Birinci Mevkıf

İçerikler


  1. Katre Risalesindeki elli beş lisanla mevcudatın vahdaniyeti ilan ettiğine işaret edilmektedir. O lisanların birincisi ile bu Otuz İkinci Söz’ün münasebetini nasıl kurabiliriz?

  2. Otuz İkinci Sözün, Yirmi İkinci Sözün Sekizinci Lem’a’sının izahı ve zeyli olduğu ifade ediliyor. İkisi arasındaki münasebet nedir?

  3. "Bütün tabiat-perest, esbab-perest ve müşrik gibi umum enva-ı ehl-i şirkin ve küfrün ve dalaletin tevehhüm ettikleri şeriklerin..." Bu grupların tasnifi fikrî açıdan mıdır, yoksa bu mânada güruhlar mevcut mudur?

  4. "İşte, o müddeî, evvelâ mevcudatın en küçüğü olan bir zerreye rast gelir." Zerre mevcudatın en küçük yapı taşı olarak tarif ediliyor. Zerrenin Risale-i Nur hakikatleri açısından karşılığı nedir?

  5. "Lâ şerîke lehu’daki manayı, basit avamın fehmine gelecek bir muhavere-i temsiliye ve bir münazara-i faraziye tarzında ve lisan-ı hâli lisan-ı kal suretinde söylemiştim." İzah eder misiniz?

  6. "Muhavere-i temsiliye ve bir münazara-i faraziye tarzında ve lisan-ı hali lisan-ı kal suretinde söylemiştim." Buradaki "lisan-ı kal" anlaşılıyor da "lisan-ı hali" nasıl anlayabiliriz?

  7. "Müteharrik her bir şey, zerrattan seyyârâta kadar, kendilerinde olan sikke-i samediyet ile vahdeti gösterdikleri gibi, harekâtlarıyla dahi, gezdikleri bütün yerleri vahdet namına zaptederler." Haşiyenin tamamını izah eder misiniz?

  8. "O müddeî, evvelâ mevcudatın en küçüğü olan bir zerreye rast gelir..." Burada zerreden ta yıldızlara kadar gidiyor. Her şey zerreden oluşmuşsa diğerlerine gitmeye gerek var mıydı?

  9. Birinci Mevkıf’ın başındaki âyetin yerini, meâlini ve bu mevkıfla münasebetini açıklar mısınız? Ayrıca ayetten sonra zikredilen cümle-i tevhidiyenin kısa bir meâlini alabilir miyiz?

  10. "Eğer karışsa, karıştıracak." İşlerine başka parmağın karışması ile karıştırılacak olması ne anlama gelmektedir?

  11. "İşte, şeriklerin vekili zerreden meyus olunca, küreyvât-ı hamrâdan iş bulacağım diye, kandaki bir küreyvât-ı hamrâya rast gelir..." devamıyla izah eder misiniz?

  12. "Öyle ise sen kendi kendine mâlik ol. Neden başkasının hesabına çalışmasını söylüyorsun?" Şeriklerin vekiline bir zerrenin "kendi kendine mâlik olamayacağına" dair verdiği cevabı izah eder misiniz?

  13. Küreyvât-ı hamrânın verdiği cevabı "Ben yalnız değilim. Eğer sikkemiz ve memuriyetimiz ve nizamatımız bir olan..." hakikatini de nazara alarak açar mısınız?

  14. "Müddeî gider, bedendeki hüceyre tabir ettikleri menzilciğe rast gelir.." bu kısmı hücrenin tarifi ve organeller; evride ve şerâyin damarları; hassâse ve muharrike âsapları; cazibe, dafia, müvellide, musavvire kuvvelerin açılımları ile izah eder misiniz?

  15. "Fennen sabittir ki, imtizaçtan hararet hasıl olur. Çünkü imtizaç bir nevi ihtiraktır." Halbuki fennen biliniyor ki her imtizactan hararet hasıl olmuyor. Mesela "dicyanoacetylene" maddesinin oluşumu ekzotermik değil, endotermik bir tepkime. İzahı?

  16. "Sâni-i Hakîm, beden-i insanı gayet muntazam bir şehir hükmünde halk etmiştir." devamıyla izah eder misiniz? Buradaki bazı bilgilerin yanlış olduğu iddia ediliyor...

  17. Üstad'ımız, "küreyvat-ı hamra" hakkında yanlış bilgi mi vermiş? Erzak taşıyan küreyvat-ı hamra değil kan plazmasıdır, deniliyor, bu doğru mudur?

  18. "Eğer bütün emsalim ve yüzümüzdeki sikke-i kudret ve turra-i fıtrat bir olan bütün insanların bedenlerine hakikî mutasarrıf olacak bir kudret ve ilim..." Devamıyla izah eder misiniz?

  19. "Kör tabiat", "Serseri felsefe", "Sikke-i kudret ve turra-i fıtratın bir olması", "Ruh, kalp, akıl gibi letâif-i mâneviyeyi süflî cisme yerleştirmek ve ona ibadet ettirmek", "İntizam-ı ekmel ve yüzdeki sikke-i vahdetin delâleti" tabirlerini açar mısınız?

