"Bu dağdağalı, kararsız hayat-ı dünyeviyede, o mes’ut zannedilen aile hayatı çok cihetlerle saadetini kaybeder. Ve kısacık bir hayattaki münasebet ve karâbet..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bu dağdağalı, kararsız hayat-ı dünyeviyede, o mes’ut zannedilen aile hayatı çok cihetlerle saadetini kaybeder. Ve kısacık bir hayattaki münasebet ve karâbet dahi, hakiki sadakati ve samimî ihlâsı ve garazsız bir hizmeti ve muhabbeti vermez."

Aile hayatı, dünyevî hazlar ve mutluluklar üzerine bina edilirse, o zaman insan aile hayatından umduğunu bulamaz, saadetli bir ömür geçiremez. Çünkü çok kısa ve fani olan dünya hayatında insan umduğu sadakati, itimadı, samimiyeti, karşılıksız ve katıksız sevgiyi elde edemez. Aile hayatında sadakat, güven, samimiyet, karşılıksız ve halis muhabbet olmazsa, huzur ve saadet de olmaz.

Aile hayatı ebedî ahiret hayatına göre tanzim edilirse, o zaman eşler arasında karşılıklı sadakat, itimad, samimiyet, fedakârlık ve halis muhabbet hâsıl olur. Çünkü ahireti gaye edinen eşler birbirini sadece fani güzellikleri ve kısacık dünya hayatı için değil, ebedî bir eş, arkadaş ve yoldaş olarak samimi severler. Bunun neticesi de iki cihanda saadet ve huzurdur.

Dünyevî maksatlar için yapılmış evlilikler çürük ve temelsizdir. Çürük ve temelsiz bir ailenin saadeti de çok kısa ve muvakkattır.

"Nev-i beşerin hayat-ı dünyeviyesinde en cemiyetli merkez ve en esaslı zemberek ve dünyevî saadet için bir cennet, bir melce bir tahassüngâh ise, aile hayatıdır. Ve herkesin hanesi, küçük bir dünyasıdır. Ve o hane ve aile hayatının hayatı ve saadeti ise; samimi ve ciddi ve vefadarane hürmet ve hakiki ve şefkatli ve fedakârane merhamet ile olabilir." (Şualar, Dokuzuncu Şua)

İnsanı hayata hazırlayıp, onun maddî ve manevî terbiyesinin verildiği yer, ailedir. Dolayısı ile insana hareket veren ve insanın hayat yolculuğunda sağlam bir şekilde yürümesini temin eden ilk hareket merkezi aile hayatıdır.

Şayet aile hayatında verilen terbiye ve eğitim zayıfsa, o insan hayat yolculuğunda tökezleyerek ve zorlanarak ilerler. Aile hayatında verilen dinî eğitim ve terbiye sağlamsa hayatta da sağlam yürür.

Her insanın iman, ibadet, helal ve haramla alâkalı bilgileri öğrenmesi ve çocuklarına öğretmesi farzdır. Yani annelerimiz geleceğimizin teminatı olan gençleri yetiştirmede vazifeli oldukları için, evvela kendilerini İslâmî bilgilerle yetiştirmelidirler. Bu durum ihmal edilirse, annenin çocuklarına faydadan çok zararı dokunur. İslamî terbiyeden ve onun ulvî hakikatlerinden mahrum olan cahil bir anneden terbiyeli ve ahlâklı bir çocuk yetiştirmesi beklenemez. Beşiği sallayan el, dünyaya istikamet veren, tarihin akışını değiştiren eldir sözü darb-ı mesel olmuştur.

Evet, ebeveynin yerine getirmesi gereken en mühim vazifelerin başında; Cenab-ı Hakk’ın kulları üzerindeki hakkını ve kulların birbirine karşı olan vazifelerini anlatmak gelir. Ayrıca çocuğa, topluma zarar veren yalan, hile, hıyanet, sefahet, hayâsızlık ve iffetsizlik gibi kötü ahlâkın zararlarını da anlatmaları gerekir. Çocuğun terbiyesinde en birinci gaye, Allah ve Peygamber sevgisini onların kalp ve ruhlarına nakşetmektir. Çocuğun seviyesine uygun ibret verici hikâyeler ve güzel menkıbelerle bu sevgiyi tekid ve teyid etmek gerekir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...