"Bak, öyle bir ziya-yı hakikat neşreder ki, eğer onun o nuranî daire-i hakikat-i irşadından hariç bir surette kâinata baksan, elbette kâinatın şeklini bir matemhane-i umumî hükmünde ve mevcudatı birbirine ecnebî,.." Dördüncü Reşha'yı özetler misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Mürşid-i Ekber olan Resul-i Ekrem Efendimiz (asm) insanın yaratılış gayesini, hâdisatın içyüzünü, kâinatın ne mana ifade ettiğini, mevcudatın nereden gelip nereye gittiğini en mükemmel bir şekilde okumuş ve okutmuştur. Bütün insanlığı müthiş bir karanlıktan ve ümitsizlikten kurtarmıştır.

Bu kâinat bir matem yeri değil, bir zikir hanedir. Herkes ve her şey Allah’ın verdiği vazifeleri en güzel şekilde yerine getirirler, onu tesbih eder ve onu hatırlatırlar. Vazifesi bitenler ölüm kanunuyla terhis edilirler ve başka bir âlemde hizmetlerinin karşılığını görürler.

Cansız varlıklar arasında mükemmel bir yardımlaşma olması ve hepsinin hayata hizmet etmeleri gösteriyor ki, bu varlıklar birbirine düşman değil dostturlar; bir fabrikanın çarkları gibi el ele vererek birlikte çalışırlar.

Mevcudata imanın nuru ile bakan bir mümin, her şeyin tedbir ve idaresinin Allah’ın kudret elinde olduğunu, hiçbir hâdisenin ve varlığın başıboş olmadığını bilir, hiçbir şeyden endişe duymaz. Her şeyin Allah’ın birer muti askeri olduğunu bilen mümin, kadere teslim olur. Bilir ki Allah müsaade etmezse hiçbir şey ona zarar veremez. Her hususta elinden gelen tedbiri tam olarak alır, neticeye karışmaz. Böyle bir tevekkül ile rahat ve huzur bulur.

Kâinata küfür ve inkâr gözü ile bakıldığında her şey manasız, sahipsiz, tesadüfün oyuncağı ve bütün canlılar "zeval ve firakın sillesiyle ağlayan yetimler hükmünde" görülür.

"Şimdi bak, onun neşrettiği nur ile o matemhane-i umumî, şevk u cezbe içinde bir zikirhaneye inkılâp etti."(1)

Yani bütün varlıklar sahipsizlikten kurtuldular, Allah’ın mahlukları, misafirleri, abidleri haline girdiler. Ölüm de yokluğa atılma olmaktan çıktı, dünyada vazifesini bitiren ve iman ile göçen müminler için vazifeden paydos olup mükafat almak üzere ahirete göç etmek şekline döndü.

1) bk. Sözler, On Dokuzuncu Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Haktan34

"Ecnebî, düşman mevcudat, birer dost ve kardeş şekline girdi." Doğada hayvanlar birbirini yiyor öldürüyor, bunu nasıl anlayabiliriz?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Burada mevcudatın birbirine dost olması kişinin algısında ve bakış açısındadır yoksa aslan ile ceylan bizim anladığımız manada dost olmuyor. Mümin hadiselere iman nazarı ile baktığında her şeyin hikmetli bir plan üzerine gerçekleştiğini görür ve zahirde çirkin gibi duran olayların iç yüzünde çirkin olmadığını anlar.

Mesela yağmurun yağması zahirde canlıları ıslatan bazen de sel ve heyelana neden olan çirkin bir eylem gibi duruyor oysa yağmur hayata elzem bir rahmettir yağmur olmadan bitkiler yetişmez canlılar susuz kalır. Bir aslanın bir ceylanı yemesi zahirde çirkin gibi duruyor oysa kainatta cari olan besin zinciri açısından gayet normal ve üreme dengesizliğini dengeleyen hikmetli bir saldırıdır. Daha bizim bilemediğimiz hikmetlerde cabası...

Aslan fıtratına biçilmiş yırtıcılık vazifesini yapmakla mükellef iken ceylan da kaçmakla mükelleftir kader her ikisine de hikmetli gerekçelerle roller vermiş. Kaderin biçtiği bu rollerin arkasında çok ince ve derin hikmetler var bir iki zahiri çirkinliğin yanında yüzlerce hikmetler de bulunuyor bu sebeple doğada hayvanların birbirini yemesini mutlak bir çirkinlik olarak göremeyiz.

Bitkiler hayvanlara rızık, hayvanlar birbirine rızık, hepsi insana rızık olarak tayin edilmişler, bu yaratılış kanunudur. Bu kanunun yüz hikmetinden bir ikisinin zahiri çirkin olması geri kalan doksan sekiz hikmet ve güzelliği söndüremez.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...