"Büyük bir memurun, memuriyet makamında bulunduğu vakit bir şahsiyeti var ki, vakar iktiza ediyor, makamın izzetini muhafaza edecek etvar istiyor." ciddi ve mesafeli durulması halinde sevilmeyeceği ve sözünün dinlenmeyeceğini düşünüyorum, ne dersiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bir insanın müteaddit şahsiyeti olabilir. O şahsiyetler ayrı ayrı ahlâkı gösteriyorlar. Meselâ, büyük bir memurun, memuriyet makamında bulunduğu vakit bir şahsiyeti var ki, vakar iktiza ediyor, makamın izzetini muhafaza edecek etvar istiyor. Meselâ, her ziyaretçi için tevazu göstermek tezellüldür, makamı tenzildir. Fakat kendi hanesindeki şahsiyeti, makamın aksiyle bazı ahlâkı istiyor ki, ne kadar tevazu etse iyidir. Az bir vakar gösterse, tekebbür olur. Ve hâkezâ..."(1)

Makamda ciddiyet ve vakar göstermek, insanlara karşı asık suratlı olmak, kırmak ve mesafe koymak mânasına gelmiyor. Makamda vakar ve ciddiyet göstermek, o makamın izzetini muhafaza etmek, su-i istimal ettirmemek ve işleri idare edilemez bir hale getirmemek demektir.

Makam sahibi olan kişi, güler yüzlü, yumuşak huylu olduğu hâlde vakar ve ciddiyetini koruyabilir, ikisi birbirine zıt değildir. Yılışık ve laubali olmak ile güler yüzlü ve yumuşak huylu olmak aynı şey değildir. Güler yüzlü ve yumuşak huylu olmak ile ciddiyet ve vakar cem olabilir.

Menfaatperest insanlara taviz vermek, yüz vermek ve tevazu göstermek tezellüldür, makamı tenzildir. Ama normal bir iş için gelen ve makul taleplerde bulunan vatandaşlara güler yüzlü davranmak zillet değil, güzel bir haslettir. Çünkü o makam vatandaşa hizmet etmek için kurulmuştur.

Benzer tavırlar aile hayatı içinde geçerlidir. Çocuğun terbiyesi ise, bazen ciddiyet ve vakar bazen de şefkat ve merhamet lazım. Çünkü sürekli bir ciddiyet çocuğun ruh dünyasını zedeler. Çocuğa sürekli yumuşak davranmak, her dediğini yapmak onu şımartır, ciddi ve sert davranmak da onun istidatlarını köreltir, kaba, sert ve sadist olur. Bu yüzden mukteza-yı hâle göre hareket etmek lazımdır.

"... Fakat kendi hanesindeki şahsiyeti, makamın aksiyle bazı ahlâkı istiyor ki, ne kadar tevazu etse iyidir. Az bir vakar gösterse, tekebbür olur. Ve hâkezâ..."

Fakir bir adam, zengin birinin evine gitse, haysiyet ve şerefini muhafaza için ihtiyaç sahibi olduğunu belli etmemesi gayet güzel bir davranıştır. Ama zengin birinin, varlıklı olduğunu belli etmemesi alçakgönüllü davranması güzeldir.

İnsan hem mütevazı hem de vakarlı yani ağırbaşlı olmalıdır. Tevazuda aşırı gitmek insanı zillete düşürür, vakarda aşırılık ise kibre götürür. Gurur ile vakar, tevazu ile ciddiyet birbiriyle karıştırılmamalıdır.

Bir valinin makamındaki ciddiyeti ve ağırbaşlılığı vakardır ve güzel bir davranıştır, aynı makamında tevazu ve alçakgönüllü olması zillettir, o makamın izzetine haleldir.

Bir amirin makamındaki ciddiyeti vakar, mahviyeti ise zillettir. Zira makamın izzeti vakar ve ciddiyeti iktiza eder. O amirin dışarıdaki ve evindeki ciddiyeti kibir, mahviyeti ise tevazudur. Onun evinde misafir efendi, kendisi ise hadimdir.

Garibanların, kimsesizlerin, düşkünlerin hatırlarını sormak, maddî ve manevî yardımda bulunmak tevazu olduğu gibi, onlara tepeden bakmak, rencide etmek de gururdur.

Alçakgönüllülüğün zıddı büyüklenmek, kendini beğenip başkalarını küçük görmektir.

Burada ahlakî keyfiyetler durum ve makama göre değişiklik gösteriyor, karıştırmamak lazımdır.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, İkinci Mebhas.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

muratmuzaffer
Allah (celle celaluhü) razı olsun.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...