"Bütün zamanların hâcâtına dar gelmeyen efkârları olduğu halde..." Nasıl dar gelmez, "selef" tabiri ile açar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Selef" kelimesi ile işaret edilen dönem sahabe, tabiin ve tebe-i tabiin dönemleridir ki, bu dönemin insanları bizzat Peygamber Efendimiz (asm)'in manevi iklimi altında terbiye gördükleri için, hepsi ayrı bir meziyet, ayrı bir kemal, ayrı bir fazilet ile nam salmışlar.

Bu üç dönemin dışındaki diğer dönemler Peygamber Efendimiz (asm)'in manevi ikliminden uzaklaştıkça, safiyet ve derinlik de o nisbette azalmış, feyiz ve bereket düşmüştür. Ekseriyetle müçtehit ve mezheplerin bu üç dönemde teşekkül etmiş olması da bu yüzdendir. İslam’ın diğer dönemleri bu üç dönem kadar varlık, feyiz ve bereket gösterememişlerdir.

Sahabe, tabiin ve tebe-i tabiin döneminin müçtehitleri öyle halis, derin ve öyle geniş bir içtihat etmişler ki, âdeta kıyamete kadar bütün ihtiyaçları karşılamışlar. Geriye kalan ufak tefek meseleler de kıyas yolu ile hallediliyor.

Nazari fıkıh anlayışı, akla ve hayale gelecek her suale cevap vermeye sebep olmuştur. Bu nedenle sadece meydana gelen problemlere değil, ileride olabilecek her şey sorulmuş ve cevaplar verilmiştir.

Mesela, İmam-ı Azam Hazretlerinin ders halkasında halledilen fiilî ve nazar fıkıh meselelerinin sayısı beş yüz bini aşmıştır. Her bir mesele bir sahife tutsa, beş yüz bin sahife eder. Bunun içinde bir sahife tutmayan az çıkar, iki üç sahife tutanlar ise çoktur.

Demek ki, selef-i salihinin “bütün zamanların hâcâtına dar gelmeyen efkârları” var...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...