"Bu risaleyi okuyan eğer mütefennin değilse Birinci Şua’yı okumasın, ikinciden başlasın veya ahirde okusun." Mütefennin olmak nedir, Birinci Şua ile arasındaki bağ nasıldır?
Değerli Kardeşimiz;
"İsm-i Âzama ait nükteler, âzamî bir surette geniş, hem gayet derin olduğundan, hususan ism-i Kayyûma ait meseleler ve bilhassa Birinci Şuâı(HAŞİYE) maddiyyunlara baktığı için, daha ziyade derin gittiğinden, elbette her adam her meseleyi her cihette anlamaz. Fakat herkes her meseleden bir derece hisse alabilir."
"HAŞİYE: Bu risaleyi okuyan eğer mütefennin değilse Birinci Şuâyı okumasın, ikinciden başlasın veya âhirde okusun." (Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Altıncı Nükte)
Risale-i Nur bağlamında "mütefennin", özellikle pozitif bilimlere (fizik, kimya, biyoloji, astronomi vb.) aşina olan, bilimsel düşünce yapısına sahip, bilimsel delillerle akıl yürütebilen ve felsefi tartışmalara yabancı olmayan kişiyi ifade eder.
"Mütefennin", Arapça "fen" (ilim, bilim) kelimesinden gelir. "Mütefennin" demek: Farklı ilim dallarında bilgili olan, akıl ve mantıkla düşünebilen, felsefe, tabiat ilimleri ve mantık konusunda temel malumatı olan kişi demektir.
Bediüzzaman Hazretleri bu tabiri, özellikle fen, felsefe ve modern ilimlerle meşgul olmuş, o dünyaya hitap eden kişileri tarif için kullanır. Bu kişiler, genellikle soyut ve derin konuları bilimsel bir perspektifle ele almaya alışkın oldukları için, bazı karmaşık argümanları daha kolay kavrayabilirler. Anlama ve kavrama becerisi üst seviyede olan kişileri ifade eder. Mütefennin insanlara hitap eden konular normal ve avam insanlara ağır ve anlaşılmaz gelebilir.
Daha sonraki ifadelerde bu incelik zaten vurgulanıyor; “...maddiyyunlara baktığı için, daha ziyade derin gittiğinden elbette her adam her meseleyi her cihette anlamaz.”
Materyalist zihniyete hitap etmek, genellikle somut, akli ve bilimsel argümanları kullanmayı gerektirir. Bu da konuyu daha incelikli ve derinlemesine ele almayı zorunlu kılar. Oysa basit ve avam düşünceli insanların bu tarz derin ve soyut meseleleri kavraması çok güç olabilir. "Buna dikkat ederek okumakta fayda vardır." diye anlıyoruz.
Birinci Şua kâinatın en küçük zerresinden en büyük galaksilere kadar her şeyin, Allah'ın Kayyûm isminin tecellisiyle varlığını sürdürdüğünü, bir an bile başıboş bırakılmadığını ve mükemmel bir düzen içinde işlediğini akli delillerle ispat etmeye odaklanır. Özellikle maddeye ve doğa kanunlarına aşırı önem veren "maddiyyun" (materyalistler) için, bu kainat düzenin ilahi bir irade tarafından sürekli ayakta tutulduğunu göstermeyi amaçlar.
Özetle İsm-i Âzam Risalesi, özellikle Kayyûm ismi içindeki Birinci Şuâ;
Maddenin yaratılışı,
Varlığın ayakta durması,
Tabiatçılığın çökertilmesi,
Allah’ın her şeyi ilim ve kudretiyle tutması gibi meseleleri işler.
Bu meseleler:
Maddiyyun (materyalist) felsefeye cevap verir,
Modern bilimle aklı karışmış kişilere seslenir,
Varlığın perde arkasını anlatır.
Üstad Hazretleri bu risaleyi yazarken, “madde”yi ilahlaştıran felsefeye tokat vurur. Bu yönüyle, derin, geniş ve yoğun aklî bir muhteva taşır.
İşte bu yüzden diyor ki: “Eğer mütefennin değilse, Birinci Şuâı sona bıraksın. Çünkü meseleler derin ve akıl yürütme gerektiriyor.”
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Reşha, Zühre ve Katre bahsinde geçtiği üzere, hakikati çıplak göremiyor. İlmin nescettiği hicapların halfinde müşahede eder. Zira o kültüre alude olduğu için, bir kısım düsturları layetezelzel teslim eder.