"Dünyaperestlik esasatı olan ahlâk-ı seyyieden tecerrüd et, fâni ol. Daire-i mülkünde ve malındaki eşyayı Mahbub-u Hakikî yolunda feda et..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Peygamber Efendimizin (asm) ifadesi ile "Dünya muhabbeti bütün hataların başıdır."(1) O halde, kötü ahlâktan sıyrılmanın yegâne yolu kalbimizden dünya sevgisini atmaktır.

İnsanın ebedî saadete mazhar olması ancak bu dünyanın fani süfliyatını ve haramlarını terk edip, kalbine sadece Allah’ın muhabbetini yerleştirmesi ile mümkündür.

İnsanın dünyayı terk edip âhirete yönelebilmesi de ancak dünyanın üzerine vurulmuş fanilik damgasını okuması ile gerçekleşir. Yani ebedî âlemden başka bir şey ile tatmin olmayan insanın fıtratı, fani olan bu dünya ile tatmin olmaz ve olamaz. Öyle ise insan her şeyin üzerindeki fanilik damgasını görmeli, sevdiği ve perestiş ettiği şeylerin hakiki sahibinin Allah olduğunu unutmamalı, onları da onun namına sevmelidir. Zira bütün güzelliklerin, ihsanların ve hayırların asıl membaı onun esmâ ve sıfat tecellileridir.

Allah insana kendi cemal ve kemalini sevecek ve fani güzelliklerle tatmin olmayacak genişlikte bir kalp vermiştir. İnsanın bu geniş kalbi ancak ebedî ve solmayan bir güzellik ile mutmain olabilir.

İnsanın, saçından tırnağına, gözünden midesine, aklından hayaline kadar her nesi varsa hepsi ona İlâhî bir ihsan, bir ikramdır. Bunları bilen, bilmekten de öte bizzat yaşayan bir insanın vicdanı, Allah’ı bilme tanıma ve ona sonsuz bir muhabbet besleme özelliğine sahiptir.

"Bekaya giden yol, fenâdan gidiyor." cümlesini izahına gelince, bu cümlenin izahı bir sonraki cümlede şöyle yapılıyor:

"Nefs-i emmare cihetiyle fena bul ki baki olasın."

Çekirderler, tohumlar toprak altında fena bulmakla, yani varlıklarını o alemde feda etmekle hava aleminde sümbüllenirler, büyürler ve hakikatleri kuvvetlenir. İnsanın da toprağı ubudiyet ve ihlastır, suyu İslamın emirleri, ziyası ise imanın nurudur. İşte hayatını bu şartlarda fani eden insan beka bulur, yani ebedi saadete mazhar olur.

1) bk. Beyhakî, Şuabu'l-İman 7/338, No: 10501; İmam Gazali, İhya, III, 454.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 10.544
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Kullanıcı

"Daire-i mülkünde ve malındaki eşyayı Mahbub-u Hakikî yolunda feda et."

Bu cümleyi nasıl anlamalıyız?

Varlığımızda neyimiz var neyimiz yok sadaka ver denilmek mi isteniyor? Böyle birşey ağır olur. Gerçi farz olan zekât dahi kırkta birdir. Sadaka böyle değil. 

Hem bu cümle bize verilen emanetleri de hatırlatıyor, göz kulak vs. Bu cihazların helal dairede kullanılması ve gereğinin yerine getirilmesi gibi. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Burada feda etmek iman, niyet, tasavvur ve tefekkür açısından kastediliyor sadaka vermek bu imanın neticesinde kişiye kalmış kimisi tüm malını Allah yolunda harcar kimisi ruhsat ile sadece zekatını verir. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Kullanıcı

Bu direkt Altıncı sözdeki bahse bakıyor. Orayla bağlantılıdır diyebiliriz. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...