"Bir dairenin takriben nısf-ı kutru yüz seksen milyon kilometre olsa, o daire kendisi takriben yirmi beş bin senelik mesafe olur." Bazı yerlerde de yirmi dört bin sene tabiri geçmektedir. Bunlar neye göre hesaplanmış olabilir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Mânâ-yı harfî, kasdî hükümlere mahkûm-u aleyh olamaz. Ve o mânâ-yı harfînin inceliklerine tedkikat yapılamaz.” (Mesnevî-i Nuriye)

Gerek Nur Külliyatı’nda gerek diğer İslâmî kaynaklarda kâinattaki hâdiselerden mâna-yı harfiyle, yani Allah’ın varlığına ve birliğine delil olmaları cihetiyle söz edilmektedir. Bu konuda verilen bilgiler bu günün fen anlayışına uygun gelmese de meselenin esasına zarar vermez. Zira mesele kâinat hakkında bilgi vermek değil, ondan bir marifet dersi çıkarmaktır.

Dünyanın güneş etrafındaki harika, hassas ve mükemmel seyahati nazara verilirken, bu hakikatin hayalde daha iyi canlanması için kilometre yerine insanın o büyük daireyi kendi yürüyüşüyle ancak yirmi dört veya yirmi beş bin senede dolaşabileceği ifade edilmiştir.

Zaten Üstad hazretleri de "Bir dairenin takriben nısf-ı kutru yüz seksen milyon kilometre olsa” buyurmakla bir faraziyeden hareket etmiştir. Gerçek rakam mühim değildir. Fennin bugünkü tespitine göre dünyanın güneşe olan uzaklığı 149.600.000 milyon kilometredir. Bu rakama güneşin yarıçapını da (696 bin 342 km.) eklersek yine yüz seksen milyon kilometre olmaz. O halde yirmi dört veya yirmi beş bin sene ifadelerinin hangisinin daha isabetli olduğunu araştırmamıza gerek yoktur. Esas olan o muazzam dairedeki bu sür’atli ve mükemmel seyahatin ancak Allah’ın sonsuz ilim ve kudretiyle gerçekleşeceğinin nazara verilmesidir.

Fennî bilgilerin asırlar itibariyle çok değişikliğe uğradığı da gözden ırak tutulmamalıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...