  20. "Hem gözün kördür. Yüzümdeki mu’cizât-ı kudreti, mahiyetimizdeki havârık-ı fıtratı görmüyorsun..." devamıyla izah eder misiniz?

  21. "Hiç mümkünmüdür ki, bir haliçenin her tarafına yayılan atkı ipini san'atkarane yerleştiren, haliçenin ustasından başkası olsun." sözü ve devamını örneklerle açıklar mısınız?

  22. "İntizam mükemmeldir. O karma karışık zannettiğin vaziyetler, kudretin kader kitabına göre kemâl-i intizamla bir istinsahtır." cümlelerini izah eder misiniz?

  23. "O karma karışık zannettiğin vaziyetler, kudretin kader kitabına göre kemâl-i intizamla bir istinsahtır…" Karışıklığın bir nevi kitabet olması ne demektir?

  24. "O vakit nev-i insan, hak ve hakikat lisanıyla, hikmet ve intizamın diliyle der ki..." devamıyla özetler misiniz?

  25. "Ve yüzümüzdeki sikke-i kudret bir olan bütün gitmiş ve gelecek emsalimizi icad edecek bir iktidar sende varsa..." Burada ne ifade edilmektedir, izah eder misiniz?

  26. "Bütün atkılarımdaki bütün fertleri icad edecek, kemâl-i intizam ve hikmetle tamir ve tecdid edecek sende bir iktidar ve hikmet varsa..." Atkılar ve fertler ne mânaya gelmektedir, izah eder misiniz?

  27. "Bütün kâinat kabza-i tasarrufunda olmayan ve bütün eşyayı bütün şuûnâtıyla birden görmeyen ve nihayetsiz işleri beraber yapamayan ve her yerde hazır ve nazır bulunmayan ve mekândan münezzeh olmayan..." izah eder misiniz?

  28. "Fakat şu haliçe hem hayattardır, hem intizamlı bir ihtizazdadır. Her vakit nakışları kemâl-i hikmet ve intizamla tebeddül eder-tâ ki, Nessâcının muhtelif cilve-i esmâsını ayrı ayrı göstersin." Haliçenin mahiyeti ile ilgili haşiyeyi izah eder misiniz?

  29. "Sonra o müddeî gider zeminin yüzüne serilen geniş haliçeye ve zemine giydirilen gayet müzeyyen ve münakkaş gömleğe,.." devamıyla izah eder misiniz?

  30. "Benim gibi vazifedar olan on seyyareye …" Bu on seyyare nelerdir? Başka yerlerde on iki seyyare denmektedir. Aradaki farkı nasıl anlamalıyız?

  31. "Bir dairenin takriben nısf-ı kutru yüz seksen milyon kilometre olsa, o daire kendisi takriben yirmi beş bin senelik mesafe olur." Bazı yerlerde de yirmi dört bin sene tabiri geçmektedir. Bunlar neye göre hesaplanmış olabilir?

  32. "Zerre, o müddeîyi küreyvât-ı hamrâya havale eder... Demek, bütün yıldızlara sözünü geçiremeyen, birtek zerreye rububiyetini dinletemez." Haşiyedeki tefekkür silsilesini biraz açıklar mısınız?

  33. "Esbab namına, şerikleri hesabına ve tuğyan etmiş felsefe lisanıyla, nücumperest olan sâbiiyyunların dedikleri gibi der..." Nücumperest sâbiiyyunlar hakkında malumat alabilir miyiz?

  34. "Güneş ise, hak namına ve hakikat lisanıyla ve hikmet-i İlâhiye diliyle ona der: Hâşâ, yüz bin defa hâşâ ve kellâ! Ben musahhar bir memurum. Seyyidimin misafirhanesinde bir mumdarım..." izah eder misiniz?

  35. "Güneşe şirk namına ve şeytanlaşmış felsefe lisanıyla, mecusîlerin dedikleri gibi..." Mecusilik hakkında bilgi verir misiniz?

  36. "Kendine mâlik ve sahip değilsin, bir hizmetkârsın…" Firavunlaşmış felsefe lisanı ne demektir? "Esbab namına benimsin." iddiasını nasıl anlayabiliriz?

  37. Müddeînin, yıldızlar için kullandığı "Belki onların içinde, müvekkillerim namına bir şey kazanırım." iddiasındaki müvekkiller kimlerdir?

  38. "Bizim yüzümüzdeki sikke-i vahdeti ve turra-i ehadiyeti görmüyorsun, anlamıyorsun. Ve bizim nizamat-ı âliyemizi ve kavânin-i ubûdiyetimizi bilmiyorsun." İzah eder misiniz?

  39. "Bizler öyle bir Zâtın san’atıyız ve hizmetkârlarıyız ki, bizim denizimiz olan semâvâtı ve şeceremiz olan kâinatı ve mesiregâhımız olan nihayetsiz feza-yı âlemi kabza-i tasarrufunda tutan bir Vâhid-i Ehaddir." İzah eder misiniz?

