Bediüzzaman Said Nursi, "Ex nihilo nihil fit" (Yokluktan hiçbir şey çıkmaz) felsefi ilkesine değinmiş midir?
Değerli Kardeşimiz;
Bediüzzaman Said Nursi, "Ex nihilo nihil fit" (Yokluktan hiçbir şey çıkmaz) felsefi ilkesini, İslam akaidindeki "İbdâ" (hiçten var etme) hakikatiyle telif ederken oldukça derin bir mantık yürütür. Bu noktada felsefenin "yoktan varlık gelmez" diyerek maddeyi ezelileştirme çabasına karşı, mevcudatın hem hudûs (sonradan olma) hem de imkân (olup olmaması eşit olma) cihetlerini kullanır.
Üstadın Risale-i Nur'daki yaklaşımını şu başlıklarla özetleyebiliriz:
İbdâ ve İnşâ Farkı
Üstad, yaratılışı ikiye ayırır. Felsefenin "yoktan bir şey olmaz" dediği yer genellikle inşâ (mevcut elementleri bir araya getirme) kısmıdır. Ancak o, Allah'ın Mübdi ismine dikkat çeker:
İbdâ: Bir şeyi hiçbir numune ve madde yokken, sırf irade ve kudretle var etmektir.
İnşâ: Evrendeki mevcut atomları hikmetle bir araya getirip yeni formlar (çiçek, insan, yıldız) oluşturmaktır. Risalelerde, Allah’ın her an hem ibdâ hem de inşâ ile tasarruf ettiği, dolayısıyla "yoktan var etmenin" Allah'ın sonsuz kudreti için bir imkânsızlık değil, bir şe'n (işleyiş) olduğu vurgulanır.
İmkân Hakikati
Üstad, kelamcıların imkân delilini modern bir üslupla sunar. Bir şeyin varlığı ile yokluğu aklen eşittir. Eğer bir şey var olmuşsa, bu "tercih edici" bir müreccihi ve iradeyi gerektirir.
Kâinat, zatı gereği var olması zorunlu (vacib-ül vücud) bir yapı değildir.
Eğer kâinat "mümkin" ise, yani yokluğu da varlığı kadar ihtimal dahilindeyse, onu yokluktan varlık sahasına çıkaran, kendi cinsinden olmayan bir kudret olmalıdır. Bu, felsefenin "madde maddeden çıkar" kısır döngüsünü kırar.
Hudûs Hakikati
Hudûs, bir şeyin sonradan meydana gelmesidir. Üstad, termodinamik yasalarına da işaret eden bir mantıkla, evrenin sürekli değiştiğini, atomların hareket halinde olduğunu ve bir başlangıcı (Big Bang ve öncesi gibi) olduğunu ifade eder.
Eğer bir şey değişiyorsa ve sonradan olmuşsa (hâdis ise), onu var eden bir Muhdis (var edici) vardır.
Burada felsefenin "yoktan bir şey çıkmaz" kuralı, "Kendi başına, bir yaratıcı olmadan yoktan bir şey çıkmaz" şeklinde tashih edilir.
İlmî Vücuttan Haricî Vücuda
Bediüzzaman'ın en has ve özgün yaklaşımlarından biri de "yokluk" kavramını analiz etmesidir. Ona göre Allah'ın ilminde her şeyin bir "vücud-u ilmîsi" (planı, projesi) vardır. Buna da Ayan-ı Sabite denir.
Yaratılış, mutlak bir "hiçlikten" değil, Allah'ın ilmindeki o manevi kalıpların, kudret ve irade ile dış dünyaya (haricî vücuda) çıkarılmasıdır.
Bu perspektifte, felsefenin takıldığı "yokluk" aslında mutlak bir hiçlik değil, henüz maddeleşmemiş bir ilahi programdır.
Özetle
Üstad, felsefenin "yoktan hiçbir şey var olmaz" (Kâinat ve atomlar ezelidir) iddiasını, eşyanın sürekli yenilenen sanatlı yapısını göstererek çürütür. Ona göre, atomların bu kadar hassas nizamla yokluk karanlığından varlık nuruna çıkması, ancak "Kün feyekün" (Ol der ve olur) emrine sahip bir irade ile mümkündür. Dolayısıyla o, bu felsefi ilkeyi reddetmez; aksine, bu ilkenin "sebeplerin kendi başına yaratamayacağını" kanıtladığını, gerçek yaratıcının ise maddeye muhtaç olmadığını ispat eder.
Risalelerde bu konu ile ilgili değerlendirmeyi yorumsuz verelim:
"Bu bedbahtlar, âciz-i mutlak ve yalnız bir cüz-ü ihtiyarîden başka ellerinde olmayan, firavunlaşmış kendi nefisleri hiçbir şeyi idam ve yok edemediklerinden ve hiçbir zerreyi, bir maddeyi hiçten, yoktan icad edemediklerinden ve güvendikleri esbab ve tabiatın ellerinde hiçten icad gelmediği cihetle, ahmaklıklarından diyorlar: 'Yoktan var olmaz, var da yok olmaz.' deyip, bu bâtıl ve hata düsturu Kadîr-i Mutlaka teşmil etmek istiyorlar.
