"Hiç akıl kârı mıdır ki, din düşmanları, iftira ve yalanlardan ibaret yaygaralarını yapsınlar da bizler hakikatı izhar tarzıyla müdafaa etmekte susalım?" Nasıl anlayabiliriz?
Değerli Kardeşimiz;
Bu sarsıcı ifade, hak ve hakikat karşısında takınılması gereken aktif tavrı net bir şekilde ortaya koyar. Bu sözün ihtiva ettiği derin manaları ve mesajları şu şekilde analiz edebiliriz:
Pasif Kalmamanın Gerekliliği:
"Düşmanlar yalanlarla saldırırken biz niye susalım?" sorusu, aslında bir farz-ı kifaye olan hakkı müdafaa vazifesini hatırlatır. İslam ahlakında haksızlık karşısında susmak, zulme ortak olmak anlamına gelir. Din düşmanları organize ve gürültülü bir şekilde batılı savururken, hakikat sahiplerinin köşelerine çekilip sessiz kalması akıl ve mantıkla bağdaşmaz.
Bir münker ve yanlış bir fiil karşısında pasif kalmak bir Müslümana yakışmaz. Zira Peygamberimiz (asm) ya el ile ya dil ile ya da kalp ile müdahale edlmesi gerektiğini özellikle emreder. (bk. Müslim, İman, 78) Üstad'ımız da bir âlim edasıyla bu gibi kötülükleri dil ve ilim ile savma ve hakikati savunma mekanizmasını işletmiştir.
Hakikatı İzhar Tarzıyla Müdâfaa:
Buradaki müdafaa metodu çok önemlidir. İzhar etmek, ortaya çıkarmak, göstermek ve parlatmak demektir. Yani müdafaa, karşı tarafa körü körüne saldırmakla veya onların seviyesine inip çirkinleşmekle olmaz. En büyük ve en tesirli müdafaa, hakikatin kendisini bütün çıplaklığı, güzelliği ve mantığıyla ortaya koymaktır. Nur, karanlıkla kavga etmez; sadece parlar ve karanlığı yok eder. Risale-i Nur’un tarzı da tam olarak budur.
Gaflet ve Atalete Karşı İkaz:
Bu cümle, ehl-i imanın üzerindeki rehaveti, korkuyu veya "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın." fikrini kırmak için söylenmiştir. Batıl ehli kendi haksız davasında bu kadar gayretli ve cesurca yaygara yaparken, hak ehlinin pısırık ve sessiz kalması bir nevi vazife kaçkınlığıdır.
Özetle bu vecize; yalan ve iftira fırtınalarına karşı ümitsizliğe düşüp kabuğuna çekilmek yerine, aklın, mantığın ve ilmin ışığında hakikatleri cesurca, medenice ve yüksek bir sesle ilan etmeye yönelik güçlü bir teşviktir. Buraya kadar anlatılanları Hz. Peygamber (asm)'ın emriyle olduğunun en güzel izahı şu hadis-i şeriftir:
« مَنْ رَأَى مِنْكُم مُنْكراً فَلْيغيِّرْهُ بِيَدهِ ، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطعْ فبِلِسَانِهِ ، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبقَلبهِ وَذَلَكَ أَضْعَفُ الإِيمانِ »
“Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, İman 78.)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü