"Bazı köylerine gitmeme müsaadekâr bir iş’ar burada olsa, münasip olur." Üstad'ın bu talebi karşılanmış mı, muhatap kimdir?
Değerli Kardeşimiz;
"Şahsıma ait ehemmiyetsiz ve cüz’î bir maddeyi haşiye olarak beyan ediyorum:
Madem Recep Bey ve Kara Kâzım seninle dost ve zannımca eski Said’le de münasebetleri var. Onlardan iyilik istemek değil, belki bana karşı selefleri gibi manasız, lüzumsuz tazyik ve zulme meydan vermesinler. Hakikaten buranın maddî ve manevî havasıyla imtizaç edemiyorum. Sıkıntılarım pek fazla. İkametgâhımı hem dışarıdan hem içeriden kilitliyorum. Her cihetle yalnızım. Ve bir cihette de komşusuz, sıkıntılı bir odada, hasta bir halde hayatımı geçiriyorum. Bazen bir günü, Denizli’de bir ay hapisten fazla beni sıkmış. Bu yirmi sene dehşetli zulümle hürriyetime ve serbestiyetime ilişmek artık yeter! Zaten iki sene mahkemelerin tetkikatıyla ve aleyhimdeki münafıkların plânları akîm kalmasıyla kat’iyen tebeyyün etmiş ki, şahsımda ve Nurlarda bu vatan ve millete zarar tevehhüm etmekle daha kimseyi kandıramazlar." (Emirdağ Lahikası-I, 145. Mektup)
Üstad Hazretleri, Denizli hapishanesinden tahliye olduktan sonra 1944 yılında Emirdağ'a geçti.
Muhatabı, kesin olarak bilmemekle birlikte kuvvetle muhtemel Erzurum'un eski milletvekillerinden ve Üstad'ın eski dostlarından, Üstad'la ilgili çok hürmetkâr ifadeleri olan ve Üstad'a da mektublar yazmış olan Yeşil Oğlu Mehmed Salih'tir. Burada bulunduğu sırada M. Salih Yeşiloğlu ile mektuplaşmalarından birinde Recep Peker'in ismi zikredilmektedir. Milletvekilliği yapmış olan M. Salih'in Kazım Karabekir ile Recep Peker'e dost olduğu anlaşılmaktadır.
Üstad Hazretleri bu dostluklarına istinaden, Recep Peker vasıtasıyla, kendisine yapılan haksız zulüm ve tazyiklere son verilmesi talebinde bulunmuştur. Baskılardan dolayı Emirdağ'da çok büyük sıkıntı çekmekte olduğunu ve Denizli'deki hapis hayatından beter bir durumla karşı karşıya bulunduğunu dile getirerek, siyasilerden iyilik değil ama, en azından daha öncekilerin yaptığı zulmün devam ettirilmemesini ve haksızlıklara son verilmesini talep etmiştir.
"...Ben de herkes gibi hürriyetime sahip olsam, belki tebdil-i hava için mutedil havası bulunan bu kazanın bazı köylerine gitmeme müsaadekâr bir iş’ar burada olsa, münasip olur. Size ve oradaki Nur dostlarıma çok selam ve dua ediyoruz..." (bk. age., a.y.)
Burada Bediüzzaman Hazretleri, Emirdağ veya civar köylere gitmek için bir izin sürecinden bahsediyor. O dönemde kendisine yönelik sıkı takipler ve kısıtlamalar olduğu için serbest hareket edemiyordu. Ancak, dostlarından birisinin Recep Peker ve Kara Kazım’la olan dostane tutumlarını referans göstererek, onların olumlu yaklaşımlarının bir işaret olduğunu düşünüyor.
Sonuç olarak, Üstad'ın o dönemde Emirdağ ve civarındaki hareketlerinin çoğu zaman kısıtlandığını ve sürekli takip edildiğini biliyoruz. Üstad'ın bu isteğinin bu teşebbüse binaen olup olmadığı kesin bilinmemekle birlikte zamanla yerine getirildiği Tarihçe-i Hayat'tan anlaşılıyor.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü