"Duanın neticesi uhrevidir." Bu durum, dualarda tembelliğe sebep olabilir mi?
Değerli Kardeşimiz;
Güneş'in doğup doğmaması namazımızı etkilemediği, yani tembelliğe sebep olmadığı gibi, hasta iken, aczimizi ve fakrımızı anlayarak yapacağımız dualarda da tembellik söz konusu olmamak icab eder. Çünkü hastalığın zaten en mühim hikmetlerinden birisi de aczimizi anlayıp sonsuz kudret sahibi olan Rabbimize iltica etmektir. Bu ise bir ibadettir, neticesi ise uhrevidir.
Üstad'ımızın yağmur namazı için verdiği misali ölçü alabiliriz:
"Gerçi yağmur namazının zahir neticesi yağmurun gelmesidir; fakat asıl hakiki, en menfaatli neticesi ve en güzel ve tatlı meyvesi şudur ki: Herkes o vaziyetle anlar ki, onun tayınını veren babası, hanesi, dükkânı değil; belki onun tayınını ve yemeğini veren, koca bulutları sünger gibi ve zemin yüzünü bir tarla gibi tasarrufunda bulunduran bir Zat, onu besliyor, rızkını veriyor. Hatta en küçücük bir çocuk da daima aç olduğu vakit validesine yalvarmaya alışmışken, o yağmur duasında, küçücük fikrinde büyük ve geniş bu manayı anlar ki: 'Bu dünyayı bir hane gibi idare eden bir Zat, hem beni hem bu çocukları hem validelerimizi besliyor, rızıklarını veriyor. O vermese, başkalarının faydası olmaz. Öyleyse ona yalvarmalıyız.' der, tam imanlı bir çocuk olur." (Emirdağ Lahikası-I, 14. Mektup)
İnsan, peşin mükâfata müptela olduğu için elbette ki, muaccel ücretin verdiği gayreti, sonradan verilen ücretler de bulmak mümkün olmayabilir. Hizmetin ücreti hizmetin içindedir seviyesine vardığımızda, o peşin ücretin verdiği hızı yakalamış oluruz. Üstad Hazretleri duadaki, peşin ücretin ne olduğunu şöyle ifade etmektedir:
"Duanın en güzel, en lâtîf, en leziz, en hazır meyvesi, neticesi şudur ki:
"Dua eden adam bilir ki, birisi var ki onun sesini dinler, derdine derman yetiştirir, ona merhamet eder. Onun kudret eli her şeye yetişir. Bu büyük dünya hanında o yalnız değil; bir Kerîm Zat var, ona bakar, ünsiyet verir. Hem onun hadsiz ihtiyâcâtını yerine getirebilir ve onun hadsiz düşmanlarını defedebilir bir Zâtın huzurunda kendini tasavvur ederek bir ferah, bir inşirah duyup, dünya kadar ağır bir yükü üzerinden atıp اَلْحَمْدُ ِللّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ der." (Mektubat, 24. Mektup, Birinci Zeyl.)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü