"Çünkü ecel birdir, değişmez." Kader risalesinde; "kaderin sebep ve müsebbebe bir baktığı", meselesiyle bu öldürme hadisesini nasıl telif edeceğiz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kader Risalesi'nde manen terakki etmeyen avamın, mazideki hadiselere kader noktasından bakarak yeis ve hüzünden kurtulacakları kaydedilir. Üzüntüye sebep olan hâdise mazide meydana gelmiş ve şu anda artık dönüşü olmayan bir yola girilmiştir. İnsanın cüz’î iradesine, o hâdisenin istikametini değiştirme noktasında, bir vazife düşmemektedir. Bir şey yapamayışın bir neticesi olarak yeise düşüp üzülmemek için, mazideki hâdiseler kadere verilir: “İlâhî takdir böyle imiş, bunda da bir hayır vardır.” denilerek ruhlar azaptan kurtarılır.

İstikbal hâdiseleri için böyle düşünmek, insanı sefahete ve atalete (tembelliğe) atar. Yani, “Kaderimde varsa olur.” diyerek sebeplere teşebbüs etmemek yahut “Benim kaderimde sefih olmak varmış.” deyip yanlış yolda devam etmek, kaderin yanlış kullanılmasıdır ve insanı menfî neticelere götürür.

“Manen terakki etmeyen avam içinde kaderin cây-ı istimali var. Fakat o da maziyat ve mesaibdedir ki, yeisin ve hüznün ilâcıdır. Yoksa measi ve istikbaliyatta değildir ki, sefahete ve atalete sebeb olsun.”(1)

“Kaderin, sebeple müsebbebe bir baktığı” meselesine gelince, Üstad'ın verdiği tüfek atma misalinde olduğu gibi, “şu netice şu sebeple vuku bulacak” diye ilm-i İlâhide bilinmektedir. Eğer tüfeğin atılmamasını düşünsek, hâdisenin öteki yarısı hakkına bir şey söyleyemeyiz.

Hapishanede Üstad'ın nasihat ettiği kesimde durum farklıdır; yani tüfek atılmış ve adam ölmüştür. Hâdise vukua gelmiştir, geriye dönüş de mümkün değildir. En iyisi kadere razı olup hem yeisten ve hüzünden kurtulmak, hem de yeni cinayetlerin önüne böylece geçmektir.

(1) bk. Sözler, Yirmi Altıncı Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...