“Beşeri şecere-i kâinatın en cami, en nazik ve en nazenin ve en nazdar ve en niyazdar meyvesi olarak yaratıp” ifadesinde geçen sıfatların diğer mahlukatla mukayesesini yapabilir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Cenâb-ı Hak, rububiyetini, yani tedbir ve terbiye ediciliğini, kâinat sayfasında isim ve sıfatları vasıtasıyla gösteriyor. Allah, bin bir ismini kâinat sarayında tecelli ettirdiği gibi, bütün esmâsını okuyup arz-ı ubudiyet edecek bir mahlûkunu da kâinata bir meyve ve bir netice olarak yaratmıştır. İşte bu kâinat ağacının meyvesi ve neticesi insandır. Yani, Cenab-ı Hak, kâinat ağacını insanı meyve verecek şekilde terbiye etmiştir.

İnsanın “en câmi’ meyve” oluşu, bütün esmâya mazhar olması mânâsınadır. Onu diğer varlıklardan ayıran en ehemmiyetli bir özelliği, bu yaratılışının farkında olması, bunu bilmesidir.

Allah, insanı, isim ve sıfatlarının tecellilerini tartıp tadacak bir mahiyette yaratmıştır. Allah’ın isim ve sıfatlarına mazhar olmak noktasında insan, kâinat içinde en liyakatli ve en câmi’ bir ayna hükmündedir.

Allah kâinat ağacını insan için, insanı da ibadet ve kulluğu için yaratmıştır. Böyle olunca, Allah’ın insanı kendine muhatap yapıp onunla konuşmaması düşünülemez.

İnsanın nazik ve nazenin olması ise, bütün kâinatın insana hizmet ve itaat ettirilmesine kinayedir. Bunun sayılamayacak kadar çok misalleri vardır. Meselâ, en rahat seyahat vasıtası olan uçakta bile insanlar motorların gürültüsünü belli bir ölçüde duyar ve yanındakilerle çok rahat konuşamazlar. Dünya kendi etrafında saatte 1.670 km, güneşin etrafında ise saatte 108.000 km. hızla döndüğü halde yolcularını hiç rahatsız etmez; ne ses çıkarır, ne de sarsıntı yapar. Bu, insanın nazik, nazenin, nazdar olmasındandır. Aynı rahatlık diğer canlılar için de söz konusudur, ama onlar bu seyahatin farkında bile değildirler.

Nazlı ve nazdar olmak, sadece dünya seyahatinin rahatlığıyla sınırlı değildir. Meselâ, bir hayvan ağzını yerlere sürterek rızkını toplarken, insan sofraya oturarak yemeğini yer. Yine, hayvan rızkını olduğu gibi alırken, insan onları pişirir, çeşitli nimetleri bir araya getirir, farklı lezzetler elde eder.

Nefes alırken kanımız temizlenir de hiç farkına varmayız. Ama halımızı temizleyen robotun gürültüsünden rahatsız oluruz.

Elbisemizi değiştirirken az da olsa bir kuvvet sarf ettiğimiz halde, trilyonlarca hücremizin sürekli değişmesinin farkında bile olmayız. Saçlarımızın ve tırnaklarımızın uzamasıyla bedenimizdeki bu değişimlere dikkatimiz çekilir ve şükür borcumuz hatırlatılır.

İnsanın nazlı olmasının en büyük bir nişânesi de kendisi gibi dünyaya misafir olarak gelen ve onun hizmetine verilen hayvanları dilediğinde kesip yiyebilmesidir.

Bir misafirin ev sahibinin yanındaki hatırının bir ölçüsü de sofrasına dizilen yemeklerdir. İnsan ise misafir yiyen misafir gibidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yorumlar

saidtr
Allah razı olsun.çok güzel açıklamışsınız
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...