"Cihazat-ı insaniyeyi hayvanlıktan aşağı düşürüp, hikmet-i İlâhîyeye iftira ve zulmetmek" ile Üstadımız'ın uçak için "Nevim namına iftihar ediyorum." demesini nasıl anlayabiliriz?
Değerli Kardeşimiz;
Cenab-ı Hakk'ın insanlara lütfettiği büyük ihsan ve ikramlar vardır. Bunların bazılarını yanlışta kullanabilir, bazılarını da doğru ve istikametli kullanabilir. Üstadımız "kafirlerle iftihar ediyorum, insanların sefahetleriyle iftihar ediyorum" demiyor. Aksine insanlığa yakışan bir manzara karşısında (uçağın uçurulması v.s. gibi) bunu insan nevine yapılan bir ilahi ikram olduğu için ve insanlık da bu istidatlarını güzelce kullanıp o noktadan bütün mahlukatın üstüne çıkabildiği için "nevimle iftihar ediyorum" diyerek, insanların diğer mevcudat içerisindeki makamına dikkat çekiyor.
Günahlarda kullanılan alet ve cihazatın hikmet-i ilahiyeye zulmetme anlamında olması ise şöyle izah edilebilir: Bir zat, birine son model bir araba hediye etse, hediyeyi alan kişi de onu kümes yapıp içinde tavuk beslese, o kıymetli aracı en kıymetsiz bir işte kullanmış, arabayı yapan zatın hikmetine iftira etmiş ve ona manen zulmetmiş olur.
Bu misali bütün organlarımıza ve duygularımıza uygulayabiliriz:
Meselâ; elimizle her türlü işimizi görür, kalemi tutup düşüncelerimizi yazıya döker, gerektiğinde de kendimizi saldırılardan koruruz. Bu kıymetli organı, sadece, insanları dövmekte, hırsızlık yapmada kullananlar elin yaratılış hikmetine zulmetmiş olur.
Bütün organlarımızı ve ruhumuza takılan latifeleri bu şekilde düşünebiliriz. Bunları sadece dünya için, menfaat için, şehvet için kullanan insan, ilahi hikmete zıt hareket etmiş olur ve “hayvandan daha aşağı” bir derekeye düşer.
Bu konuya, “İman hem nurdur, hem kuvvettir.”, “İman insanı insan eder.” “Her hasenat gibi cesaretin de membaı imandır.” gibi derslerin ışığında yaklaştığımızda, fennî keşiflerin ve medeniyet harikalarının küfür karanlığını örtecek kadar önemli bir ışık olmadığını yakinen anlarız. O fenlere talip olmak, o sahada gösterilen başarıları tebrik etmek ve onlara müşteri olmak ayrı bir meseledir.
“Terakkiyat-ı beşeriyenin kısm-ı a'zamı ve keşfiyatları, bir nevi dua neticesidir. Havarik-ı medeniyet dedikleri şeyler ve keşfiyatlarına medar-ı iftihar zannettikleri emirler, manevî bir dua neticesidir. Hâlis bir lisan-ı istidad ile istenilmiş, onlara verilmiştir.”(1)
Ancak bunlar insana sadece dünyada menfaat sağlar, iman yoksa ahiret için hiçbir faydası yoktur. Asıl mesele ve gerçek kemalat insanın kalp, ruh, akıl gibi latifelerini, bütün aza ve duygularını imanın ve Kur’an'ın nuru ile tenvir etmesi, onları hususî bir vazife-i ubudiyet ile meşgul etmesidir.
“Evet, hakikî terakki ise; insana verilen kalb, sır, ruh, akıl hattâ hayal ve sair kuvvelerin hayat-ı ebedîyeye yüzlerini çevirerek, her biri kendine lâyık hususi bir vazife-i ubûdiyet ile meşgul olmaktır.”(2)
Dipnotlar:
(1) bk. Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup, Birinci Zeyl.
(2) bk. Sözler, Yirmi Üçüncü Söz, İkinci Mebhas.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
hikmet-i İlahiye'ye iftira ve zulmettin.. cümlesinde "iftira" kelimesinde ne anlatılmak istenmiştir?
Günahlarda kullanılan alet ve cihazatın hikmet-i ilahiyeye iftira anlamında olması ise şöyle izah edilebilir: Bir zat, birine son model bir araba hediye etse, hediyeyi alan kişi de onu kümes yapıp içinde tavuk beslese, o kıymetli aracı en kıymetsiz bir işte kullanmış, arabayı yapan zatın hikmetine iftira etmiş ve ona manen zulmetmiş olur.
Evet her aza ve cihaz için bunu uygulayabiliriz: Mesela Allah gözü ibret ve tefekkür için yaratmışken, bir insan haramlarda ve günahlarda kullanırsa -adeta- "ya Rabbi bu gözü sen bana bunun için yaratmışsın" demek istiyor ki, bu da İlahi hikmete iftira etmektir.
Mesela Allah aklı ilahi bir kütüphane olan evrenin bütün unsurlarını hikmet ve iman nazarıyla tefekkür edip imanını kuvvetlendirmesi gerekirken, bunu insanları aldatmada veya küfürde kullanması yine aklın yanlış bir şey için yaratıldığını ilan ve ima etme anlamına geldiği için iftira anlamına gelmektedir.
