Block title
Block content

"Bekàya giden yol, fenâdan gidiyor." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Konuya iki farklı açıdan bakmak mümkün:

1. Mevcudatın fani olup karşılığını ahirette gerek müsbet gerekse de menfi tarzda alması...

“Cennet ve cehennem şecere-i hilkatten ebed tarafına uzanıp eğilerek giden bir dalın iki meyvesidir.”

Bu ifadede kâinat bir ağaca benzetiliyor. Bir ağaç zamanla dal budak salar, büyür ve meyveleri olur. Yaratılış ağacının dahi başlıca iki dalı vardır. Bunlardan biri cennete diğeri de cehenneme doğru eğilerek gitmektedir. Malum olduğu üzere, ağacın meyveleri olduğunda dalları aşağıya eğilir. İşte kâinat ağacı dahi devamlı meyvelerini vermektedir.

Bu dünyadaki fanileri iki kısma ayırmak gerek:

      a. Mükellef olanlar.

      b.
Mükellef olmayanlar.

Mükellef olanlar insanlar ve cinlerdir. Mükellef olmayanlar ise melaike ve ruhaniyet başta olmak üzere sair mahlukattır.

İşte ins ve cinnin önünde iki yol açılmış durumda; hangisini seçecekleri hususundada cüzi ihtiyari onların ellerine verilmiş.

2. Her mevcudun Cenab-ı Hakk'ın varlığını, bakiliğini, ebediliğini göstermesi hususunu da anlamak mümkün. Bu hususu Bediüzzaman Hazretleri Yirmi Altıncı Pencere'de şu şekilde izah etmektedir:

"Evet, ırmağın yüzündeki kabarcıkların parlayıp gitmesinden sonra arkadan gelenlerin gidenler gibi parlamaları, dâimî bir şemsin şuâlarının aynaları olduklarını gösterdikleri gibi; seyyâl zaman ırmağında seyyar mevcudâtın üstünde parlayan lemeât-ı cemâliye dahi bir Cemâl-i Sermedîye işaret ederler ve Onun bir nevi emâreleridirler."

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...