"Bir köy muhtarsız olmaz." hakikatini anlatınca bazıları muğalata yaparak "koalisyon da var" diyor, nasıl izah edersiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Öncelikle şunu ifade edelim; temsil, teşbih, analoji gibi edebî sanatlar, hakikatleri akla yaklaştıran ve daha iyi anlaşılmasını sağlayan birer vasıtadırlar. Bu vasıtaların her noktasını hakikate aynen tatbik doğru değildir.
Meselâ, "Aslan gibi adam." denildiğinde, aslan benzetmesi ile bu adamın güçlü ve cesur olduğuna dikkat çekilir. Birisi kalkıp "Ama aslan yırtıcıdır." diyerek bu benzetme sanatına itiraz edemez. Çünkü benzetme sanatında asıl maksad belli bir noktanın nazar-ı dikkate sunulmasıdır, birebir mukayese yapmak değildir.
"Bir köy muhtarsız olmaz." misali, bir yerde mükemmel bir ahenk varsa ve bunun emareleri her yerde görülüyor ise, o yerin mükemmel bir idareci tarafından yönetildiğine işaret eder. "Ama aslan yırtıcıdır." demek, cerbeze yapmaktır.
Teşbihin asıl noktası ve ana teması bu münasebet ve alâkadır...
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
FEDAİ kardeşimize; Önce KAVRAMLAR ve İSİMLER üzerinden gidelim sonra Her Milletin TANRISI tanımına el atalım..
...ALLAH = El ilah= Mutlak İlah,Mutlak Tanrı anlamına gelen ve ÖZEL isimdir. Arapça İLAH kelimesinin karşılığı Türkçemizde TANRI olarak karşılığını bulmaktadır.
...ŞAMAN inancı olarak anlatılan İNANÇ anlayışında TENGRİ deyince GÖKTENGRİ - KÖKTENGRİ kast edilmiş olurdu. Yani GÖKTANRI . Görüldüğü gibi Bir Özel isim haline getirilmiştir ....
....Arapların İlahı ALLAH , biz Türklerin ise GÖKTANRI yaklaşımı 90 yıl önce vaaz edilen ve Milletimizi Türk KAVİMİNİN ESKİ inancına götürmek isteyenlerin projesi idi. Tabi tutmadı ama KALINTILARI kaldı...
....KUR'ANIMIZIN tebliği EVRENSEL olup muhataplık tüm İNSANLAR ile Ruhani varlıkları da kapsar. İSLAMIN ve Onun tebliğcisi ; RESULULLAH EFENDİMİZİN sav ve KUR'ANIMIZIN tebliğini kısır ifadeler ile sadece bir DİN olarak tanımlamak ve ÇERÇEVEYİ böyle çizmek GENİŞİ daraltmak olur...İSLAM GERÇEĞİN TA KENDİSİDİR. O her şeydir. VARLIĞIN ve YOKLUĞUN AMACINI her yönüyle İZAH EDEN bir HAKİKATTİR.. Bu öyle bir HAKİKATTİR Kİ BU gerçek bize tebliğ edilmemiş olsaydı NE IŞıĞIN,NE DE KARANLIĞIN,NE Sıcağın ne de soğun
vs..vs... kısacası VARLIK aleminin tam anlamıyla hiç bir şekilde İDRAK EDİLMESİ mümkün olmazdı ..Yüce ALLAHI sadece ARAPLARA has kılmaya çalışmak KUR'ANIN EVRENSEL tebliğini PAGAN ( putperest veya çok tanrılı inançlar) İNANCININ bayağı seviyesine indirgemeye çalışmak olur.
