Zekâi abinin mektubundaki "pek acı, elîm bir haber, bir sâika" ne olabilir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

(Zeki Zekâi’nin fıkrasıdır.)

"Aziz ve sevgili Üstadım;

"Üç haftaya yakın bir zaman oluyor ki, size mektup yazamadım. Her zaman olduğu gibi, şu günlerde dairede vazifenin çokluğu dolayısıyla, pek kıymetli olan uhrevî vazifelerim geri kalıyor ve bu cihetle teessürüm kâfi gelmiyormuş gibi, bu hafta içinde işittiğim pek acı, elîm bir haber, bir sâika gibi beni beynimden vurdu. İşittim ki, Üstadım yılanların hücumuna mâruz kalmış."

"Ah, Üstadım! Vakit vakit tehacümlerine, taarruzlarına mâruz kaldığımız bu menhus hainlerin zulmünden ne zaman âzade kalacağız? Bu mülhid mütecavizler, haddini tecavüz etmeye başladılar. Artık tecavüzün bu derecesi fazladır. Bu itibarla, muazzam bir bârika-i hakikatin zuhuru yaklaştığı iman ve itikadı, bizi tesellî ediyor. Ne zaman ki, tahribat ve istibdad haddini aştı, uçurum kendini gösteriyor."(1)

Burada Zekai Ağabey'in bahsettiği sıkıntı, aslında Üstadımızın her zaman maruz kaldığı sıkıntılardan sadece birisidir. Hatıralarda bu cümleye rast gelecek herhangi bir kayda rastlayamadık. Lakin tahkikatı biraz derinleştirince Zekai Ağabey'in Barla döneminde yazdığı bu mektub, Üstadımızın Barla döneminde maruz kaldığı bir hadiseyi derhatır ettirmekte ve bu kanaati kuvvetlendirmektedir.

Ayrıca "Üstadım yılanların hücumuna mâruz kalmış." ifadesi de aşağıda vereceğimiz paragrafta geçen "güya iki yılan birbirine eklenmiş gibi" ifadesiyle birebir uyuştuğundan, bu kanaatimizi kuvvetlendirmektedir. Bu nedenle Üstadımızın Yirmi Sekizinci Mektub'un Dördüncü Mesele Olan Dördüncü Risalesi'nde bahsettiği olay, Zekai Ağabey'in bahsetiği olayla birebir uyuşmaktadır. Şöyle ki;

"Sual ediyorsunuz ki: 'Cami-i şerifinize, cuma gecesinde, sebepsiz olarak, mübarek bir misafirin gelmesiyle tecavüz edilmiş. Bu hâdisenin mahiyeti nedir? Neden sana ilişiyorlar?'”

"Elcevap: Dört Noktayı, bilmecburiye, Eski Said lisanıyla beyan edeceğim. Belki ihvanlarıma medar-ı intibah olur; siz de cevabınızı alırsınız."

"BİRİNCİ NOKTA"

"O hâdisenin mahiyeti, hilâf-ı kanun ve sırf keyfî ve zındıka hesabına, cuma gecesinde kalbimize telâş vermek ve cemaate fütur getirmek ve beni misafirlerle görüştürmemek için, bir desise-i şeytaniye ve münafıkane bir taarruzdur. Garaiptendir ki, o geceden evvel olan perşembe günü tenezzüh için bir tarafa gitmiştim. Avdetimde, güya iki yılan birbirine eklenmiş gibi uzunca siyah bir yılan sol tarafımdan geldi, benimle arkadaşımın ortasından geçti. Arkadaşıma, o yılandan dehşet alıp korktun mu, diye sordum: 'Gördün mü?'”(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Barla Lahikası, 184. Mektup.
(2) bk. Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektub'un Dördüncü Mesele Olan Dördüncü Risalesi.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...