"Muhtereattan kat-ı nazar, masnuatın en zahir ve münevver ve ziya dedikleri olan nur-u ayn-ı âlemin kavanîn-i acibesi ve onun semeresi..." Devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Tenbih"

"Muhtereattan kat-ı nazar, masnuatın en zahir ve münevver ve 'ziya' dedikleri olan nur-u ayn-ı âlemin kavanîn-i acibesi ve onun semeresi ve misal-i musaggarı olan nur-u basarın nevâmîs-i bediasıyla münevver ve musavver olan kemâl-i kudret-i İlâhiyenin canibinde, muvazene nokta-i nazarında gayr-ı mâkul ve uzak tevehhüm olunan mesâile temaşa edilirse, me'nus ve ayn-ı akıl kirpikleri ortasında görülecektir."(1)

Meali: Yoktan var edilenleri dikkate almadan (ibdaya işaret), sadece yaratılmış sanatlar üzerinden ve bu sanatlar üzerinde görülen kaidelerle veya yaratılmışların gücünü esas alarak, Allah’ın kudretini anlamaya çalışmak eksik bir bakış açısı olur.

Ya da sonsuz İlahi kudreti sadece mümkün varlıklar ve mümküne bağlı kaideler üzerinden anlamaya çalışmak, kıyas-ı hâdi yani aldatıcı bir kıyaslama olur. Çünkü sonsuz kudret sınırlı kaide ve sınırlı güçler ile bire bir anlaşılamaz.

Allah’ı ve Onun sonsuz kudretini sağlıklı bir şekilde anlamanın tek yolu, ibda ve inşa dediğimiz yaratma şekillerini birden nazarda tutmaktır. Sadece inşaya bakılarak Onun sonsuz kudreti anlaşılmaz.

İbda (İcad): Allah’ın eşyayı ve mevcudatı benzersiz ve modelsiz hiçten ve yoktan var etmesidir. Allah’tan başka hiçbir şeyin olmadığı bir hengamda, yarattığı ilk varlık ya da varlıklar buna misaldir. Aynı zamanda varlık içinde ilk kez vücuda gelmiş nispi sıfat ve arazların da vücuda çıkması buna örnek teşkil eder.

Mesela, bir insan suretinin ana hatları, yani yüzündeki aza ve organları bir kalıp ve model olarak öncekilere ve sonrakilere benzer; bu yüzden ana hatları ile insanın yaratılışı ibda değil inşadır. Ama insanlara hiç birbirine benzemeyen kendine mahsus yüz kimliği, sesi, kokusu ve parmak izi itibari ile insan ibdadır. Yani benzersiz ve modelsiz olarak yoktan ve hiçten yaratılıyorlar. Öyle ise ibda tarzı yaratmak halihazırda sürekli ve devam ediyor. İlk varlıkların yaratılması ile bitmiş bir yaratma şekli değildir.

İnşa (Halk): İnşa var olan mevcudat ve eşyadan yeni vücut ve eşyaların yaratılması demektir. Mesela, var olan topraktan bitkilerin, bitkilerden de meyvelerin yaratılması buna örnek teşkil eder. Kâinatta en çok icra edilen yaratma şekli inşadır. Her bahar mevsiminde milyonlarca örneklerini gözümüz önünde görüyoruz.

Üstad Hazretleri bu manaya şu şekilde işaret ediyor:

"Evet, Kadîr-i Zülcelâlin iki tarzda icadı var: Biri ihtirâ' ve ibdâ' iledir. Yani hiçten, yoktan vücut veriyor ve ona lâzım her şeyi de hiçten icad edip eline veriyor."

"Diğeri inşa ile san'at iledir. Yani, kemâl-i hikmetini ve çok esmâsının cilvelerini göstermek gibi çok dakik hikmetler için, kâinatın anâsırından bir kısım mevcudatı inşa ediyor; her emrine tâbi olan zerratları ve maddeleri, rezzâkiyet kanunuyla onlara gönderir ve onlarda çalıştırır."

"Evet, Kadîr-i Mutlakın iki tarzda, hem ibdâ', hem inşa suretinde icadı var. Varı yok etmek ve yoğu var etmek en kolay, en suhuletli, belki daimî, umumî bir kanunudur. Bir baharda, üç yüz bin envâ-ı zîhayat mahlûkatın şekillerini, sıfatlarını, belki zerratlarından başka bütün keyfiyat ve ahvallerini hiçten icad eden bir kudrete karşı 'Yoğu var edemez.' diyen adam, yok olmalı!.."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Muhakemat, Üçüncü Makale (Unsuru'l-Akide), Birinci Maksat.
(2) bk. Lem'alar, Yirmi Üçüncü Lem'a, Hatime.

İlgili ders videosu için tıklayınız:
- Prof. Dr. Şadi Eren, Muhakemat Dersleri (42. Bölüm).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Lazgin

"belki zerratlarından başka bütün keyfiyat ve ahvallerini...."

Zerratların yaratilmasi bir defaya mi mahsustu.

Yani kainat ilk yaratildiginda zerratlar yaratılıp ondan sonra zerratların yoktan yaratılması durdu mu?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Bu konu hakkında net bir ifade kullanmak yanlış olur diye düşünüyoruz. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
karolin

"kemâl-i kudret-i İlâhiyenin canibinde, muvazene nokta-i nazarında gayr-ı mâkul ve uzak tevehhüm olunan mesâile temaşa edilirse, me'nus ve ayn-ı akıl kirpikleri ortasında görülecektir."

Burayı açıklar mısınız? 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Yaratma işlemine İlahi kudret yönünden ve açısından bakılacak olursa akıl açısından uzak ve makul görülmeyen şeyler gayet basit ve kolay olarak görülecek. Yani sonsuz kudret açısından her şeyin icadı çok kolaydır ona zorluk işlemez. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...