  40. "Bizler, donanma elektrik lâmbaları gibi, O'nun kemâl-i Rubûbiyyetini gösteren nuranî şahitleriz. Ve saltanat-ı Rubûbiyyetini ilân eden ışıklı bürhanlarız." cümlesini devamıyla açıklar mısınız?

  41. "Her bir taifemiz, Onun daire-i saltanatında, ulvî, süflî, dünyevî, berzahî, uhrevî menzillerde haşmet-i saltanatını gösteren ve ziya veren nuranî hizmetkârlarız." Bu menzillerdeki hizmet ve vazifeleri detaylandırır mısınız?

  42. Yıldızların heyet-i mecmuasında "sükûnet içinde bir sükût ve hikmet içinde bir hareket ve haşmet içinde bir ziynet ve intizam içinde bir hüsn-ü hilkat ve mevzuniyet içinde bir kemâl-i san’at" bulunmasını izah eder misiniz?

  43. Yıldızların özellik ve faaliyetlerinin Sâni-i Zülcelâlin, "vahdetini, ehadiyetini, samediyetini ve evsâf-ı cemâl ve celâl ve kemâlini" ilan etmelerini izah eder misiniz?

  44. Yıldızların; "Melâikelerin birer menzili, birer tayyaresi, birer mescidi", "Avâlim-i ulviyenin birer lâmbası, birer güneşi", "Gökyüzünün birer güzel gözü" olmasını izah eder misiniz?

  45. "Allah’ım! Mahlûkatının kesret daireleri içinde sirâc-ı vahdetin ve kâinatının meşherinde dellâl-ı vahdâniyetin olan Efendimiz Muhammed’e…" Bu kısım nasıl anlaşılabilir?

  46. "Bütün yıldızlarla beraber o yıldız لَوْ كَانَ فِيهِمَاۤ اٰلِهَةٌ اِلاَّ اللهُ لَفَسَدَتَا ferman-ı kudsîsini okurlar." Bu ayetin konumuzla münasebeti nedir?

  47. "Fakat sukuttan sonra tabiat tevbe etti. Hakikî vazifesi tesir ve fiil olmadığını, belki kabul ve infial olduğunu anladı..." Tabiatın tövbe etmesi ne demektir? Tabiat hakkında zikredilen vasıfların izahını yapar mısınız?

  48. "O müddeînin yüzüne recm-i şeytan gibi bir yıldız, öyle bir tokat vurur ki, yıldızlardan tâ Cehennemin dibine onu atar." İzah eder misiniz?

  49. "Sinek kanadından tut, tâ semâvât kandillerine kadar, bir sinek kanadı kadar şerike yer yoktur ki parmak karıştırsın." İzahını yapar mısınız?

  50. "Tabiatı evham derelerine ve tesadüfü adem kuyusuna ve şerikleri imtinâ ve muhaliyetzulümatına ve din aleyhindeki felsefeyi esfel-i sâfilînin dibine atar." Esfel-i sâfilîn tabirini de açarak izah eder misiniz?

  51. İnkarcılar, Cenab-ı Hakk'ın emirlerine "tabiat kanunları" ismini veriyorlar. Tabiatın kanun koyamayacağını, o kanunların Allah´ın emirleri olduğunu izah eder misiniz?

  52. Otuz İkinci Söz'ün Birinci Mevkıfının en son haşiyesinde "Fakat sukuttan sonra tabiat tövbe etti, hakiki vazifesi tesir ve fiil olmadığını, belki kabul ve infial olduğunu anladı." deniyor. İzah eder misiniz?

  53. a. "Âyetinin ezelî bağından bir çiçeğine işaret eden” diye başlayan Arabî fıkraların tercümesinin tamamını mücmel olarak açar mısınız? b. Burada tercümesi verilmemiş ibareler var mıdır, varsa Üstad’ın tarzında bir tercümesini yapar mısınız?

  54. "Tâ ki, onun Sultan-ı Zülcelâli, ona ihsan ettiği hedâyâyı ve letâifi ve âsâr-ı nuraniyesini müşahede etsin." cümlesindeki "hedaya", "letaif", "asar-ı nuraniye" kavramlarını izah eder misiniz?

  55. "Veyahut o çiçek açmış herbir ağaç, binler bakar ve baktırır gözlerini açmış,.." Bu cümleyi devamıyla izah eder misiniz?

  56. Otuz İkinci Söz'de: “… sükunet içinde bir sukutu…” deniyor. Bu ne demektir?

  57. "Semanın müzeyyen tavanına, güneş gibi ışık verici, ısındırıcı bir lâmbayı takmak; gece gündüz hatlarıyla, kış yaz sahifelerinde mektubat-ı Samedaniyeyi yazmasına bir nur hokkası hükmüne getirmek..." İzahı, "nur hokkası" tabiri neyi ifade ediyor?

  58. ''Evet, muhtelif ve küçük cirimleri veyahut hayvanları döndüren,.." ibaresinde geçen "hayvanları" kelimesinden kasıt ne olabilir?

Yükleniyor...