"Ebu Talib'in, inkâra ve inada değil, belki hicab ve asabiyet-i kavmiye gibi hissiyata binaen makbul bir iman getirmemesi..." Burada "hicab" diye bahsedilen kelimeyi nasıl anlamalıyız? Ebu Talib'in inanmamasıyla hicabın ne alâkası var?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hicab, burada utanmak, sıkılmak, bir şeyden hayâ etmek mânasına geliyor. Ebu Talib eski örf ve dinini terk etmeyi hicab olarak görüyor, İslam’a girmesi halinde insanların kendisini kınamasından çekiniyor ve sıkılıyor. Maalesef bu yersiz ve yanlış hicab duygusu da onun iman etmesine engel oluyor. Nitekim peygamber Efendimiz amca sı Ebu Talib’e iman etmesi noktasında ısrar edince cevaben: “Yeğenimvallahi, benden sonra, sana ve atalarının oğluna, çok yaşlanmaktan dolayı bunaklık atfetmeleri korkusu olmasaydı, istediğin şeyi söyleyip sana tabi olurdum. Kureyş o istediğin sözü; ölümden korkarak söylediğimi zannedecekleri için söylemeyeceğim.” diyerek hicab duygusunu dile getirmiştir.

Benzer cahiliye davranışları günümüzde de mevcuttur. Mesela, düğünde kadın erkek bir arada oynamak ve çalgı çalmak örf haline geldiği için, bazı dindar insanlar bile “millet ne der, ayıp olur” korkusu ile çalgıcı tutabiliyor. Halbuki bu korku ve çekingenlik batıl bir hicaptan ibarettir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...