Bediüzzaman Said Nursi; neden sakal bırakmayıp, sarık takmış, bıyık bırakmakta ısrar etmiş?
Değerli Kardeşimiz;
Evvelâ şunu bilelim ki, "sakal bırakmak" dinimizde sünnettir, farz ve vacip değildir; terkinde günah ve azap yoktur. Ama sünnet niyeti ile bıraktıktan sonra kesmek haramdır. Üstad Hazretleri hayatının hiçbir döneminde sakal bırakmadığı için herhangi bir günah ve haramlılık durumu söz konusu olamaz. Sadece sakal sünnetinin sevabından mahrum kalınmıştır, denilebilir.
Üstad Hazretlerinin sakal bırakmamak noktasında mazereti çoktur. Hayatı hep zorluklar, sürgünler ve hapislerde geçtiği için, sakalı bıraktıktan sonra kesilme tehlikesine tedbir olmak için baştan bırakmamıştır. Yani denebilir ki sakalı, harama düşmemek niyeti ile bırakmamıştır.
"Sakal meselesi ise: Bu bir sünnettir, hocalara mahsus değil. Bu millette yüzde doksan sakalsız olanların içinde küçükten beri sakalsız bulundum. Bu yirmi senedir bana resmî hücumlarda bazı arkadaşlarımın sakallarını kestirmeleriyle, benim sakal bırakmadığım, bir hikmet, bir inayet-i İlâhiye olduğunu ispat etti. Eğer sakal olsaydı, tıraş edilseydi, Risale-i Nur’a büyük bir zarardı. Çünkü ölecektim, dayanamayacaktım.
Bazı âlimler “Sakalı tıraş etmek caiz değildir” demişler. Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir. Yoksa hiç bırakmayan, bir sünneti terk etmiş olur. Fakat bu zamanda, dehşetli pek çok günah-ı kebîreden çekinmek için, bu terk-i sünnete mukabil, Risale-i Nur’un irşadıyla, yirmi sene haps-i münferit hükmünde işkenceli bir hayat geçirdik; inşaallah o sünnetin terkine bir kefarettir." (Emirdağ Lâhikası-I, 24.Mektup)
Bazı âlimlerin içtihadlarına göre, sakalı bıraktıktan sonra kesmek haram. Ama sarık için böyle bir hüküm bulunmamaktadır.
Sakalın, uzadıktan sonra kesilmesi haramdır görüşü yanlış olup, fıkıhta bir karşılığı yoktur. Sakal sünnet niyetiyle bırakıldıktan sonra kesilmesi haramdır. Bir kimse sünnet niyeti olmadan sakalı uzatsa sonra kesse haram işlemiş olmaz. Fıkıhta bu husus şöyle özetlenmiştir:
"Bu durumda, sakalı bıraktıktan sonra kesenler, Hanefî, Hanbelî ve Maliki âlimlerince mes'ul duruma düşerlerse de, Şafiî âlimlerince -Gazali, İbni Hacer, Remli, Rafiî ve Nevevî-ye göre tenzihi bir mekruh işlemiş olmaktadırlar. Bu meselede Şafiî mezhebine uyan kimseler, bir mes'uliyet altına girmezler." (Mezahibü'l-Erbaa,2 :44-45; İânetü'l-Tâlibîn, 2 : 340)
Bıyık bırakmak fıtratı (yaratılışı) korumak olduğu için faziletlidir. Nitekim bazı müçtehidlere göre bıyığı tamamen kesmek mekruhtur. Bıyıkla alakalı hadisler bıyığın kısaltılmasıyla alakalıdır. Peygamber Efendimiz (asm) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmaktadır: "Bıyığını kısaltmayan bizden değildir."(Tirmizî, Edeb, 6)
Bıyıklar üst dudağın kırmızılığı görülecek şekilde kısaltılmalıdır.
Netice olarak, sakal bırakılmış ise bıyığın olup olmamasının dinen bir mahzuru yoktur. Eğer sakal yok ise, bıyığın bırakılması daha uygun olanıdır.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yorumlar
Evet burada zorla kesilen sakalın Allahualem(Allah daha iyi bilir) bir vebali olmaz. Fakat bir tehlikeden önceden haberdar olsan veya farketsen ve sonra bir anda bu tehlike başına gelse herhalde her vicdan sahibi sen ihmalkarlık yaptın der. Allahualem Rabbimiz de o kişiyi bir vebal altında kabul eder. Said Nursi(r.a) ise burada bir tehlike ile karşılaşacağını önceden seziyor veya farkediyor. Tehlikeye girmemek için de önlem olarak sakalını kesiyor. Sürekli olarak sakal bırakmamaya özen gösteriyor.