"Dua bir sırr-ı azim-i ubudiyettir." cümlesini izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Her şeye muhtaç olarak yaratılan insan acizliğini, fakirliğini ve kusurunu anlar; “Her şeyin dizgini elinde her şeyin hazinesi yanında her şeyin yanında nazır her mekânda hazır, mekândan münezzeh, aczden müberra, kusurdan mukaddes, nakıstan mualla bir Kadîr-i Zülcelâl, bir Rahîm-i Zülcemâl, bir Hakîm-i Zülkemâl”in (Sözler, 23. Söz, İkinci Mebhas) dergâhına iltica eder ve ondan medet ister. Bu da kulluğun ve ibadetin özü ve esasıdır.
Dua; kulun Cenab-ı Hak’tan inayet istemesi, niyazda bulunması, ona sığınması, kendi acizliğini ve fakirliğini her şeye gücü yeten Kadîr-i Mutlaka mahviyet içinde arz etmesidir.
Dua ubudiyettir; yaratılışın, kulluğun, iman ve itimadın lazımıdır. Dua, Allah ile kul arasında en mühim bir vasıta, yüksek bir nisbettir. Allah duada ileri giden kullarını çok sever ve taltif eder. Allah tarafından sevilip taltif edilmek isteyen kişi, dua ile halini ona arz etmeli ve ubudiyetin bu büyük sırrına erişmelidir.
Çok aciz ve elinden hiçbir iş gelmeyen bir bebek, nasıl ihtiyaçlarını ve arzularını anne ve babasına ağlamak suretiyle bildiriyorsa, aynı şekilde şu kâinat beşiğinde aciz ve elinden hiçbir şey gelmeyen insan da meramını ve arzularını dua vasıtası ile Rabbine bildirir. Rabbimizin, dualarımızı işitip bize karşılık vermesi ve bizi ciddiye alıp kendine muhatap yapması, en büyük bir şereftir.
İşte dua, Allah ile kul arasında en büyük bir vasıta, en tatlı bir mükâleme ve tevhidin en parlak bir nişanesidir.
İnsan, Allah’ın sonsuz sıfatları ile her şeyi kuşattığını ve her şeyden haberdar olup her muhtacın sesini işittiğini, ancak dua ve ibadet vasıtası ile idrak edebilir. Dua ve ibadeti terk eden birisi, hakikat noktasında sağırdır ve zifiri bir karanlığın içindedir.
İşte duanın içindeki bu manalar, duanın büyük sırlarıdır.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Dua bir ubudiyettir, Allah rızası için yapılır. Yoksa, maksada ulaşmak için değil. O zaman biz birilerinden dua isterken de onun ibadet etmesini niyet ederek mi istemeliyiz?
İhtiyaçlar, duanın sadece bir sebebi ve vaktidir. Biz dua etmemiz gerektiğini bu sebep ve ihtiyaçlardan anlıyoruz. İhtiyaçlar, bir nevi dua etme vaktinin üzerinde bir levha ve bir temsildirler. Biz bu levhaları gördüğümüz zaman duanın vaktinin geldiğini anlarız. Tıpkı akşam ezanı okunduğunda, akşam namazının vaktinin girdiğini anladığımız gibi.
Kendimiz için geçerli olan dua şartları, başkasından istediğimiz dua için de geçerlidir. Yani aynı ubudiyet mânası başkasından istediğimiz duada da caridir.
Duanın kabul olma mânasında ise, kabul bir emare, bir işarettir. Yani yapılan duanın Allah katında makbul olduğunun adıdır. Ama kabulün kıstasları değişiktir. Bazen duaya anında cevap verilir, bazen gecikmeli olarak verilir, bazen de ahirette te’hir edilir. Her durumda da duaya cevap verilmiş olur. Allah’ın duaya cevap vermesi kabul olmanın en bariz ve zahir alametidir.
Biz bazen bu alametleri peşinen dünyada göremediğimiz için, kabul olmadı zannına kaplıyoruz. Hâlbuki peşinen cevap vermek, kabulün mutlak şartı değildir. Şartlarından sadece bir tanesidir. Kabul olmak da olmamak da caiz ve cari bir hakikattir.