"Beşerin bu arzu-yu bekà gibi ebed tarafına uzanmış ve aktar-ı âleme yayılmış binler menfî ve müsbet arzuları var ki..." Buradaki ”müspet ve menfi arzular”dan maksat nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Meselâ, insanda gayet şedit bir arzu-yu beka var. İnsanın bu maksadını öyle bir zat verebilir ki, bütün kâinatı bir saray hükmünde tasarruf eder. Bir odanın kapısını kapayıp, diğer bir menzilin kapısını açmak gibi kolay bir surette dünya kapısını kapayıp âhiret kapısını açabilsin. Beşerin bu arzu-yu beka gibi ebed tarafına uzanmış ve aktar-ı âleme yayılmış binler menfî ve müsbet arzular var ki, onları vermekle beşerin iki dehşetli yaraları olan aczini ve fakrını tedavi eden zat ise, ancak sırr-ı vahdetle bütün kâinatı kabzasında tutan Zât-ı Ehad olabilir."(1)

İnsanın fıtratına kader tarafından ekilen kabiliyet, duygu ve meyillerin iki yönü var. Bu yönlerden birisi hayra bakarken, diğeri şerre bakıyor. Yani insanın hayra karşı da şerre karşı da meyil ve arzuları bulunmaktadır ki; hayra olan meyil ve arzusu müspet, şerre olan meyil ve arzusu da menfi ile tesmiye ediliyor.

İnsan şerre meyledip istese, bunu imtihan gereği temin edip yaratan yine Allah’tır; lakin insan istediği için mesuliyet de insana aittir. Yani insan her şeyinde ve her şeninde Allah’ın sonsuz kudret ve ilmine muhtaçtır. Bu müspet ve menfi olmuş fark etmez.

İnsanın camiye gitme arzusu müspet, meyhaneye gitme de menfidir ve insan, her iki arzusunun da yerine gelmesi için Allah’ın havl ve kudretine muhtaçtır.

(1) bk. Şualar, İkinci Şua, Birinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...