"Bu makaledeki kavanin-i latife şu perişan esalîbden teberri ve nefret etmesi seni tağlit etmesin. Meselâ: Eğer bu kanunlar iyi olsaydılar, onları vaz' edene iyi bir ders-i belâgatı verecekler idi. Hem de güzel bir üslûbu giyecekler idi." İzahı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ey birader! Bu makaledeki kavanin-i lâtife şu perişan esalipten teberrî ve nefret etmesi seni tağlit etmesin. Meselâ, 'Eğer bu kanunlar iyi olsaydılar, onları vaz edene iyi bir ders-i belâgatı vereceklerdi. Hem de güzel bir üslûbu giyeceklerdi. Halbuki, onları vaz eden ise ümmîdir. Üslûpları dahi perişandır.' gibi bir vehme zâhip olma. Yahu, bu vehme ehemmiyet verme. Zira bir fende her bir ilim sahibi onda san'atkâr olmak lâzım gelmez. Hem de ile'l-merkeziye olan kuvve-i câzibe, ani'l-merkeziye olan kuvve-i dafiaya galiptir. Çünkü kulağın dimağa karabeti ve akılla sıla-i rahmi vardır. Halbuki mâden-i kelâm olan kalp ise, lisandan uzak ve ecnebîdir. Ve hem de çok defa lisan kalbin dilini tamamen anlamıyor. Lasiyyema, kalb bazen meselenin derin yerlerinden, kuyu dibinde gibi bir tıntın ederse, lisan işitemez; nasıl tercümanlık edecektir?"

"Elhasıl: Fehim ifhamdan daha esheldir, vesselâm..."(1)

Anlamak anlatmaktan daha kolay olduğu için, anlatanın bazı hata ve zorlanmalarını nezaketle karşılamak gerekir.

Muhakemat'ın üslubu çok müşkül ve karmaşıktır, ama içindeki mana ve kanunlar çok güzel ve latiftirler. Bu sebeple zahirdeki ve üsluptaki karmaşa ve müşkülata bakarak içindeki güzel kanun ve prensiplere kötü ve yanlış zanla bakma deniliyor. Zira müellif her fende uzman olamayabilir. Yani mana ve kanunlara vakıf iken, belagat ve üslupta acemi ve ümmi olabilir. Herkes her sahada mükemmel ve uzman olamaz.

Özet olarak, "Zahiri karmaşık olan Muhakemat’ın güzel ve nafi olan içeriğinde şüphe ve vehme kapılma." denilmek sureti ile üsluptaki zorluğa bir tarziye veriliyor. Hakikaten Muhakemat’ın üslubu çok zorlu ve müşkül iken, mana ve prensipleri harika ötesidir.

Bir insan manalarda çok liyakatli iken, onları ifade etmede o kadar liyakatli olamayabilir. Zira müellifin her sahada uzman olması gerekmiyor. Öyle ise ifade etmedeki zaafa bakarak manalar hususunda vehme kapılmamak gerekir. Üslup zor ve müşkül olabilir, ama mana ve içerik sağlam ve nafidir, diyerek, Muhakemat'tan tevahhuş (korkmak, ürkmek) edilmemesi gerektiğine işaret ediyor.

Muhakemat'ın zorlu üslubuna bakıp da müellifi hakkında olumsuz zanna girme gibi bir mana da buradan çıkarılabilir.

(1) bk. Muhakemat, İkinci Mesele (Unsuru'l-Belagat), On İkinci Mesele.

İlgili ders videosu için tıklayınız:
- Prof. Dr. Şadi Eren, Muhakemat Dersleri (36. Bölüm).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...