Evet, Kadîr-i Zülcelâlin iki tarzda icadı var:
Biri ihtirâ’ ve ibdâ’ iledir. Yani hiçten, yoktan vücut veriyor ve ona lâzım her şeyi de hiçten icad edip eline veriyor.
Diğeri inşa ile sanat iledir. Yani, kemâl-i hikmetini ve çok esmâsının cilvelerini göstermek gibi çok dakik hikmetler için, kâinatın anâsırından bir kısım mevcudatı inşa ediyor; her emrine tâbi olan zerratları ve maddeleri, rezzâkiyet kanunuyla onlara gönderir ve onlarda çalıştırır.
Evet, Kadîr-i Mutlakın iki tarzda, hem ibdâ’ hem inşa suretinde icadı var. Varı yok etmek ve yoğu var etmek en kolay, en suhuletli, belki daimî, umumî bir kanunudur. Bir baharda, üç yüz bin envâ-ı zîhayat mahlûkatın şekillerini, sıfatlarını, belki zerratlarından başka bütün keyfiyat ve ahvallerini hiçten var eden bir kudrete karşı 'Yoğu var edemez' diyen adam, yok olmalı!" (Lem'alar, 23. Lem'a, Hatime)
İlave bilgi için tıklayınız:
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
"Creation Ex nihilo" ile beraber düşünüldüğünde ex nihilo Allahın evreni yok iken var ettiğini anlatıyor mu?
"Ex nihilo" kavramı, Latince bir ifade olup tam kelime anlamıyla "hiçlikten" demektir. Teolojik ve felsefi bir bağlamda, özellikle İbrahimi dinlerde (İslam, Hristiyanlık, Yahudilik) Allah'ın evreni yaratma biçimini tanımlamak için kullanılır.
Soruna gelecek olursak; evet, creatio ex nihilo (hiçlikten yaratılış), Allah’ın evreni yaratırken kendisinden başka hiçbir ön-madde, malzeme veya temel kullanmadığını, yani evrenin bir noktada mutlak olarak yok iken var edildiğini ifade eder.
Bu kavramın temel bileşenlerini şu şekilde açıklayabiliriz:
Ön-Maddenin Reddi
Antik Yunan felsefesinde (örneğin Platon veya Aristoteles'te) genellikle Tanrı'nın, zaten var olan ezeli bir maddeye form verdiği düşünülürdü. "Ex nihilo" görüşü ise bunu reddeder. Bu görüşe göre, Allah evreni yaratmadan önce ne bir atom, ne bir boşluk, ne de bir enerji vardı. Sadece Allah vardı.
"Ol" Emri ve İrade
İslam kelamında bu durum genellikle Allah'ın İrade ve Kudret sıfatlarıyla açıklanır. Evrenin varlık sahasına çıkması için sadece Allah'ın dilemesi yeterlidir. Kur'an'daki "Kün" (Ol) emri, bu mutlak yaratışın sembolüdür.
Zaman ve Mekanın Başlangıcı
"Ex nihilo" anlayışı, sadece maddenin değil, zamanın ve mekanın da evrenle birlikte yaratıldığını savunur. Yani evren yaratılmadan önce "zaman geçiyordu" gibi bir durum söz konusu değildir; zamanın kendisi de yaratılmış bir boyuttur.
Felsefi Fark: "Ex Materia" vs "Ex Nihilo"
Bu ayrımı daha net görmek için şu iki terimi kıyaslayabiliriz:
Ex Materia: Var olan bir maddeden (örneğin heykeltıraşın mermerden heykel yapması gibi) yaratmak.
Ex Nihilo: Hiçbir şey yokken, doğrudan varlık sahasına çıkarmak.
Özetle, "Creation ex nihilo" düşüncesi, Allah’ın yaratma eyleminde hiçbir şeye muhtaç olmadığını ve evrenin bir başlangıcı olduğunu, bu başlangıçtan önce bir "yokluk" (Allah dışındaki her şey için) söz konusu olduğunu vurgular.
Ex nihilo nihil fit felsefe de bazı kısımlar sizin bahsettiğiniz ve Üstadın da açıkladığı gibi evrenin yok iken var olmasını sağlayacak bir varlık olmalı diye açıklıyor özellikle kelam kozmolojik argümanın savunucularından william lane craig kozmolojik argümanın ilk öncülüğünü anlatırken ex nihilo nihil fit i söyleyerek evrenin var olmasının bir nedeni ve bu neden de Allahtır diye detaylıca açıklıyor. Kısacası bu görüşü aslında dinsiz felsefeden ziyade dine hizmet ettiğini de söyleyebilir miyiz? Bir de sitenizden çokça faydalanıyoruz Allah razı olsun her konu ve soru detaylıca açıklıyorsunuz ve bu açıklamalar ilmi yönden kuvvetli oluyor.