... Öyle bir İNANÇ sistemi gösterin ki Neredeyse 30 veya 40 Milyar IŞIK YILI genişliğinde ki FİZİKİ Alemi kendisi ile tam anlamıyla bütünleşerek izah etsin. KUR'ANIN haricinde SEMAVİ KİTAPLAR olan TEVRAT VE İNCİLDE belki başlangıçta var olsa da şu anda ki halleri ile , bu özellikler mevcut değildir...YÜCE ALLAH KUR'anı Son ELÇİSİNİN lisanı ÜZERİNDEN TEBLİĞ ETMİŞTİR.Bu LİSANDA DA kendisini en üstün en YÜCE şekilde tanımlayan ; EL-İLAH yani ALLAH isim kelimesini kullanarak tanıtmıştır. Yani BİZ ALLAH dediğimiz zaman (KADİM ARAPÇA daki haliyle) YÜCE YARATICIMIZIN tüm vasıf ve SIFATLARINI karşılayacak bir tanım İLE ONA Hitap etmiş olmaktayız.. Bu isim ile YÜCE YARATICIMIZA hitap edilmesini yine kendisi İSTEMİŞTİR. ... Tanımadığımız bir ZAT ile karşılaşsak ve O ZAT benim adım KEREM dese BİZ DE kalkıp O ZATA hayır biz sana KERİM diyeceğiz desek ne kadar KABALIK VE MÜNASEBETSİZLİK ETMİŞ OLURSAK , Yüce ALLAH'A DA Onun istemediği bir HİTAP ile Hitap etmeye kalkarsak işte ÖYLESİNE bir TERBİYESİZLİK etmiş oluruz. Sultanlar SULTANI banim MAKAMIM budur ve bana böyle hitap edeceksiniz diyecek ama YARATTIĞI İNSANLAR ona başka ca bir isimle HİTAP EDECEK..Böyle bir MÜNASEBETSİZLİĞİ ancak CEZALANDILMAKTAN zevk alan ŞİZOFREN akıllar düşünebilir.
...Şayet YÜCE ALLAH Kur'anı VE Son Elçisini farzı muhal ;HİNT Kavminin LİSANI üzerinden göndermeyi seçmiş olsaydı ; Şüphesiz O Lisan içinde KENDİ ZATI ULUHİYYETİNİ noksansız tarif edecek bir İSİM veya KELİME ile KENDİSİNE Hitap edilmesini isteyecekti. AMA ZAT-I AKDES ; ARAPÇAYI ve ARAP KAVMİNİ seçmiştir. Ve kendisine de bu LİSAN üzerinden HİTAP edilmesini emretmiştir. EMRETTİĞİ ;NAMAZA,ORUCA,ZEKATA, ve diğer İLAHİ Hükümlere itiraz hakkımız nasıl yoksa , BUNA DA olamaz.
.... Demogoji yaparak kendi KAVMİYET-TANRILI düşüncelerini haklı göstermeye çalışanlar, Bunda ISRAR edenler İSLAMI,KUR'ANI ve Resulullah Efendimizin sav. MAHİYETİNİ idrak edememiş, İNANÇ ve İman fukarası zavallılardır. Bu inatlarıda onların AKİBETLERİNİ hiç te iyiye götürmez. Sanırım Yeterince ANLATABİLMİŞİMDİR. Hayırlara vesile olur inşallah.
İnsanlar bir yaratıcınin varlığını aklıyla kabul eder. Ancak bu yaratıcıya Allah derse bu inancı ona ibadeti zorunlu kılıyor. Allah'a inanıyorsa Allah ibadeti emretmiş. Fakat tek yaratıcının varlığını aklıyla kabul eden kişi ona "tabiat", "tengri", "zeus" vs. dediği zaman; onlar ibadet istemiyor. Kişi ibadetten kurtulmuş oluyor.
Yani aklının kabul ettiği tek yaratıcıyı "Allah" dışında başka bir yaratıcı olarak değerlendirdiğinde ibadet zahmetinden kurtuluyor. Açıkcası tek ilaha inanarak aklın gereğini yaparken, ona farklı isimler takarak ibadet zahmetinden kurtularak NEFSİNİN isteğini yerine getirmiş olur. Bir nevi "devekuşu"