"O Şems-i Ezelînin tecellîsine mazhariyetle, kavânin-i hikmetine ve desâtir-i ilmiyesine ve nevâmis-i kudretine irtibat peydâ eder." cümlesindeki tabirleri izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Öyle de وَ ِللهِ الْمَثَلُ اْلاَعْلٰى eğer hadsiz eşya ve mahlûkat Vâhid-i Ehade verilse, o vakit o irtibatla herşey birer mazhar olur. O Şems-i Ezelînin tecellîsine mazhariyetle, kavânin-i hikmetine ve desâtir-i ilmiyesine ve nevâmis-i kudretine irtibat peydâ eder. O vakit, havl ve kuvvet-i İlâhiye ile her şeyi görür bir gözü ve her yere bakar bir yüzü ve her işe geçer bir sözü hükmünde bir cilve-i Rabbâniyeye mazhar olur."(1)

Kavânin-i hikmet; Allah'ın kainatta yerleştirdiği Hikmet kanunları, kuralları, prensipleri anlamına geliyor. Her şey Hakim isminin kanunları çerçevesinde yaratıldığı için, eşya sayısız fayda ve hikmetlerle yaratılmaktadırlar.

Mesela Allah, bir karaciğere dört yüz vazife takmak yerine, her vazife için ayrı bir karaciğer yaratsa idi, insan büyük bir et parçası haline gelir, hikmet ve iktisada uygun düşmeyen bir şekle ve cisme bürünürdü.

Yine bir ton elma vermek için bir ağaç yaratmak yerine, her bir elma için ayrı bir ağaç yaratmış olsa idi, daha kısa, daha hafif ve daha kolay bir yolu terk etmiş olurdu. Ve hikmet ve iktisada zıt hareket etmiş olurdu. Örnekleri çoğaltmak mümkün. İşte her şey ve her zerre Allah namına iş yapmakla sonsuz hikmetiyle irtibat kurar ve zatında kemali iken sonsuz mükemmellikte işler yapar.

Desâtir-i ilmiye; ilmin düsturları ilmin kuralları ilmin prensipleri anlamına geliyor. Kainatta her şey, ilim sıfatının ölçü ve prensipleri ile yaratılmışlar ve yaratılıyorlar. Bunun en büyük ispatı kainatı inceleyen fen ilimleridir. Fizik, kimya, biyoloji, coğrafya, astronomi vesaire gibi ilim dalları kainatta tecelli eden ilim sıfatının tecellilerini araştırıp inceliyorlar. Kainatta ilahi bir isim olan Alim isminin prensipleri işliyor olmasa idi, bugün fen ilimleri diye bir şey olmazdı. İşte her şey ve her zerre zatında cahil iken, Allah'ın sonsuz ilmine ayine olması hasebiyle, sonsuz ilim sahibi gibi işler görebilmektedir.

Nevâmis-i kudret; kudretin kanunları anlamına geliyor. Çoğul kalıp olan nevamis ya da tekili olan namus, kural anlamına geliyor. Kainatta nasıl hikmet ve ilim sıfatlarının kural ve prensipleri işliyor ise, aynı şekilde İlahi kudretin kanunları da işliyor. Örneğin suyun kaldırma kanunu, yerin çekim kanunu, İlahi kudretin birer namusları ve kuralları niteliğindedir. İşte zatında hiçbir kuvvet ve kudreti olmayan bir zerre, Allah'a intisap ederek bütün kainattaki kudret kanunlarına irtibat peyda ederek ona göre adım atar ve iş yapar.

(1) bk. Mektubat, Yirminci Mektub'un Onuncu Kelimesine Zeyl.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...