyledir: ... Yani:

“Allah bir kulunu severse o kulu, Zât-ı Uluhiyetine (dinine) hizmet için seçer, (dünyevî iştihalardan) imsak ettirir. O kulu, kadın ve evlad ile meşgul ettirmez.”(1)

Bu durum, bilhassa hicretin 200. senesinden sonrası içindir. Çünkü “200 senesinden sonra en hayırlınız, zevce ve veledi olmamakla yükü hafif olanınızdır” buyuruluyor. Bu hadis umum olan evlenme kaidesini bazı şahıslarda takyit ve tahsis etmiş oluyor. Dolayısı ile bazı hususi şahıslar ve durumlar içindir, genelleme yoktur.

İmam-ı Gazalî’nin Huzeyfe’den ve Ebû Umame’den (ra) rivayet ettiği bir hadiste Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyuruyor:

"Hicri ikinci asırdan sonra insanların en hayırlısı geçim derdi az ve çoluk çocuğu olmayan kimsedir."

Yine İmam-ı Gazalî’nin Ebû Hüreyre’den rivayet ettiği bir hadiste Peygamber Efendimiz (asm):

"Bir zaman gelecek; kişinin helâki karısının, anne ve babasının ve çocuklarının elinde olacak. Çünkü bunlar onu fakirlikle ayıplarlar. Ve gücünün yetmediği şeyleri kendisinden isterler. Adam da bu sebeple tehlikeli işlere girer. Böylece dini gider, kendisi de helâk olur." (2)

Burada, Peygamber Efendimiz (asv) umumi olarak herkesi evlenmemeye teşvik etmiyor. Bu dönemlerde insanların çoğu geçim belası yüzünden haramlara gireceğini ve dünyaya dalacağını haber veriyor. Bu gibi hadisler hayatın birtakım hakikatlerine işaret ediyor ve belalara karşı bizi tedbirli olmaya davet ediyor. Onun için biz de tedbir olarak, evlenirken dindar, şuurlu ve kanaatkâr bir eşle evlenmeliyiz; aksi halde, çok sıkıntılara düşülür ve haramlara giriir.

Sahabeler içinde de Ashab-ı suffa denilen, sadece ilim ve hizmet ile meşgul olup, içtimai hayata girmeyen sahabeler de vardır. Bu sahabeler evlenmezdi, ticaret ile meşgul olmazdı, geçimlerini ise ümmet temin ederdi. Bizdeki vakıflık müessesesi sahabelerdeki suffaya benzer. Vakıf ağabeylerin de bu zamanda ciddi bir fedakârlık ile her şeyden tecerrüt ile hizmet etmeleri, suffa sahabelerinin bu zamandaki bir cilvesi ve modeli hükmündedir. Yani vakıflık müessesesinin karşılığı ve istinadı sünnette ve sahabelerde vardır, meşru ve müstahsen bir kurumdur. Ama her Nur talebesini vakıflığa özendirmek ve öyle teşvik etmek de doğru olmaz. Vakıflık herkesin yapabileceği bir hizmet tarzı değildir.

Netice olarak, evlenmek umumi bir kaide ve çok ehemmiyetli bir sünnet iken, bazı has şahıslara ve hususi durumlara sünnet ve kaide olmayabiliyor. Her iki hale işaret eden hadisler de mevcuttur. Bu hadisler birbiri ile çelişmiyor, iki farklı hakikate işaret ediyor denilmelidir. Hizmet için bekâr kalan bir Nur talebesi, bu halini genelleyemez. Yani herkesi bekâr kalıp hizmet etmeye teşvik edemez.

İnsanların mizaç ve fıtratları farklıdır; evlenme birisi için vacip iken, diğeri için tersi olabilir. Ama evlenmenin insanlık için sünnet olduğu aşikârdır.

Ashab-ı Suffa, belli bir tarihe kadar evlenmemişler; daha sonra ise aile hayatına girmişlerdir. Yani belli bir yaşa kadar bekâr durarak hizmet etmiş ve daha sonra evlenmişlerdir. Bu mana Asr-ı saadete mahsustu, demek mümkündür. Bu asırda, bu manayı temsil edenler ise Nur talebeleri olan vakıflar olduğunu söylemek yanlış olmaz...

Dipnotlar:

(1) bk. Levami-ül Ukul Şerhi, I/173.
(2) bk. İhya, II/66.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 72.906
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

SNN kns
sorduğum sorular dışarda bana sorulan sorulardır. Ayrıntılı cevap verebilmek için vakıf abelere sorduğum soruları size de sorayım dedim. Cevabınız için tesekkurler
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
ugur.sevin
Tevafuk hizmetin makbuliyetinin alametidir. Daha dün bir abi bana sordu, vakıf abi ile görüştüm, şimdi cevabı burada... Allah razı olsun...
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Adem68474

Ashabı Suffadan ömür boyu bekar kalıp o hal üzere vefat eden sahabe ismi biliniyor mu?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Ehl-i Suffeden bekar olarak vefat edenler bilinnenektedir. Ama güvenilir kaynaklarda yok da denmemektedir. Bununla birlikte hiç evlenmeyip bekâr yaşamış ve ölmüş tanınan / tanınmayan çok insan vardır. Mesela bildiğimiz kadarıyla peygamberlerden Hz. İsa (as) ve Hz. Yahya (as) hiç evlenmemişler, bekâr olarak dünyalarını değiştirmişler.

Sahabilerin arasında "Suffe Ashabı" olarak bilinen, hayatını ilme, İslamî hizmete vermiş ve hiç evlenmemiş sahabiler vardı. Peygamberimiz (asm) bunların evlenmeleri için herhangi bir ısrarda bulunmamıştır. 

Meselâ Allah dostlarından Rabia-i Adeviyye, Bayazid-i Bistamî, Bişr-i Hafî, zamanımızın tanınmış alimlerinden İbnülemin Mahmut Kemal İnal, Ali Emiri Efendi, Üstad Bediüzzaman Said Nursi ve bazı yakın talebeleri evlenmemişler, hayatlarını bekâr olarak geçirmişlerdir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
artiha

Hayat-ı dünya ve içtimaiyeye mecbur olmadan karışmamak gerek. Dar daire yani kuvve-i anil merkeziye tahkim edilince, diğer alanlar da destek buluyor. Bazen hizmet ile ilgili telkinler yapılıyor. İyi ise sen niye üzerine almıyorsun diyorlar. Daha önemli hizmet ile ilgilenmek için diyoruz, ikna olmayınca mecbur kalıyoruz. Üstad da siyasetin kendisi için fuzuliyane olduğunu ifade eder. Bir yerde iki market vardı. Birisi gayet revaçta, diğeri ise vaziyeti idare ediyordu. Gazeteci bırakınca işleri iyi olana alması telkin edildi. Böylece ayrı bir hizmet imkânı doğacaktı. Kârlı ise gazeteci neden bıraktı dedi ve almadı. Diğeri ise üstlendi. Gazeteyi almaya gidenler ekmek süt ve sair ihtiyacı da tedarik etti. O noktada zarar etse de diğer kalemler artış gösterdi. Zamanla yükünü tuttu, diğeri ise battı. Bu durumlarda mecbur kalıyoruz geniş daireye girmeye yoksa en müessir hizmet dar dairede

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...