"Bediüzzaman Said Nursi, Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin sünnetine tam ittiba ederek..." Üstad evlenmeyip sakal bırakmamışken, bu ifadeyi nasıl anlayabiliriz?
Değerli Kardeşimiz;
"Tarihte eşine rastlanmayan bir istibdâd-ı mutlak ve eşedd-i zulüm altında ve dehşetli bir esaret içinde bırakılan ve kendini ve eserlerini imhâ etmeye çalışan din düşmanlarına mukabil, bir şahs-ı mânevi olan Bediüzzaman Said Nursî, Resul-i Ekrem (Aleyhissalâtü Vesselâm) Efendimizin sünnetine tam ittiba ederek yaptığı dinî cihad-ı ekberinde, beşer tarihinde misli görülmemiş bir tarzda muvaffak ve muzaffer olmuştur." (Sözler, Konferans)
Sünnetin en büyük gayesi imanın esaslarını, Kur'anın temellerini ve İslam’ın emir ve yasaklarını tebliğ etmek, korumak ve yaşatmaktır. Said Nursi'nin yaşadığı dönem, imanın kökten sarsıldığı ve dini değerlerin yok edilmeye çalışıldığı bir fetret devri niteliğindeydi. O, cihad-ı ekber olarak adlandırdığı iman kurtarma hizmetini, her türlü şahsi konforun önüne koymuştur.
İslam hukukunda evlenmek genel bir sünnet olmakla birlikte, dini hizmetlerin veya ilmi çalışmaların selameti için bazı büyük alimlerin (İmam Nevevi gibi) evlenmediği bilinir. Said Nursi, ömrünün yaklaşık 30 yılını hapis ve sürgünlerde geçirmiştir. Bir ailesi veya evladı olsaydı hem bu kadar dik duramaz hem de onları koruma içgüdüsüyle davasında zayıf olabilirdi. Dolayısıyla evlenmemekle fedakârlığı tercih etmiştir. Yani o, sünnetin aile kurma kısmını değil, dava için nefsinden vazgeçme kısmını esas almıştır.
Sakal bırakmak sünnet-i müekkededir. Ancak Said Nursi'nin sakal bırakmaması bir keyfiyet değil, bir zarurettir. Sürgün ve hapis yıllarında, düşmanlarının sakalını bahane ederek onu toplumdan tecrit etmesini veya mürteci damgasıyla daha ağır baskılar kurmasını engellemek istemiştir. Ayrıca sakal bıraksaydı, o dönemdeki kanunlar gereği sürekli tıraş edilmek istenecekti. O, sakalına el sürdürülmesine izin vermemek için hiç bırakmamayı tercih etmiştir.
Özetle: Sünnet-i seniyyeye ittiba, sadece sakal veya evlilikle sınırlı değildir. Resul-i Ekrem’in (asm) davasına sadakat, azimetle yaşamak, zulme boyun eğmemek ve Kur’an hakikatlerini neşretmek sünnetin ta kendisidir. Said Nursi Hazretleri, hayat tarzıyla sünnetin zühd, takva ve cihat boyutlarında en yüksek mertebeyi hedeflemiş ve yaşamıştır.
Şartların gereği bir iki sünneti terk etmek zorunda kalmış olması "Efendimizin sünnetine tam ittiba ederek yaptığı dinî cihad-ı ekberinde, beşer tarihinde misli görülmemiş bir tarzda muvaffak ve muzaffer olmuştur." gerçeğine zarar vermez.
- Bediüzzaman Said Nursi; neden sakal bırakmayıp, sarık takmış, bıyık bırakmakta ısrar etmiş?
- Üstad Bediüzzaman Said Nursi; kendisi evlenmediği halde, evliliği teşvik etmiş midir?
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü