"Bir istikbal-i siyasî yaptırır, muhteşem bir imtihan-ı ulvî neticesinde bir mecma-ı âlide onu taltif eder, liyakatini ilân eder." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hem muktedir, hem sadık bir memurunu taltife liyakatini biliyor. Fakat hususî ilmiyle, hususî telefonuyla onu taltif etmiyor. Belki, haşmet-i saltanat ve tedbir-i hükûmet ünvanıyla mükâfata istihkakını teşhir etmek için bir meydan-ı müsabaka açar, vezirine emreder, ahaliyi temâşâya davet eder. Bir istikbal-i siyasî yaptırır, muhteşem bir imtihan-ı ulvî neticesinde bir mecma-ı âlide onu taltif eder, liyakatini ilân eder. Daha başka cihetleri bunlara kıyas et."(1)

Devletler veya siyasîler, kendi güç ve iktidarını dost ve düşmana ilan etmek için birtakım gösterilerde bulunurlar ki, buna “istikbal-i siyasî” denmektedir.

Cenab-ı Hak isim ve sıfatlarını tecelli ettirmek, kudret ve saltanatını, haşmet ve azametini göstermek için kâinatı muazzam bir sergi suretinde yaratmıştır.

(1) bk. Sözler, On Beşinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 2.871
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Kullanıcı

"Hem muktedir, hem sadık bir memurunu taltife liyakatini biliyor. Fakat hususî ilmiyle, hususî telefonuyla onu taltif etmiyor. Belki, haşmet-i saltanat ve tedbir-i hükûmet ünvanıyla mükâfata istihkakını teşhir etmek için bir meydan-ı müsabaka açar, vezirine emreder"
Allah imtihanı kazanmış bir kulunu taltif etmesi için hususî bir şekilde söylemesi yetmez mi, onu müsabaka meydanında, imtihanın sonunda liyakatini ilan ediyor?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Hem kendi isim ve sıfatlarını göstermek hem de o makamı kazananı ilan edip teşhir etmek için müsabaka meydanı lazım. Yoksa Allah dünyayı hiç yaratmadan direk herkesi cennet veya cehenneme koyabilirdi. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...