Öncelikle başlıktaki suallerin birbirleri ile bağlantılı olduğunu düşünmüyorum. Verilen cevabın da içerik olarak yetersiz ve tatmin edici bulmadım. Çalışmalarınızdan dolayı Allah razı olsun.
Cevaplar çok güzel Allah razı olsun
Hikmeti ilahiyeye iftira konusunuda yorumlarda okuyunca biraz daha iyi anladım.
Fakat yinede kalbim tam mutmain olmadı. Acaba bunun tek manası böylemidir. Başka manalarda olabilir mi. Eğer mümkünse biraz daha açıklayabilir misiniz ?
"İftira" Kelimesinin Genel Anlamı
Normalde iftira, birine yapmadığı veya söylemediği bir şeyi isnat etmek, yani yalan yere suçlamak demektir.
"Hikmet-i İlahiye" Kavramı
Hikmet-i İlahiye (İlahi Hikmet), Allah'ın (c.c.) bütün fiillerindeki ve yarattığı her şeydeki en derin, en mükemmel, en adil ve en faydalı amacı ve sırrı ifade eder. Kainatta hiçbir şeyin abes (boş, faydasız) ve tesadüfî olmadığına, her şeyin bir gayeye hizmet ettiğine dair inancın temelidir.
Cümledeki "İftira"nın Anlatılmak İstediği
"Hikmet-i İlahiye'ye iftira ve zulmettin" ifadesinde, bir kişinin İlahi Hikmete iftira etmesi şunları ifade eder:
Abesiyet ve Faydasızlık İsnadı
Bir kulun, Allah'ın yarattığı veya başımıza gelen bir olayın (özellikle musibetlerin, zorlukların veya ölüm gibi görünen hadiselerin) boş, anlamsız, faydasız, amaçsız (abes) veya manasız olduğunu düşünmesi ya da dile getirmesidir.
"Bu olayda hiçbir hayır yok," veya "Bu yaratılışın ne gereği var?" gibi sözlerle, İlahi Hikmet'in her şeyi bir amaçla yarattığı gerçeğini yalanlamak. Bu, Haşa, Allah'ı abes iş yapmakla suçlamaktır.
Noksanlık ve Kusur İsnadı
Allah'ın koyduğu düzenin, işleyişin veya takdir ettiği bir hükmün noksan, kusurlu veya eksik olduğunu zannetmek.
İlahi düzendeki bir detayı beğenmeyip "Şöyle olsaydı daha iyi olurdu," diyerek, mutlak ve mükemmel olan Hikmet'e kusur isnat etme cüretini göstermektir.
Zulüm İsnadı (İftira ve Zulmettin İlişkisi)
İlahi Hikmetin mutlak adaletine rağmen, bir olayın haksızlık (zulüm) olduğunu düşünmektir. Cümledeki "zulmettin" kelimesi de bu iftiranın bir sonucu olarak gelir.
Başına gelen bir musibetten dolayı, "Bu benim hakkım değildi, haksızlığa uğradım," diyerek, Mutlak Adil olanın (Allah'ın) kendisine haksızlık yaptığını ima etmesidir. Bu tavır, İlahi Hikmet'in her işinin ardında en büyük adalet ve rahmetin bulunduğunu yalanlamaktır.
Sonuç Bu bağlamda "iftira" kelimesi, Allah'ın fiillerindeki mükemmel gayeyi, adaleti ve hikmeti inkâr etmeye veya O'nun işlerini abesiyet, kusur ve zulümle nitelemeye kalkışmak suretiyle, aslında O'nun Zât'ına ve Hikmetine büyük bir yalan isnadında bulunmayı anlatmaktadır.
Arabanın Kümese Dönüşmesi Örneği
Arabanın Hikmeti (Gayesi): Hızlı ve konforlu ulaşım sağlamak.
Yanlış Kullanım: Kümes yapmak.
İftira Anlamı: Arabayı yapan mühendise, "Sen bu değerli ve kompleks aracı en basit ve kıymetsiz bir iş olan tavuk beslemek için mi yaptın?" diye manen sormaktır. Bu, mühendisin sanatını ve amacını küçümseme ve yalanlama (iftira) demektir.
Allah'ın insana verdiği göz, akıl, kalp, el, dil gibi paha biçilmez cihazları, onları Yaratan'ın takdir ettiği en yüksek (ibadet, iman, marifet) yerine, en alçak (geçici şehvetler, haramlar, dünyaya dalma) işlerde kullanmaktır.
Bu izahata göre, günah işlemek sadece bir emre karşı gelmek değil, aynı zamanda:
Hikmete karşı gelmek yani o organın yaratılış amacına (hikmetine) aykırı davranmaktır.
O organın yanlış bir amaç için yaratıldığına dair manevi bir iddiada (iftirada) bulunmaktır.
Hem kendine (nefsine) hem de o cihazın hakkına haksızlık (zulüm) etmektir.
Bu perspektif, günahı sadece bireysel bir kusur olmaktan çıkarıp, tüm varlık sisteminin ve İlahi Takdirin amacına karşı yapılmış bir saygısızlık ve suçlama olarak görmemizi sağlar.
Allah sizlerden razı olsun
Teşekkür ederim